YÛNUS SÛRESİ 1. AYET
الر تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكٖيمِ
OKUNUŞU : Elif lâm râ, tilke âyâtul kitâbil hakîm.
ZAHİR MANASI : Elif, Lâm, Râ. İşte onlar, hakîm olan kitabın âyetleridir.
BATIN MANASI : Elif Allah’ın Zatını Lâm Sıfatını (lam elif değil yani sıfat ve Esma değil. Çünkü Esma yanıltır.) lam elif demiyor. LAM Diyor Yalnız Sıfat, yani Zat sıfatlarını Ra ise Rahmeti ilahiyesi olan Rahman ve Rahimiyetini Rab mazharı olan Mürşidi Kamil mazharından Rahman kemalatını Efali ilahiyesi ile zuhura getirendir. Yunus ise ismini balığa veren yani açığa çıktığı anlam ile şerh olandır. Yani deryanın balığı deryalarda yüzdendir Bu deryada ten can ve Canan diye görünen yekünu olan Ebu derya olan Ehli Tevhid Hakkel Yakin Mürşidi Kamillerdir. Rabbım Yunus Süresi 1. Ayeti Kerimesi’nin Manasına layık olan kullarından olmayı cümle İhvan-i Güzin kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 2. AYET
اَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا اَنْ اَوْحَيْنَا اِلٰى رَجُلٍ مِنْهُمْ اَنْ اَنْذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا اَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَ رَبِّهِمْ قَالَ الْكَافِرُونَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ مُبٖينٌ
OKUNUŞU : Ekâne linnâsi aceben en evhaynâ ilâ raculim minhum en enzirin nâse ve beşşirillezîne âmenû enne lehum gademe sıdgın ınde rabbihim, gâlel kâfirûne inne hâzâ lesâhırum mubîn.ZAHİR MANASI : İnsanlar için, içlerinden bir ere bütün insanları inzar et ve iyman edenleri müjdele: kendileri için rablarının nezdinde bir «kademi sıdk» var, diye vahyedişimiz hiç işitilmedik bir acîbemi oldu? kâfirler her halde bu bir sâhır dediler
BATIN MANASI : Erliğini bulmak birliğe ermektir. İlim yönüyle anlatılan Tevhid mertebelerinden Fena tahsili ile varlığın ifnası beka şuhud ve zevkiyle de varlık sahibi olan Rabbımızın bu vücuttan zuhura gelişidir. Bu daim bir yaşam olmadıkça da asla tadılmaz. Çünkü bu müjdeye nail olmak sıdk yani daima Rabbine bıraktığın bir vücut ile olur, bazen senin bazen Rabbı’nın olmakla O kademe O kıdeme O mertebeye ve hale ulaşmak mümkün değildir. Bu hitablar dünde bu şekilde buyrulmakta idi Muhammede sıdk ile tabi olan Allah’a tabidir hitabı bu günde Verasetül Enbiya lar içinde aynıdır. Rabbım ehline gidip Sıdk ile teslim olup buyrulanlara uymayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 3. AYET اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذٖى خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فٖى سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ
مَا مِنْ شَفٖيعٍ اِلَّا مِنْ بَعْدِ اِذْنِهٖ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ
OKUNUŞU : İnne rabbekumullâhullezî halegas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arşi yudebbirul emr, mâ min şefîın illâ mim bağdi iznih, zâlikumullâhu rabbukum fağbudûh, efelâ tezekkerûn.
ZAHİR MANASI : Rabbiniz O Allah’tır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş’ı hakimiyeti altına aldı. O’nun izni olmadan hiçbir şefaatçi şefaat edemez; işte Rabbiniz bu vasıfların sahibi olan Allah’tır! O halde O’na ibadet ediniz! Artık düşünmez misiniz?
BATIN MANASI : Yer ve gök nedir ki 6 günde yaradılsın beden yönüyle 4 anasır olan toprak su hava ve ateş ten yaratıldığı gibi, Ruhaniyet yönüyle de Kemal dercesin ce yaradılmaktadır. 6 günden kasıt 6 meratibi ilahiyedir, Fenai Efal Fenai Sıfat ve Fenai Zatt ile varlığının ifnası Tecelli Zat Tecelli Sıfat ve Tecelli Efal ile de varlık sahibinin, Zatından sıfatlarına sıfatlarından da Esma alarak Filleriyle zuhura geliş Hakikati, aydınlanma olan gün ve güne eş bir irfaniyet ve kemalâttır. İşte bu 6 mertebeyi ilim ile tahsil güneşin doğması şuhud ile tahsil güneşin yükselmesi, zevk ile de daim yaşam ise güneşin dolanmasıdır. Bu hakimiyet istiva etmesi olan mülkünde başka olmayışıdır. Yardım olan şefaat de Sıfatların Zata layık hale yani 7. Mertebede Nüzülüne uygunluğudur. İner 1 e çıkar 6 ya. Aslı 7 den 6 yadır. Çünkü üç defa da inip çıkan ilim şuhud ve zevkten sonra daha 6 dan aşağıya inmez 7’nin içinde olanı 6 da yaşar. Rabbım bunca tefekkür den sonra Hakk Mürşüdün dilinden de aynını söyleyerek Hakk Söyler Enel Hakk kulun dilinden der. Rabbım cümle kardeşlerimizi ZİKİR ve FİKİRDEN ayırmadan her Geçen gün gün bir öncekine göre daha ileri de olmak şart ve gayesi ile bu zevklerle zevkiyab olmayı nasib eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 4. AYET
اِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمٖيعًا وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّا اِنَّهُ يَبْدَٶُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ لِيَجْزِىَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ وَالَّذٖينَ كَفَرُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَمٖيمٍ وَعَذَابٌ اَلٖيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ
OKUNUŞU : İleyhi merciukum cemîâ, vağdallâhi haggâ, innehû yebdeul halga summe yuîduhû liyecziyellezîne âmenû ve amilus sâlihâti bil gıst, vellezîne keferû lehum şerâbum min hamîmiv ve azâbun elîmum bimâ kânû yekfurûn.
ZAHİR MANASI : Dönüşünüz hep onadır: hakkâ Allahın va’di, çünkü o iptida halkediyor sonra onu geri çevirecek, iyman edip iyi iyi işler yapan kimselere adâletle karşılık vermek için, küfredenlere ise hamimden bir şarap ve elim bir azap var, küfrettikleri için.
BATIN MANASI : Cenab-ı Hakk iptida halk edip neden iyi dediğine iyi karşılık kötü dediğine de kötü karşılık verir. Tevhid ilmi üzere fena mertebelerinde varlığın ifnası ile ölmeden ölen, beka makamların da Hakkın varlığıyla var olur. Böylece varlık Hakkın olunca bedende toprağa da dönse devran eder insana, Ruhen de Kemal yönüyle yine baki olan devran eder. O zaman her şey devranda ise ve varlık Hakkın ise seyran vardır, seyranda da iyi niyet Ruhaniyet yönüyle iyi bir kabdan iyi bir fiile dönüşür Hakk yine seyreder kemalini, kötü niyette kötü yani nakıs bir kabdan cibilliyeti bozuk bir fiile dönüşür Hakk yine seyran eder. İşte bu seyranın devamı için cilveyi ilahiye de bu seyranın devamı için eskiyi iptal ve yeninin devranı olan iptida da böylece devam eder. Rabbım bu devranda eski hal ve yaşantılarımızı bu vücut ülkesinde iptal ederek yenileri olan Ruhun tecellilerine mazhar zuhuratlarına uygun birer kab olmayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 5. AYET
هُوَ الَّذٖى جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنٖينَ وَالْحِسَابَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
OKUNUŞU : Huvellezî cealeş şemse dıyâev vel gamera nûrav ve gadderahû menâzile litağlemû adedes sinîne vel hısâb, mâ halegallâhu zâlike illâ bil hagg, yufassılul âyâti ligavmiy yağlemûn.
ZAHİR MANASI : Güneşi ışık kaynağı, ayı parlak ve yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için ona menzil menzil miktarlar belirleyen O’dur. Allah, bunu ancak hak hikmetle yarattı. Anlayacak bir kavim için ayetleri ayrıntılı olarak açıklıyor.
BATIN MANASI : İşte ayrıntılı açıklanabilmesi için her ayetin bir zahiri birde en az bir batınının olması gerekendir. Çünkü güneş denince tek mana içermez ay denince tek mana içermez, yılların sayısı denince ne buyruldu bilinmez, hadi gün belli hafta belli ay ve aylar belli yıllar nasıl bellidir. İşte hikmet ilmi sır ilmi Esrar ilmi olan ilmi ledün bu sırların anahtarı olan ilimdir. Güneş Ruh güneşidir, Rabbımın bu vücut ülkesinde Kemalât tecellisi ve vahyi yani bildirmesi için Rabbı mazharından buyrulan ile kalp ayı olan kişideki mutmein olmuş nefsin saddak demesi ile yılların hesabı olan zahirin de her varlığın bir ömrü oluşu ile her tecellinin de vakti oluşu ve an dilimi sırrı ile hesaplı zuhura gelişidir, her vücutta zamansız veya hesapsız gibi görünse de, bilinmelidir ki bir gemi kaptanı bu gün ölse, o gün doğan çocuklardan birisi mutlaka gemi kaptanı olacaktır, çünkü tayfası da yolcusu da Kaptanı da gemi ve deryası da kendi olan Rabbım’ın işi yarım kalmaz. Rabbım bu nizamdaki ahengi layıkıyla seyreylediği mazharlardan olmayı cümle İhvan-ı Güzin kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 6. AYET
اِنَّ فِى اخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَّقُونَ
OKUNUŞU : İnne fihtilâfil leyli ven nehâri ve mâ halegallâhu fis semâvâti vel ardı leâyâtil ligavmiy yettegûn.
ZAHİR MANASI : Gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim için elbette birçok deliller vardır.
BATIN MANASI : Geceler vahdeti gündüzler kesreti remzeder vahdette tecelli eden kesrette görülür. Ya Cemal ya Celal cinsi ile görüşürler. Yerler nefis katları gökler ruh mertebeleri dir. Süfli nefsinde 7 cins ve 70 bin rengiyle tecelli eden fiilleri vardır. Ulvi nefs olan ruhunda 7 cins 70 bin çeşit rengi vardır. İşte en büyük hikmet olan Hu denen zatından uluhiyetine tecellisi ile Allah adını alır, Celal ve Cemal tecellileri ile 2 çeşit yanı zıttıyla tecelli eder, bilinmeyi murad ettiği için “her şey zıttıyla kaimdir” sonra da her şeyin hakkını verdiği mertebede Hakk adını alır ve Rububiyetine tecellisi ile de gerek nefsin gerekse ruhun 70 bin çeşit tecellisi ile de fillerle zahir olur. Bunların yekünu Rabbım’ın Kemal tecellisini zuhura getirir ki işte en büyük hikmet en büyük delillerde birbirine zıt gibi görünen tecellilerdir. Çünkü güzel olmasa çirkin denmez çirkine ıspat için güzel var güzele ıspat için ise çirkin işte her ıspat birbirinin delilidir. Arife de bunların tek yüzü olan Tecelli yüzünden seyri Hakkın en büyük delilidir. Rabbım layıkıyla tecellilerine mazhar olmayı cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 7. AYET
اِنَّ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا وَرَضُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاطْمَاَنُّوا بِهَا وَالَّذٖينَ هُمْ عَنْ اٰيَاتِنَا غَافِلُونَ
OKUNUŞU : İnnellezîne lâ yercûne ligâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ ğâfilûn.
ZAHİR MANASI : O kimseler ki, Bize kavuşacaklarını ümit etmezler ve dünya hayatına razı olmuşlar ve onunla mutmain bulunmuşlardır ve o kimseler ki onlar Bizim âyetlerimizden gâfillerdir.
BATIN MANASI : Dünya hayatı, Dünya insanı Allahtan uzaklaştıran her şeydir. Rabbından uzak kalanlar zaten ikilikte olanlardır. İki bire karışmaz. Yani bir olamazlar çünkü Efal Sıfat ve Zat ayetlerin den haberleri olmadığından gafil ve amadırlar. Rabbım cümle kardeşlerimizi ikiliklerinden kurtarıp Hakta Hakk olmayı ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 8. AYET
اُولٰئِكَ مَاْوٰیهُمُ النُّارُ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
OKUNUŞU : Ulâike meé’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn.
ZAHİR MANASI : İşte onların varacakları yer, kendi kazanmış oldukları şey sebebiyle ateştir.
BATIN MANASI : İşte dünya denilen şey farkında olmadığından, fillerin failini, sıfatların mefsufunu, vücudun mevcudunu idrak edemeyenlere bu alem dünya, idrak edenlere ise ahrettir, Rabbıyla mutlu mesud olmayı dünya neşesine tercih edenler zaten yangının içindedirler. Alamadım, veremedim, çocuk derdi, eş derdi, iş derdi derken ömür dert ile biter. Bundan daha büyük yangın ne olabilir insanın içi dertle yanmışken. Rabbım dertlere derman olan Ehli Tevhid Hakkel Yakin Mürşidi Kamilleri bulmayı cümle ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 9. AYET
اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْدٖيهِمْ رَبُّهُمْ بِاٖيمَانِهِمْ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ فٖى جَنَّاتِ النَّعٖيمِ
OKUNUŞU : İnnellezîne âmenû ve amilus sâlihâti yehdîhim rabbuhum biîmânihim, tecrî min tahtihimul enhâru fî cennâtin neîm.
ZAHİR MANASI : Ama iman edip güzel ameller işleyen kimseleri, imanları sebebiyle, Rableri hidayete erdirir. Naim cennetleri içinde altlarından ırmaklar akar.
BATIN MANASI : Naim cennetleri İnsanoğlunun nimet kökünden gelen naam (taam) yani zahir gıdaların mutluluk ve beslemesi barındırıp giydirip gezdirip eğlendirmesi için her türlü zahir varlık ve nimet sahibi olmak değildir, naim zahir gıdalardan daha geniş bir mana ve daha üstün bir mutluluktur, o da bedenin değil Ruhun gıdalanmasıdır. Ruh nasıl gıdalanır, Evvela Ruh sahibi olmak için kendi varlığını Hakkın varlığında yok edersen, Tecelli Zat ile Zat ruhu Tecelli Sıfat ile Sıfat ruhu Tecelli Efal ile de Efal ruhu tecelli eder işte böylece en büyük nimet olan Hakkın varlığı ile var olunur. Hakkın varlığı ile var olan vücut ülkelerinde de suretleri olan içleri olan yani bedenin altı olan Ruhaniyet yönlerinden de tecelliler ırmaklar gibi çağlar ve akar böylece hem sadırdan kelamla hem de kelam dan satıra değin dökülürler. Rabbım cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize Cennetül Naim-i nasib eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 10. AYET
دَعْوٰیهُمْ فٖيهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فٖيهَا سَلَامٌ وَاٰخِرُ دَعْوٰیهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ OKUNUŞU : Dağvâhum fîhâ subhânekallâhumme ve tahıyyetuhum fîhâ selâm, ve âhıru dağvâhum enil hamdu lillâhi rabbil âlemîn.ZAHİR MANASI : Onların orada du’âsı: ‘Allâh’ım Sen her türlü eksiklikten uzaksın!’, birbirlerine sağlık dilekleri: ‘Selâm’, du’âlarının sonu da: ‘Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun!’ sözleridir.BATIN MANASI : Eksikten münezzeh oluşu Tenzih yönüdür, sağlık ve esenlik dileği mazhardan yapılmasıyla işaret edilen Teşbih yönüdür, Tenzih ve Teşbihin cemi ise Hamd edilen oluşu da her varlıktan tecellisiyle varlıkların yeterliliği yani kabiliyetince tecelliye mazhar oluşu da Tevhid yönüdür. Çünkü şükür nimette atmayı hamd ise tamam yeter demeyi anlatır. Her varlık tamam nerde der, yerini kabul edip kabiliyetim bu derse o zaman hamd zuhur eder, Rabbım her şeyi yerli yerinde görüp tenzih ve teşbihi her varlıkta sîret ve suretin Tevhidi kılarak, o varlığın isnad ve kabiliyetince muamelede bulunmayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 11. AYET
وَلَوْ يُعَجِّلُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَيْرِ لَقُضِىَ اِلَيْهِمْ اَجَلُهُمْ فَنَذَرُ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا فٖى طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
OKUNUŞU : Ve lev yuaccilullâhu linnâsiş şerrastiğcâlehum bilhayri legudıye ileyhim eceluhum, fenezerullezîne lâ yercûne ligâenâ fî tuğyânihim yağmehûn
ZAHİR MANASI : Eğer Allah, insanlara şerri, hayrın gelmesini istemekte acele ettikleri gibi, çabuklaştırsaydı, ecellerini kendilerine getiriverirdi. Fakat Bize kavuşmayı arzu etmeyenleri bırakırız, azgınlıkları içinde körü körüne giderler.
BATIN MANASI : Allah için ne hayır vardır nede şer yalnız bir tecelli ve seyir vardır, fakat bilinmeyi murad etmesiyle uluhiyetinde Celal ve Cemal esmasını yani Cemal cinsinden bir tecelli ve Celal cinsinden tecelli ile zuhura gelecek bir kemalde idi, bu kemalde gaye Hakk mertebesinde her şeyin hakkını verdi ve Rububiyetinde bir yüzü Rab’lık bir yüzünde de kulluğuyla mevcuttan Filleriyle zuhura geldi. İşte bu zuhurda Rab’lık yüzündeki zuhuratları ile hayrı yani cemalini, kulluk yüzünde ise talep eden olarak kab ve kabiliyetler deki eksiklikler nisbetinde de celalini sergiler, kablar çok nakıs olur ise süfliyette nakısıyetler giderildikçe de ulviyete doğru ilerletir ve daha ulvi tecellilerine mazhariyette kullanır. Bu yüzden aşkı ilahisi hayra ve ulviyete doğru baktığında hemen olsun ister, süfliyette ise mühlet verir merhametinden. Fakat ısrar edilmesi halinde ise o halleri üzere kalmak için o zamanda onlardan yüz çevirir ve o vücut ülkesinde artık İlahi bir aşk değil nefsani aşklar tecelli eder. Rabbım yüz çevirdiği kullarından eylemesin bizleri inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 12. AYET
وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنْبِهٖ اَوْ قَاعِدًا اَوْ قَائِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَاَنْ لَمْ يَدْعُنَا اِلٰى ضُرٍّ مَسَّهُ كَذٰلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفٖينَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
OKUNUŞU : Ve izâ messel insâned durru deânâ licembihî ev gâıden ev gâimâ, felemmâ keşefnâ anhu durrahû merra keel lem yed’unâ ilâ durrim messeh, kezâlike zuyyine lilmusrifîne mâ kânû yağmelûn.
ZAHİR MANASI : İnsana bir sıkıntı dokunduğu vakit, gerek yan yatarken gerek otururken, gerek dikilirken, Bize dua eder durur; kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için Bize yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o müsriflere yaptıkları işler, böylece güzel gösterilmektedir.
BATIN MANASI : Müşrik kelimesi, şerik şirk kökünden gelir yani ortak koşan ikilikte olan. İkilikte Allah ayrı kul ayrıdır. İşte ister Tevhid ehli olsun ister avam ikilikte olanlar olsun, kıyam rukû ve secde idrakı olan Fill Sıfat ve Zat tecellilerine mazhardır lar. Avam da da zatından sıfatlarına Sıfatından da esma alarak Filleriyle zuhura gelişiyle bazı sıkıntılar giderilir, ihvanda da, idrakında olan Rabbına döner hamd eder, idrakında olmayan ise farkında olmaksızın hayal ve zanda bir yardım ile nasiplenir ve hayatına devam eder. Böylece de ders alınmayan nasihatten fayda görülmez eski hatalar güzelmişcesine işlenneye devam edilir. Rabbım cümle ihvan kardeşlerimizi uyanık ve daim idraklı ve Rabbıyla eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 13. AYET
وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُوا وَجَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا كَذٰلِكَ نَجْزِى الْقَوْمَ الْمُجْرِمٖينَ
OKUNUŞU : Ve legad ehleknel gurûne min gablikum lemmâ zalemû ve câethum rusuluhum bilbeyyinâti ve mâ kânû liyué’minû, kezâlike neczil gavmel mucrimîn.
ZAHİR MANASI : Andolsun ki, Biz sizden evvelki nice nesilleri, zulmettikleri zaman helâk ettik. Halbuki, onlara peygamberleri beyyineler ile gelmişlerdi. Onlar ise imân eder olmadılar. İşte günahkârlar olan kavmi Biz böyle cezalandırırız.
BATIN MANASI : Zulmetmek nedir ki, helakı gerektirsin ve bu helak Hakkın helakı olsun. Zulüm 2 dir, 1 zülm kulun nefsine zulm’ü nefse istediğini vermezsin o selamete yani Ruh Birliğine erer, yani Selamet getiren zülm. Çünkü zül düşkünlük demektir, Muhammedi bir aşkla Rabbına yönelme dir. zül-M bu M uhammedi bir zül-m’dür. Birde zulüm var buda zulmettir. Ruhu yani Hakkı örtüp halkı ve nefsi ön plana çıkarmaktır. İşte Hakkın helâkı bunadır, Hakk nefsi örtüp Ruhun tecellilerini açığa çıkartıp seyir mahalline mazharına sevgilim habibim der, bu mazhariyete yakîn olanına da Halil’im der. Diğerlerine sevgilim ve dostum demez, insanoğlu düşünmez mi Ben Allah’ı çok seviyorum sevgilimden öte ama o bana sevgilim ve dostum demiyorsa, bu aşk platonik yani tek taraflı olmaz mı, olmaya bu tilkinin tavuğu sevmesi gibi bir menfaat içindir. İşte insanlar Allah’ı dünya menfaatleri için sevmektedirler. Rabbım layıkıyla sevgisine mazhar Halil’im ve habibim dediği kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 14. AYET
ثُمَّ جَعَلْنَاكُمْ خَلَائِفَ فِى الْاَرْضِ مِنْ بَعْدِهِمْ لِنَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ
OKUNUŞU : Summe cealnâkum halâife fil ardı mim bağdihim linenzura keyfe tağmelûn.
ZAHİR MANASI : Sonra onların ardından, bu dünyâda onların yerine sizi geçirdik ki, sizin de nasıl davranacağınızı görelim.
BATIN MANASI : Rabbım mülkünde başka olmadığından kendini seyreyler, gerek Celal yüzünü mazharlardan kabiliyetlerince gerekse cemal yüzünü, Nefsin ruha galip geldiği bir vücut ülkesinde de tecellisini seyreyler, Ruhun nefse galip geldiği bir vücut ülkesinde de tecellisini seyreyler. İnsanoğlu üstün yaradılan bir varlık olduğundan akıl fikir idrak nimetlerini nefsin emrinde kullanırsa nasıl zalim olup ruha alan bırakmıyorsa, Ruhun emrinde kullanınca da nefse saha bırakmayabilir. İşte o vücut ülkesi Rabbım’ın halinin ifa edildiği halifesi derecesinde Hakkal Yakin Ehli Tevhid Mürşidi Kamillerin Rahmam Kemalat mazharları olurlar ki Halil ve habibim dediği Tevhid güzelliklerini aşkla seyreylediği mazharları olurlar. Rabbım tecellisine uygun mazharlar olmayı cümle İhvanı Güzin kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 15. AYET
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا ائْتِ بِقُرْاٰنٍ غَيْرِ هٰذَا اَوْ بَدِّلْهُ قُلْ مَا يَكُونُ لٖى اَنْ اُبَدِّلَهُ مِنْ تِلْقَاٸِ نَفْسٖى اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰى اِلَیَّ اِنّٖى اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّٖى عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ
OKUNUŞU : Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin gâlellezîne lâ yercûne ligâeneé’ti bigur’ânin ğayri hâzâ ev beddilh, gul mâ yekûnu lî en ubeddilehû min tilgâi nefsî, in ettebiu illâ mâ yûhâ ileyy, innî ehâfu in asaytu rabbî azâbe yevmin azîm.
ZAHİR MANASI : Böyle iken ayetlerimiz birer açık delil olarak karşılarında okunduğu zaman Bize kavuşmayı arzu etmeyenler: «Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir!» dediler. De ki: «Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir! Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım.»
BATIN MANASI : 13 ve 14. Ayet-i Kerime’lerde nefis ehli ve Ruh ehlinin halleri birer ayet birer delil iken. Nefis ehilleri Rabbım’ın iki tecellisini de seyrederek Ruh yüzündeki ulvi tecellilerine mazhar olunmasının nefse meyledilmemesi gerektiği hakikatini istemeyen nefis ehilleri yada nefse meyyal bir vücudun sedası, bu An’da kurulan ve şerhiyle de Adem ve alemde de görünen bu düzeni, mevcut Kuran-ı değiştir der. Çünkü her gönül mutlu olacağı tecelliye meyleder ve hep o cins tecellileri seyretmek ister. Fakat vahyolunan yani mutlak zatından mutlak sıfat ve mukayyet mazharların ve tekamül ve devranına değin hep bildirilen hakikat odur ki, sizden iyi bir şey zuhur eder ise hem halk edip hem işleyen, sizden de kötü bir şey zuhur eder ise zıttı itibari ile yine halk olmuş olan fakat işleyenin nefisten kulun isnad ve kabiliyetsizliğinden oluşudur. Bu değişmeyecek ise ayetle de sabit ise… Ayeti değiştirmek yerine insanoğlu kabiliyetini gelişirse daha kolay ve daha güzel olmaz mı. Rabbım cümle insanoğluna bu devranda buyurduğu hakikatler üzere olmayı zamanla ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 16. AYET
قُلْ لَوْ شَاءَ اللّٰهُ مَا تَلَوْتُهُ عَلَيْكُمْ وَلَا اَدْرٰیكُمْ بِهٖ فَقَدْ لَبِثْتُ فٖيكُمْ عُمُرًا مِنْ قَبْلِهٖ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
OKUNUŞU : Gul lev şâallâhu mâ televtuhû aleykum ve lâ edrâkum bih, fegad lebistu fîkum umuram min gablih, efelâ tağgılûn.
ZAHİR MANASI : De ki: ‘Allah (başka türlüsünü) dileseydi, size bu (ilahi kelamı) okuyup duyurmazdım; O da size ulaştırmazdı onu. Gerçek şu ki, bu (vahiy bana gelmezden) önce bir ömür boyu aranızda bulundum: öyleyse, yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?’
BATIN MANASI : İnsanoğlu, İnanmak isteseydi, Henüz Kuran-ı Kerim’i tanımadan ve yahut asrı saadette de bulunmadan önce bile olsa, kendi vücut ülkesinde yaşadığı hakikatleri görerek önceki 2 ayette de buyrulan nefsin değil ruhun istekleriyle Selamet bir yaşam olan, bu günün söylemiyle “emri bil maruf nehyi anil münker” olan, iyi ve sana ve senden başkasına faydalı olan ve Kuran-ı Kerim’in de yap dediklerini yapar, sana ve senden başkalarına zararlı olan Kuran-ı Kerim’in yapma dediklerinden de kaçardı insan. Zaten yaşadıkça bu vücut ülkesi ona Tecrubi Kuran yani Canlı Kuran olur… Ayetle de sabit olan İsra Sûresi 14. Ayetini canlı canlı nefis kitabından okurlardı. İşte ayetlerin neredeyse tamamı akıla ve gönüle hitab ettiği halde insanoğlu aklını ve fikrini ve gönlünü kullanmaz. Rabbım bizlerin de cümle kardeşlerimizin de üzerlerine ki bu ölü toprağını kaldırarak akıl ve fikirle gönüle inmeyi ve daim Rabbıyla olabilmeyi bizlere ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 17. AYET
فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِهٖ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْمُجْرِمُونَ OKUNUŞU : Femen azlemu mimmenifterâ alallâhi keziben ev kezzebe biâyâtih, innehû lâ yuflihul mucrimûn. ZAHİR MANASI : Artık Allah’a bir yalanı iftira eden veya O’nun ayetlerine yalan diyenden daha zalim kim olabilir? Şüphe yok ki, suçlular kurtuluşa eremez.BATIN MANASI : Zalim, nefse zulmedip isteğini vermez ise selamete çıkar. Ruha zulmedip açığa çıkarmaz ise felakete gider. Ayetler en büyük deliller ise, Kuran-ı Kerim’in de en yüce ayetleri Efal Sıfat ve Zat ayetleri ise, bunları yalanlayan yani Fillerin faili Rabbım benim derken kişi benim derse, Sıfatların mefsufuna Allah’tır derken yine benim denirse Vücudun mevcudu da Rabbım benim derken kişi benim vücudum der ise en büyük yalan ve iftira bunlar benimdir diyen Rabbıma yapılmış olur, çünkü nefis ehli hayır senin değil benimdir der. İşte gerek şirk olan ikilik günah ve suçunu işleyenler gerekse nisbiyetlerden kurtulamayanlar selamete eremezler. Rabbım cümle kardeşlerimizi nisbiyetlerinden kurtararak selamete çıkmayı nasip eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 18. AYET
وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هٰؤُلَاءِ شُفَعَاؤُنَا عِنْدَ اللّٰهِ قُلْ اَتُنَبِّئُونَ اللّٰهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِى السَّمٰوَاتِ وَلَا فِى الْاَرْضِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
OKUNUŞU : Ve yağbudûne min dûnillâhi mâ lâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum ve yegûlûne hâulâi şufeâunâ ındallâh, gul etunebbiûnallâhe bimâ lâ yağlemu fis semâvâti ve lâ fil ard, subhânehû ve teâlâ ammâ yuşrikûn.
ZAHİR MANASI : Allah’ı bırakıyorlar da kendilerine ne zarar, ne de fayda vermeyecek şeylere tapıyorlar ve: «Ha, onlar bizim Allah yanında şefaatçılarımız!» diyorlar. De ki: «Siz Allah’a göklerde ve yerde bilmediği birşey mi haber vereceksiniz?» Haşa! O, onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzeh, yüksek çok yüksektir.
BATIN MANASI : Ne fayda ne de zararı olacak olan bir ilah ancaksın Tevhide gelmeden önceki kişinin Hayal ve zannında olandır, çünkü hayal ve zan zaten olmayandır, olmayan bir ilah ne fayda verir de zarar. Çünkü Allah tenzih ve Teşbihin cemi olan mutlak zat yönüyle “leyseke mislini şeyün” sıfatlar yönüyle de “vehüvessemiğül alim” işiten ve görendir. Böylece vahdet ve kesretin sıret ve suretin Tevhidi dir. Bu yüzden ne tenzih teki hayal ve zanda bir benzeri olan nede teşbihte ki mevcutla kayıtlanandır. Hepsinden münezzeh oluşu da budur. Rabbım buyurduğu ayetlerini vücut ülkemizde Tevhide uygun idrak şuhud ve zevk eylemeyi cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 19. AYET
وَمَا كَانَ النَّاسُ اِلَّا اُمَّةً وَاحِدَةً فَاخْتَلَفُوا وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ فٖيمَا فٖيهِ يَخْتَلِفُونَ
OKUNUŞU : Ve mâ kânen nâsu illâ ummetev vâhıdeten fahtelefû, ve lev lâ kelimetun sebegat mir rabbike legudıye beynehum fîmâ fîhi yahtelifûn.
ZAHİR MANASI : İnsanlar birtek ümmet idi, sonra ayrılığa düştüler, eğer Rabbinden daha önce geçmiş bir hüküm olmasaydı, ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında şimdiye kadar aralarında hüküm verilmiş, bitmiş olurdu.
BATIN MANASI : İnsanoğlu tek bir ümmet tir, yani kuldur. Ayrılığa nerde düşer tenzih en iman edip de hayal ve zanda bir ilah yaratırsa ikiliktedir ayrılık var demektir, çünkü bir kul var birde Allah var demektir. Teşbihen iman edenlerde ise tenzihin Hakikati terk edilir ise burada da kişiye nisbet mürşüde Rabıta mevcudu ilah edinme olur ki buda ayrılık getirir ruhsuz bir bedene tapma olur. İşte dün de bu günde mevcud olan ve geçerli olan hüküm Tevhid dir. İbrahim a.s ın dinidir. Resurullah Efendimiz de ben İbrahimʼin dini üzereyim buyurmuşlardır, ben İbrahimʼin duasıyım demesi de bundandır. Tevhid “leyseke mislii şeyün” ile tenzihi mutlak zat ve vücudun Ruhaniyet yönü olan Sîretimizi, “vehüvessemiğül alim” ile de mukayyet zat mukayyet sıfat mukayyet Efal olan mevcut olan suret yönümüzü bildirir esasolan da O siretin bu suretten görüntüsü olan Tevhid’dir. Tevhid siz hiç bir nesne yoktur tüm mevcudat Tevhid hükümlerice zuhurdadır. Zatından sıfatlarına sıfatlarından da Esma alarak Filleriyle zuhura gelişinden başka bir tecellisi yoktur Ademde de alemde de. Rabbım Tevhid ahkamı ile hüküm verilen ölçü ve açılardan idrak şuhud ve zevkleriyle yaşayan tecellilerine layıkıyla mazhar olan kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin’e ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 20. AYET
وَيَقُولُونَ لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهٖ فَقُلْ اِنَّمَا الْغَيْبُ لِلّٰهِ فَانْتَظِرُوا اِنّٖى مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِرٖينَ
OKUNUŞU : Ve yegûlûne lev lâ unzile aleyhi âyetum mir rabbih, fegul innemel ğaybu lillâhi fentezırû, innî meakum minel muntezırîn
.ZAHİR MANASI : ‘Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!’ diyorlar. De ki: ‘Gayb ancak Allahʼındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!’
BATIN MANASI : Gayb gizli olandır. Henüz tecelli yoksa Allah la teayyun olan Tecelli etmemiş mutlak zatındadır, Muhammed sıfat tır sıfat tecelliyi bekliyor ise zaten Efal zuhurda değildir. Böylece sıfatın beklediği tecelliyi zaten Efal göremez yani semiğ sıfatına tecelli etmeden işitmek, basar sıfatına tecelli etmeden görmek, kelam sıfatına da tecelli etmeden konuşmak zuhur etmez. Rabbım Zatından Sıfatına Sıfatından da esma alarak Filleriyle zuhura gelişiyle Rahman Kemalât mazharı olarak mucize olan kudretinin ala tecellilerinden nasibini alan kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin’e nasib eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 21. AYET
وَاِذَا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً مِنْ بَعْدِ ضَرَّاءَ مَسَّتْهُمْ اِذَا لَهُمْ مَكْرٌ فٖى اٰيَاتِنَا قُلِ اللّٰهُ اَسْرَعُ مَكْرًا اِنَّ رُسُلَنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ OKUNUŞU : Ve izâ ezagnen nâse rahmetem mim bağdi darrâe messethum izâ lehum mekrun fî âyâtinâ, gulillâhu esrau mekrâ, inne rusulenâ yektubûne mâ temkurûn.ZAHİR MANASI : İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra, bir rahmet tattırdığımız zaman, ayetlerimiz hakkında derhal bir hileye girişirler. De ki: «Allah’ın mukabelesi daha çabuktur!» Haberiniz olsun ki, elçilerimiz olan melekler yaptığınız hileleri yazıp duruyorlar!BATIN MANASI : Bu gün zahiren sıkıntılar Celal tecellilerdir, bir pandemi insanlara Allah’ı hatırlattı fakat yine ekonomi düzelsin ve görün ki şükür yine yok gaflet yine çoktur. Vücut ülkemizde de ferahlık fena mertebelerinin tahsil edip te varlık sahibini Hakk bilince zorluk olan ikilikten sonra kolaylık ola birliğe erilir. Fakat bu ayet olan delil olan hakikatini kişi rahata erince Rabbı’nı unutur ve benliği ile kararlar vermeye başlar. Bu aslında kendini kandırma ve hiledir. Rabbı’nın olan vücut ülkesinde müftüyle değil yine eskisi gibi ilim ve akılla kararlar alınır. Rabbım ölmeden evvel ölenlenlere Hakta Hakk olarak yaşamayı ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 22. AYET
هُوَ الَّذٖى يُسَيِّرُكُمْ فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ حَتّٰى اِذَا كُنْتُمْ فِى الْفُلْكِ وَجَرَيْنَ بِهِمْ بِرٖيحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا بِهَا جَاءَتْهَا رٖيحٌ عَاصِفٌ وَجَاءَهُمُ الْمَوْجُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّوا اَنَّهُمْ اُحٖيطَ بِهِمْ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ لَئِنْ اَنْجَيْتَنَا مِنْ هٰذِهٖ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرٖينَ
OKUNUŞU : Huvellezî yuseyyirukum fil berri vel bahr, hattâ izâ kuntum fil fulk, ve cerayne bihim birîhın tayyibetiv ve ferihû bihâ câethâ rîhun âsıfuv ve câehumul mevcu min kulli mekâniv ve zannû ennehum uhîta bihim deavullâhe muhlisîne lehud dîn, lein enceytenâ min hâzihî lenekûnenne mineş şâkirîn.
ZAHİR MANASI : O, odur ki sizleri karada ve denizde gezdirtir, hattâ gemilerde bulunduğunuz ve içindekileri alıb hoş bir heva ile aktıkları ve tam onunla ferahlandıkları sırada ona şiddetli bir fırtına gelir çatar ve her yerden onlara dalga gelmeğe başlar ve zannederler ki tamamen ihata olunub bittiler, o vakıt Allaha dini halis kılarak dua ederler: «ahdımız olsun ki, derler, eğer bizi bundan halâs edersen, şeksiz şüphesiz şükreden kullarından oluruz»
BATIN MANASI : Kara ve deniz nefis ve Ruh katlarıdır, bu vücut gemileri hangi mertebe ve makamda olursa olsun hakkın tecelli deryasında yüzer ve hangi tecelliye mazhar olursa olsun yerinde doğru olduğundan ferah ve selimdir o halleri, fakat nefis ehline ruh fırtınası, Ruh ehline de nefs fırtınası gelip çatınca yerlerini değiştirmek istemeyenler Rabbından kurtuluş Selamet ve bu halden çıkmak isterler. Şükür eğer nimetin artması için ise nefisten ruh fırtınasıyla kurtulanlar çokca şükretmeli, Ruh ehilleri de nefs fırtınasına düçâr olup helak olmadıkları içinde hamd etmeli yani yeter demelidirler. Rabbım devran eden bu tecelli kervanında nefisten ruha vuslat eden kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 23. AYET
فَلَمَّا اَنْجٰیهُمْ اِذَا هُمْ يَبْغُونَ فِى الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ يَا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّمَا بَغْيُكُمْ عَلٰى اَنْفُسِكُمْ مَتَاعَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ اِلَيْنَا مَرْجِعُكُمْ فَنُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
OKUNUŞU : Felemmâ encâhum izâhum yebğûne fil ardı biğayril hagg, yâ eyyuhennâsu innemâ bağyukum alâ enfusikum metâal hayâtid dunyâ summe ileynâ merciukum fenunebbiukum bimâ kuntum tağmelûn.
ZAHİR MANASI : Derken, onları kurtardığı vakit, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde haksız olarak azgınlığa başlarlar. Ey insanlar, bu azgınlığınız sadece kendi zararınızadır; o alçak hayatın biraz zevkini sürersiniz, sonra döner bize gelirsiniz, biz de bütün yaptıklarınızı size haber veririz.
BATIN MANASI : Nesften kurtulup tahsil ile ruhun varlığını öğrenenler, ilimden şuhuda ve zevke geçemediğinden tekrar nefse geri dönerler, hatta zevk dahi etseler amiliyetlerinde gerek namazı terk gerekse diğer amellerinde de devamlılığı bıraktıklarından geçici dünya zevkleriyle yaşar ruhun tatlarından uzaklaşırlar. Rabbım tadına doyulmayan tattıkça tadılan yedikçe acıkılan lezzetlerinden cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 24. AYET
اِنَّمَا مَثَلُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَاءٍ اَنْزَلْنَاهُ مِنَ السَّمَاءِ فَاخْتَلَطَ بِهٖ نَبَاتُ الْاَرْضِ مِمَّا يَاْكُلُ النَّاسُ وَالْاَنْعَامُ حَتّٰى اِذَا اَخَذَتِ الْاَرْضُ زُخْرُفَهَا وَازَّيَّنَتْ وَظَنَّ اَهْلُهَا اَنَّهُمْ قَادِرُونَ عَلَيْهَا اَتٰيهَا اَمْرُنَا لَيْلًا اَوْ نَهَارًا فَجَعَلْنَاهَا حَصٖيدًا كَاَنْ لَمْ تَغْنَ بِالْاَمْسِ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
OKUNUŞU : İnnemâ meselul hayâtid dunyâ kemâin enzelnâhu mines semâi fahteleta bihî nebâtul ardı mimmâ yeé’kulun nâsu vel en’âm, hattâ izâ ehazetil ardu zuhrufehâ vezzeyyenet ve zanne ehluhâ ennehum gâdirûne aleyhâ etâhâ emrunâ leylen ev nehâran fecealnâhâ hasîden keel lem tağne bil ems, kezâlike nufassılul âyâti ligavmiy yetefekkerûn.
ZAHİR MANASI : Dünya hayatının misali, ancak gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, onunla yeryüzündeki otlar, insan ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü zinetini takınıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerinde kendilerini güçlü sandığı bir sırada geceleyin veya gündüzün ona emrimiz gelivermiş, bir anda ona öyle bir tırpan atıvermişizdir ki, sanki dün orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluverir. İşte düşünebilecek bir kavim için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.
BATIN MANASI : Hakk tırpanı atılınca halk varlığın ifna olur, bütün bu dünya süsü içerisinde kendine nisbet ettiğin varlığın ile yaşarken, Efal tırpanıyla filleri ifna, sıfat tırpanıyla sıfatları ifna, zat tırpanı ile de vücudu ifna edince nefsin şenliği biter. Artık vücut vücudullah, sıfat sıfatullah ve Efalin Efalullah olunca bu alem dünya değil ahret olur artık nefs şenliği yerini ruhun zevkine bırakır. Rabbım cümle kardeşlerimize Ruhunun zevk ve zevklerinden tatmayı ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 25. AYET
وَاللّٰهُ يَدْعُوا اِلٰى دَارِ السَّلَامِ وَيَهْدٖى مَنْ يَشَاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ
OKUNUŞU : Vallâhu yed’û ilâ dâris selâm, ve yehdî mey yeşâu ilâ sırâtım mustegîm.
ZAHİR MANASI : Ve Allah Teâlâ selâmet yurduna davet ediyor ve dilediğini doğru bir yola hidâyet buyurur.
BATIN MANASI : Selamete çıkmak ilim ile Tevhidde kendine nisbet ettiğin varlığının ifnası olan Fanai Efal, Fenai Sıfat ve Fenai Zat yapmakla şuhuden tecelliye mazhar olunur Tecelli Zat Tecelli Sıfat ve Tecelli Efal ile de fillerle zuhurda olan O dur. Hakkel yakîn olarak ise fillerinizin de farkıyla ve ahlakı hamidiyeye uygunluğuyla daim bir yaşam zuhur eder. Farkıyla tecelliye mazhar olan vücut ülkeleri Selamet yurtlarıdır. Böykece bizleri de vücut ülkelerini selamete çıkaranlardan olmaya davet eder. Rabbım’ın cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 26. AYET
لِلَّذٖينَ اَحْسَنُوا الْحُسْنٰى وَزِيَادَةٌ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ اُولٰئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
OKUNUŞU : Lillezîne ahsenul husnâ ve ziyâdeh, ve lâ yerhegu vucûhehum gateruv ve lâ zilleh, ulâike ashâbul cenneh, hum fîhâ hâlidûn.
ZAHİR MANASI : İhsanda bulunanlar için güzellik ve bir ziyâdelik vardır ve onların yüzlerini ne karalık ve ne de bir alçaklık kaplamaz. İşte onlar cennet ehlidirler. Onlar orada ebedîyyen kalıcılardır.
BATIN MANASI : İhsan hakkın lütfudur. Zatından Sıfatlarına tecellisi ve oradan da Esma alarak Filleriyle zuhura gelişi ihsandır. Mazharların bir fiile halk olması da ihsandır. O mazharları için var olan güzelliği onların varlıklarını ifna etmeleridir, birde üzerine ziyadeliği ise ifna edilen o vücutta tecelli etmesidir, artık o mazhar hakkın mazharı olduğundan tecelli eden tecelli ve olunan birdir ve her tecelli ayan beyandır. Ayan olan yerde aynellikte karanlık olan cehalet ve hakkel tadılan zevklere de alçalma yani açılan hicabın kapanması şanına yakışmadığından olmaz. İşte ebedi tadılan ve kalınan hal bu mutluluk huzur ve zevk halidir, Rabbım cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 27. AYET
وَالَّذٖينَ كَسَبُوا السَّيِّپَاتِ جَزَاءُ سَيِّئَةٍ بِمِثْلِهَا وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ مَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ عَاصِمٍ كَاَنَّمَا اُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِنَ الَّيْلِ مُظْلِمًا اُولٰئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
OKUNUŞU : Vellezîne kesebus seyyiâti cezâu seyyietim bimislihâ ve terheguhum zilleh, mâ lehum minallâhi min âsım, keennemâ uğşiyet vucûhuhum gıtaam minel leyli muzlimâ, ulâike ashabun nâr, hum fîhâ hâlidûn.
ZAHİR MANASI : Kötülükler kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası misliyledir ve onları aşağılık kaplar; Allah’tan kendilerini kurtaracak yoktur; sanki yüzleri gece parçalarından kaplanmış kapkaranlık! Onlar cehennem ehli olup hep orada ebedi kalacaklardır.
BATIN MANASI :B Kötülük, Hakk ve hakikatten uzak olma sen ayrı Rabbının ayrı olması hayal ve zanda kalma ikilikte sürdürülen bir yaşamdır. Bu hal onların nefis karanlığında kalmalarına ve tecellisinin Celal yüzündeki fillerine mazhar kılar ve yüzleri kara yani cibilliyeti bozuk fiillerle beyaza değil kara ya mazhar olurlar ruhun değil nefsin tecellilerine mazhar olurlar. Böylece cennet olan mutluluk ve huzur yerine cehennem olan üzüntü dert ve kederli bir hayat sürmeye devam ederler. Rabbım cümle ihvan kardeşlerimizi daim mutlu ve huzurla bir hayat sürmeyi nasib eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 28. AYET
وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمٖيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذٖينَ اَشْرَكُوا مَكَانَكُمْ اَنْتُمْ وَشُرَكَاؤُكُمْ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَاؤُهُمْ مَا كُنْتُمْ اِيَّانَا تَعْبُدُونَ
OKUNUŞU : Ve yevme nahşuruhum cemîan summe negûlu lillezîne eşrakû mekânekum entum ve şurakâukum, fezeyyelnâ beynehum ve gâle şurakâuhum mâ kuntum iyyânâ tağbudûn.
ZAHİR MANASI : Ve o gün ki hepsini mahşere toplayacağız, sonra diyeceğiz o şirk koşanlara: yerinize! Siz de şerikleriniz de, artık aralarını açmışızdır, şerikleri şöyle demektedir: siz bize tapmıyordunuz
BATIN MANASI : Mahşer toplanma yeridir. Bütün varlık bu vücut ülkesinde Fenai Efal, Fenai Sıfat ve Fenai Zatt yaptıktan sonra ruhen Cemde tecelliler yönüyle Cemmülcemde toplanır. Şirk koşanlara dün hayal ve zanda olup varlığı olanlar idi, şerikleri de fiiller sıfat ve vücutları idi ve araları açıldı çünkü artık konuşmuyorlar onlara tapmıyor ve onların kendine has bir varlıkları da yokmuş. İşte İhvan-ı Güzin ne zaman ki idrak eder o varlığın kendisinin olmadığını işte o zaman hayal ve zan dağılır ve nefsini bilmesiyle Rabbını bilir. Rabbım layıkıyla ehlinden talim ile tevhidi idrak şuhud ve zevk ile yaşamayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 29. AYET
فَكَفٰى بِاللّٰهِ شَهٖيدًا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اِنْ كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَافِلٖينَ
OKUNUŞU : Fekefâ billâhi şehîdem beynenâ ve beynekum in kunnâ an ıbâdetikum leğâfilîn.
ZAHİR MANASI : Şimdi sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter! Doğrusu sizin ibadetinizden bizim asla haberimiz yoktu!» diyecekler.
BATIN MANASI : Nisbiyette olan bir vücut ile ayniyette olan bir vücut arasında eğer varlığından sıyrılmış ise Rabbı şahittir, çünkü 15. Çeşit olarak İnsan-ı Kamil mazharından yer ve gök katları olarak 7 nefis ve 7 ruh mertebesine vakıf oluşuyla hem nefse hem de ruha şahitlik eder. Rabbı’nın tecelli ederek açığa çıktığı bir ayniyet vücutta ise Allah ayrı kul ayrı olarak yapılan ibadetten haberdar olunmaz, çünkü orda nefsani bir ikilik yoktur. Tıpkı Süleyman a.s’ın gayriyet ülkesinden haberdar olmadığı gibi. Rabbım gayriyet ve nefse düşmekten cümle kardeşlerimizi muhafaza buyursun inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 30. AYET
هُنَالِكَ تَبْلُوا كُلُّ نَفْسٍ مَا اَسْلَفَتْ وَرُدُّوا اِلَى اللّٰهِ مَوْلٰیهُمُ الْحَقِّ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
OKUNUŞU : Hunâlike teblû kullu nefsim mâ eslefet ve ruddû ilallâhi mevlâhumul haggı ve dalle anhum mâ kânû yefterûn.
ZAHİR MANASI : İşte burada herkes geçmişte yaptığını deneyecek ve hepsi gerçek mevlaları olan Allah’a döndürülmüş ve uydurdukları şeyler kendilerinden kaybolup gitmiş olacaktır!
BATIN MANASI : Dün bu alemde ve insanlarda hayalde ve zanda yahut her yerdedir denen ama doğru bilgi ve şuhuddan yoksun ve asrı saadette ki gibi putlarla taptıkları bir Allah var idi. Tevhid inancı toplumda yerleşmeye âdemin vücudunda olduğu gibi kabulleniş ve zevkle bir yaşam halini almaya başlandıkça. Fillerin Failini, Sıfatların Mefsufunu, Vücudun Mevcudunun Hakk olduğunu görünce Hakk böylece her varlıkta Zatından Sıfatlarına Sıfatından da Esma alarak Filleriyle zuhura gelişini görenler, bu İrşad ve terbiyeyi de Tevhid tahsiliyle MÜRŞİD mazharından bildirmesiyle Sîrette Hakk Sureten halk görünenin O olduğunu görür, işte Mevla olan Sevileninde bir mazhardan Rabbı olan Allah olduğunu ve tüm eski bilinçlerinin yok olduğunu görürler. Böylece sevgi aşk ve muhabbetin bu günkü mazharı olan Muhammedi kullarının sevilen mazharları olduğu ve Muhammed’e tabi olanın Muhammedi sevenlerin Mevlaları olan Allah’ı sevdiklerini göreceklerdir. Rabbım layıkıyla seven ve sevilen kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 31. AYET
قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ اَمَّنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ والْاَبْصَارَ وَمَنْ يُخْرِجُ الْحَیَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَنْ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ فَسَيَقُولُونَ اللّٰهُ فَقُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ
OKUNUŞU : Gul mey yerzugukum mines semâi vel ardı emmey yemlikus sem’a vel ebsâra ve mey yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve mey yudebbirul emr, feseyegûlûnallâh, fegul efelâ tettegûn.
ZAHİR MANASI : De ki: size gökten ve yerden kim rızk veriyor? Ya o sem’ u ebsar kimin milki bulunuyor? Ve kim o ölüden diri çıkarıyor ve diriden ölü çıkarıyor? Ve emri kim tebdir ediyor? Derhal diyecekler ki Allah, de ki, o halde sakınmaz mısınız?
BATIN MANASI : Gök gönül semasıdır orada tecellisi vücudu rızıklandırmasıdır, yer ise nefis arzı yani o vücutta gönül tecellilerinin Zatından Sıfatına ve Esma alarak Fiillerle açığa çıkmasıdır. Kulak ve göze sahibi oluşu sîrreten o pencerelerden bakan Sureten de pencerelerin sahibi oluşuyla Hakk olan sîretin ve Halk olan suretin Tevhidi’dir. Ölüden diri çıkması ise bedenen var fakat ruhen ölü olanlardan ZİKİR ruhunu üfürmesiyle ruhen diriltmekte, sonra da ruhen diri olan vücutlara fiillerin failini sıfatların mefsufunu ve vücudun mevcudunu bildirerek de ölmeden evvel öldürmektedir. Böylece tüm mevcudat ta iş ve oluşların sahibi olarak ölmeden öldürdüğü mazharlarından seyir, ruhen ölü olanlardan amel, bedenen gayriyet te olanlardan da nefsin süflü yüzünü seyrediyor, böylece devran devam ediyor. İşte mülkünde tasarrufun kendisine ait olduğu Rabbımız’dan sakınmamız ondan çekinmemiz değil, gayriyet ve nisbiyetten sakınarak uzaklaşıp ayniyete yönelmemizdir. Rabbım cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 32. AYET
فَذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمُ الْحَقُّ فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ اِلَّا الضَّلَالُ فَاَنّٰى تُصْرَفُونَ
OKUNUŞU : Fezâlikumullâhu rabbukumulhagg, femâzâ bağdel haggı illed dalâl, feennâ tusrafûn
.ZAHİR MANASI : İşte sizin gerçek Rabbiniz Allâh budur. Gerçekten sonra sapıklıktan başka ne var? Öyleyse nasıl (hak’tan sapıklığa) çevriliyorsunuz?
BATIN MANASI : İşte bir önceki ayeti Kerime de de bildirdiği ve hatta bakara suresi 28 ila 30. Ayeti kerimeler arasında da nasıl Ademi yaratıyor ve hayal ve zanda veyahut her yerde olmayan. mevcut beden canlı ruhen ölü iken ölüden diriyi, diriyi ihtiyaren öldürüp tekrar diriltip ölmeden evvel ölme sırrına vakıf kılarak aynı vücudun Rabbı’nın olduğunu göstererek manen Rabbına benzetiyor, çeviriyor, dönüştürüyor ise, bu ayeti Kerime de de işte gerçek Rabbımız budur diyerek bir daha Muhammed’den başka bir yerden yada sizdeki Muhammedi linkten başka bir yerden yada Ademiyetini kazanan mazharlardan başka bir yerden hakkıyla açığa çıkmaz dercesine gözümüze sokuyor. Evet her varlığın Rabbındır Allah fakat ya tavsilatı yönüyledir oradan seyreylediği Muhammed-i’liği ya nur yönüyle ya da hakikat yönüyle işte Ademiyetini bulanların talibi oldukları zuhur hakikaten Muhammed deki gibi bu vücuttan da açığa çıkmasıdır. Rabbım cümle kardeşlerimize aynı zevklerle zevklenmeye nasib eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 33. AYET
كَذٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذٖينَ فَسَقُوا اَنَّهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
OKUNUŞU : Kezâlike haggat kelimetu rabbike alellezîne fesegû ennehum lâ yué’minûn.
ZAHİR MANASI : Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, “Onlar artık imana gelmezler” sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.
BATIN MANASI :
YÛNUS SÛRESİ 34. AYET
قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَائِكُمْ مَنْ يَبْدَٶُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ قُلِ اللّٰهُ يَبْدَٶُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ
OKUNUŞU : Gul hel min şurakâikum mey yebdeul halga summe yuîduh, gulillâhu yebdeul halga summe yuîduhû feennâ tué’fekûn.
ZAHİR MANASI : De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O hâlde, nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?”
BATIN MANASI :
YÛNUS SÛRESİ 35. AYET
قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَائِكُمْ مَنْ يَهْدٖى اِلَى الْحَقِّ قُلِ اللّٰهُ يَهْدٖى لِلْحَقِّ اَفَمَنْ يَهْدٖى اِلَى الْحَقِّ اَحَقُّ اَنْ يُتَّبَعَ اَمَّنْ لَا يَهِدّٖى اِلَّا اَنْ يُهْدٰى فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
OKUNUŞU : Gul hel min şurakâikum mey yehdî ilel hagg, gulillâhu yehdî lilhagg, efemey yehdî ilel haggı ehaggu ey yuttebea emmel lâ yehiddî illâ ey yuhdâ, femâ lekum, keyfe tahkumûn.
ZAHİR MANASI : De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir.” Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”
BATIN MANASI : Her köşede mürşüdüm diyen çok durur, binde birinin irfaniyeti yok durur. Maide süresi 35. ayeti kerime üzere bizler eğer bir vesile arıyor isek bunun Ehli Tevhid Hakkel Yakîn bir mürşidi kamil olması anacaksın Hakka iletir. Çünkü ilmel yakîn bilen Arif ile aynel yakîn gören arifler bir değildir. Kendi varlığını hakkın varlığında ifna etmeyen, hakkın varlığıyla var olamaz. Halkın varlığıyla var olmayanlarda nasıl var olunduğunu bildirip tarif edemezler. Rabbım Hakta Hakk olan kullarından olmayı cümle ümmeti Muhammed’e nasip eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 36. AYET وَمَا يَتَّبِعُ اَكْثَرُهُمْ اِلَّا ظَنًّا اِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنٖى مِنَ الْحَقِّ شَيْپًا اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
OKUNUŞU : Ve mâ yettebiu ekseruhum illâ zannâ, innez zanne lâ yuğnî minel haggı şey’â, innallâhe alîmum bimâ yef’alûn.
ZAHİR MANASI : Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.
BATIN MANASI : Hakk ve Hakikatın karşısında her inanç iman ve kabullenişler zandır. Örneğin fıkıhta şüpheli abdest ile namaz olmuyor deniyorsa, Allah’ı görmüyorsanız da o sizi görüyormuş GİBİ iman edin demek te şüpheyle imandır. Aslı bizzat Hadid Sûresi 3. Ayeti kerimedeki Zahir oluşunu bilmek iledir. Mevlidi şerifte hüngür hüngür ağlayıp da sultanı olduğu ilmi ledün ve irfanı Tevhid neden tahsil edilmez. Ancaksın böyle bir tahsil talim ve yaşam ancaksın hayal ve zannın yerini doldurarak yapılmakta olan Fiilullahın nasıl Hakk ile bilindiğini gösterir. Rabbım cümle insanoğlunu hayal ve zandan kurtarsın inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 37. AYET
وَمَا كَانَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ اَنْ يُفْتَرٰى مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ تَصْدٖيقَ الَّذٖى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصٖيلَ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ فٖيهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
OKUNUŞU : Ve mâ kâne hâzel gur’ânu ey yufterâ min dûnillâhi ve lâkin tasdîgallezî beyne yedeyhi ve tefsîlel kitâbi lâ raybe fîhi mir rabbil âlemîn.
ZAHİR MANASI : Bu Kur’an, Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab’ı (Allah’ın Levh-i Mahfuz’daki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır.
BATIN MANASI : Kuran’ın Allah’tan indirilmesi Uluhiyet mertebesindeki Celal ve Cemal tecellileri dışında yani ya “emri bil maruf ya nehri anil münker” olan ya Cemal yap dediği ya Celal yapma dediklerinden ibarettir çünkü her şey zıttıyla kaimdir bu kitab olan insanda. Başkası tarafından uydurulmaması ise, henüz ulûhiyetinde ikinci bir varlık yoktur daha Rubûbiyetine tecelli etmemiştir, Allah bu insan kitabında muhafaza ettiği levhalar yani gönül levhalarına tecellisi ile zuhura gelmeye devam eder, Alemde olan her şey Adem de vardır, fakat Adem de olan herşey henüz aleme çıkmamıştır. İşte Rubûbiyetine tecellisi ile Rab’lık yüzüyle tecelli edip kulluk yüzüyle de insandan açığa çıkmaktadır. Böylece Zatından sıfatına oradan da esmalar alarak fiillerle zuhura gelişi de ayan beyan olduğundan şüphede olmamış olur. Rabbım bu zuhuruna şeksiz şüphesiz mazhar olan kullarından olmayı cümle İhvan-I Güzin kardeşlerimize İhsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 38. AYET
اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰیهُ قُلْ فَاْتُوا بِسُورَةٍ مِثْلِهٖ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
OKUNUŞU : Em yegûlûnefterâh, gul feé’tû bisûratim mislihî ved’û menistetağtum min dûnillâhi in kuntum sâdigîn.
ZAHİR MANASI : Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın.
BATIN MANASI : Muhammed denince bir kişi veyahut bir mazhar olarak hatırınıza getirir iseniz, bu eksik olur. Muhammed Allah’ın Rahman kemalât mazharı yani Mutlak zatın açığa çıkarıp seyredeceği en yüce kemalâtının mazharıdır. Ve bu gün her kimde tecelli eder ise o Muhammedi’dir. Bu yüzden tecelli eden zat tecelli olunan sıfattır, yani uydurma değil varlığını hakkın varlığında ifna edip layıkıyla ademliğini bulanın vücut ülkesindeki tecelli dün resulünde tecelli edince ayet bu günkü evliyaullahta tecelli edince ilham olur ve vahiy cinsindendir, ha keza mürşüdü kamillerden de tecelli edenler de bu cinstendir. Böylece benzer bir tecelli asla zatın olmaz yani aklın mahsulü olan ilim ile tecelli eder ki bu zevke göre çok daha tatsız ve benzer bile değildir. Rabbım layıkıyla varlığını ifna edip hakkın tecellisine mazhar olan kullarından olmayı cümle ihvan-I Güzin’e İhsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 39. AYET
بَلْ كَذَّبُوا بِمَا لَمْ يُحٖيطُوا بِعِلْمِهٖ وَلَمَّا يَاْتِهِمْ تَاْوٖيلُهُ كَذٰلِكَ كَذَّبَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِمٖينَ
OKUNUŞU : Bel kezzebû bimâ lem yuhîtû biılmihî ve lemmâ yeé’tihim teé’vîluh, kezâlike kezzebellezîne min gablihim fenzur keyfe kâne âgıbetuz zâlimîn
ZAHİR MANASI : Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.
BATIN MANASI : Bir ayeti layıkıyla anlamak için ilmi ledün sahibi olmak gerekir, ya bu ilmi kavramak yada anlatandan dinlemek gerekir, bunu yapmayanlar tabi ki ayeti ters bulur yada böyle olmamalı der dolayısıyla da yalanlamış olur, örneğin bir kere secde yaptıktan sonra bir daha secde yapmayın ayetini bir musalli yani namaz kılan okusa günde 40 defa secde yapan bu ayet nedir der. İşte bu zahirden bir yalanlama değil idraksızlık ilim ve irfaniyetsizliklerindendir, böylece ilmin olmadığı sübut sıfatlar cehennem olan 7 cehennemi, ilmin oldukları ise 8 cenneti remzeder, çünkü hiç bilenle bilmeyen bir olur mu buyrulması bu yüzdendir. İşte o kişilerin zalim oluşları ruha zulmedip daha fazla irfaniyet ve kemalâttan yoksun kalmalarıydı. Rabbım nefse zulmedip istediğini vermeyen Ruha gönül verip yedikçe acıkan kullarından olmayı cümle ihvan-I Güzin kardeşlerimize İhsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 40. AYET
وَمِنْهُمْ مَنْ يُؤْمِنُ بِهٖ وَمِنْهُمْ مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِهٖ وَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِالْمُفْسِدٖينَ
OKUNUŞU : Ve minhum mey yué’minu bihî ve minhum mel lâ yué’minu bih, ve rabbuke ağlemu bilmufsidîn.
ZAHİR MANASI : “İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır; yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir.”
BATIN MANASI : Bu gün Kuran-I Kerim’in Zahir manası farzdır. Dünde böyle idi, fakat dün Sahabeyi Güzin daha fazla ders çıkarmak ve daha zevkle nasıl yaşanır ayetler diye doymadıklarından Resurüllah efendimize sorular sorarlardı. Her seferinde aynı ayet de olsa farklı cevaplar alır daha da kendilerine nasihat kendilerine mesuliyet ve kendilerine zevk ve mutluluğu nasip yaparlardı. Örneğin “la ikrahe fid din” ayeti Nazil olduğunda Din de zorlama yoktur, manası ile dönemi itibariyle ve sebebi nüzül ile din seçmede kimseyi zorlamayın manasına olan Zahir manasına uyuldu ve yaşandı ve yaşanacak da, zaman içerisinde yine konu sohbete mevzu edilip de artık dinler seçildi, Müslim ya da diğer dinlerden de olsa zorlama yokmudur diye cebricilik ya da farz yönünü sordular, ve din seçtikten sonra mesuliyet vardır dendi, daha da zaman ilerleyip yine sohbet konusu olup da nasıl olurda farz olan ve mesuliyeti olan yapılmaz diye Allah Resulüne sorulunca, Cevaben Allah’ın Emri olan namaz farzdır, kul da bununla mesuldür, fakat yapmasa dahi ona bunu zorla yaptırmak doğru değil hesap Rabbı’na verilir ve sevdirin zorlaştırmayın kolaylaştırın buyrulmuştur. Yani bir ayetin bir zahiri birde batını, batının da 7 batına kadar batını vardır hadisi sevdirip kolaylaştırıp zorlaştırmama gibi hadisler zuhur etmiştir, bu konular üzerine işte Anın da Kurulan Kuran olan zevkleri kabul edenlerde olacaktır yani batını etmeyenlerde bunu kabul etmeyenler bozanlar yalnız zahirci olanlarda var olacak, zahiri yapmayıp yalnız batıncı da olanlar var olacaktır, bizler Zahir ve batını Tevhid edip yerine göre her ikisinde hayatınıza tatbik edip yaşayanlardan olalım inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 41. AYET
وَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ لٖى عَمَلٖى وَلَكُمْ عَمَلُكُمْ اَنْتُمْ بَرٖيٶُنَ مِمَّا اَعْمَلُ وَاَنَا بَرٖیءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ
OKUNUŞU : Ve in kezzebûke fegul lî amelî ve lekum amelukum, entum berîûne mimmâ ağmelu ve ene berîum mimmâ tağmelûn.
ZAHİR MANASI : “Eğer onlar seni yalanlarlarsa, de ki: “Benim işim bana aittir; sizin işiniz de size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız; ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim).””
BATIN MANASI : Yunus suresi 40. Ayeti Kerimede ki gibi hayatta ayetlerin yalnız Zahir manaları ile tenzih bir imanla yaşayan ve amel işleyenler vardır, yalnız zahiri terk edip batın zevkindeyim zaten deyip yaşayanlarda vardır. İşte her ikisi de Zahir ve Batını Tevhid edip yaşayanı yalanlar işte onlar dediği çoğuldur yani zahirciler ve batıncılar ayrı iki fikirdir bu iki fikire onlar denir onlar her ikisini Tevhid edip yaşamayı reddeder. Çünkü kabullenirse tevhid edip yaşanır, bir birinden farklı olan bu kabullenişler birbirinden beri ve uzaktır, ne zaman ki tenzihi teşbihi Tevhid yaparlar o zaman kurtulanlardan olurlar. Rabbım ruhumuzu seyyidler ile yazılanlardan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 42. AYET
وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُونَ اِلَيْكَ اَفَاَنْتَ تُسْمِعُ الصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا لَا يَعْقِلُونَ
OKUNUŞU : Ve minhum mey yestemiûne ileyk, efeente tusmius summe ve lev kânû lâ yağgılûn.
ZAHİR MANASI : Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?
BATIN MANASI : 41. Ayeti Kerime’de ki gibi yalnız zahirci yani tenzihi iman sahipleri yada yalnız batıncı teşbihi iman sahipleri vardır toplumumuzda, bunlar arasında tevhid edip yaşayanlarda vardır. Fakat diyor akılsız değilde aklı var idrak edemeyen, duyup da işitmeyen, ve buna binaen diyor işitip idrak edemeyince sen mi işittireceksin yani kişi gönül vermeyince peygamber olsan ne çare demek istiyor. Siz isterseniz tüm insanlık için can verin insanlık insanlıktan nasib almazsa ne çare, Rabbım buyurduklarını işiten kullarından olmayı cümle ihvan kardeşlerimize İhsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 43. AYET
وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْظُرُ اِلَيْكَ اَفَاَنْتَ تَهْدِى الْعُمْیَ وَلَوْ كَانُوا لَا يُبْصِرُونَ
OKUNUŞU : Ve minhum mey yenzuru ileyk, efeente tehdil umye ve lev kânû lâ yubsırûn.
ZAHİR MANASI : İçlerinden sana bakanlar da var, fakat basıretleri de yokken körlere sen mi hidayet edeceksin?
BATIN MANASI : Bakmak baş gözü iledir, basiret ise kalp gözü iledir. Kendi varlığını Hakkın varlığında ifna etmeden Hakkın varlığı o vücut ülkesinde tecelli etmez yani kalp sahibi olunmaz, kalp sahibi olmadan da basiret gözüyle görme olamayacaktır. Bu yüzden Mürşid’i Kamiller irşad ederler yani ilim verirler onu Şuhut ve Zevke dönüştürecek olan saliklerdir. Bu yüzden Hidayet Zattan olacağından salike düşen Fena’i Efal Fena’i Sıfat ve Fena’i Zatı layıkıyla bilmek ve yaşatmaktır. Rabbım bakıp da görmeyi duyup da işitmeyi ve sözü söyleyene vermeyi cümle İhvan-ı Güzin kardeşlerimize İhsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 44. AYET
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَظْلِمُ النَّاسَ شَيْپًا وَلٰكِنَّ النَّاسَ اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
OKUNUŞU : İnnallâhe lâ yazlimun nâse şey’ev ve lâkinnen nâse enfusehum yazlimûn.
ZAHİR MANASI : Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler.
BATIN MANASI : Allah Allah’lığı ile bir sineğin bile kanadını kıpırdatmaz. Çünkü Zat Sıfatsız hiç bir Fiil sergilemez. Sergilenen fiillerde sıfatın yani mazharların isnad ve kabiliyetine göre açığa çıkıyor ise o zaman Zat olarak tecelli edenin değil eksiklik tecelli olunandaki isnad ve kabiliyetincedir, yani insan dediği mazhar kul dediği sıfatıdır. İşte böylece kul mazhar ve sıfat kendi isnad ve kabiliyetini geliştirmez ya da istese de bazı nedenler buna mani oluyor ise işte o nedenler sebep olanlar onun zülmü ve cehennemi olur. Rabbım kimseye geçemeyeceği sınavlarla imtihan eylemesin inşallah. Amin
YÛNUS SÛRESİ 45. AYET
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَاَنْ لَمْ يَلْبَثُوا اِلَّا سَاعَةً مِنَ النَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْ قَدْ خَسِرَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِلِقَاءِ اللّٰهِ وَمَا كَانُوا مُهْتَدٖينَ
OKUNUŞU : Ve yevme yahşuruhum keel lem yelbesû illâ sâatem minen nehâri yeteârafûne beynehum, gad hasirallezîne kezzebû biligâillâhi ve mâ kânû muhtedîn.
ZAHİR MANASI: Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.
BATIN MANASI : Gündüzün bir vakti olan mahşer kesrette toplanmanın idrak edilmesi kadardır. Yani ruh ve beden, dünya da ahireti, kesrette Cem idrakını Ruh birliği tadıyla tadar. Yani mahşer tadında, Bakara Sûresi 115. Ayet’i Celile zevkiyle tüm insanoğlu düşüncelerinde bunu idrak edecek tıpkı Ademin vücut ülkesinde olan bu hal alemde de görülerek her varlığın vücudu kendisine ait olmayıp o mazharlardan zuhura gelenin Rableri olduğunu sanki Allah’ın huzuruna çıkma değil de kendilerine karşıdan bakar gibi onlardan kendisini seyredip zevk edenin Rableri olduğu şuhuduyla zevklenecekler. Bu halin tecelli etmediği mazharlar ise tekzib yani yalanlayan yani yaşamadıklarından zaten o zevkte olamadıklarını söyleyenler olacaktır. Zaten bu üzüntü o vücut ülkelerinde hüsran ve azabın ta kendisi olacaktır. Rabbım ölmeden evvel ölüp mahşeri urucen Cem’de nuzülen Cemmülcem’de yaşayan kullarından olmayı cümle kardeşlerimize İhsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 46. AYET
وَاِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذٖى نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَاِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ اللّٰهُ شَهٖيدٌ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ
OKUNUŞU : Ve immâ nuriyenneke bağdallezî neıduhum ev neteveffeyenneke feileynâ merciuhum summallâhu şehîdun alâ mâ yef’alûn.
ZAHİR MANASI: Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir.
BATIN MANASI: Ademiyeti bulan bir vücut ülkesinde ölmeden evvel öldüğünden o vücut Rabbının olduğundan o vücutta dünü bu günü ve yarını an diliminde gören Rabbı olur. Sana diye hitab ettiği de böylece sıfatı yani Muhammed olur, yani Allah Muhammed’den görür ve bilir, Allah’lığı ile değil, Muhammed kesrette bir vücut ve mevcut iken vahdette bize diye hitab edilen Tevhidde Ene dediği Ben Ente dediği Sen Allah dediği O dur, bu hitapları ise Sıfatından yani Muhammed’den dillendirince ilimle değil de şuhud ve zevkle Ben dediği Biz olur, Sen dediği Siz olur, O dediği Onlar olur. Bu yüzden de bizedir dönüş der, şahitliğini de böylece Allah biz dediği Muhammed den yapmakta olduğunu da şerh etmiş olur, işte bütün var oluşta dönüşte kendimden kendime dediği Muhammed dediği bu günkü Hakkel Yakin Ehli Tevhid Mürşüdü Kamilleredir, fakat suret ve siyreten tevhid edip Zatı Hakkı görenlere, Rabbım Tevhidi şuhud ve zevk ettirdiği gibi bilhassa yaşayabilmeyi bizlere nasip eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 47. AYET
وَلِكُلِّ اُمَّةٍ رَسُولٌ فَاِذَا جَاءَ رَسُولُهُمْ قُضِىَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
OKUNUŞU : Ve likulli ummetir rasûl, feizâ câe rasûluhum gudıye beynehum bil gıstı ve hum lâ yuzlemûn.
ZAHİR MANASI : Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar.
BATIN MANASI : Her ümmet denilen; kişinin vücut ülkesinde ümmi yani kitab ehli oluşudur, ve Resüllüğü de o vücut ülkesinde Rabbı yapar elçiliği ile gelir yani kulunda tecelli eder ve müsaitlik bulursa oradan Muhammed’liği ile açığa çıkar tam müsait değil ise İbrahim’liği ile açığa çıkar daha da müsait değil ise şapkasız adem olarak ve ademler olarak açığa çıkar bu eksiklik Rabbı’nın değil kendi istidadınındır, işte adaletle hüküm bütün Aza ve Cevahir arasında böyle verilip durmaktadır. Eğer bu vücut kitabının her sayfasını okurda ehil olursa bir kul Yasin’den sorsalar da bilir göz sayfasını okutsalar el ayak sayfalarından da. Rabbım bu kitabı güzelce okuyup bildikleriyle amil olanlardan olmayı cümle ihvan-ı Güzin kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 48. AYET
وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
OKUNUŞU : Ve yegûlûne metâ hâzel vağdu in kuntum sâdigîn.
ZAHİR MANASI : “Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar.
BATIN MANASI : Şeriata göre tehdit olan hakikate göre thdt ahd söz ile aynı köktür. Bu sözde ceza gibi görünen ölümün mükafat oluşudur. Bu vade de 3 vakittir seheri Efal, gündüzü Sıfat, gecesi Zattır. Bir günlük zamanı ne zaman geçirir ve kendine nisbet ettiği varlığı layıkıyla ifna ederse, zahirinde ölür cezasını çeker batınen ise dirilir mükafatı olan hakkın varlığıyla var olur. Rabbım sözüne sadık olup layıkıyla ölmeden evvel ölenlerden olmayı İhsan eylesin inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 49. AYET
قُلْ لَا اَمْلِكُ لِنَفْسٖى ضَرًّا وَلَا نَفْعًا اِلَّا مَا شَاءَ اللّٰهُ لِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌ اِذَا جَاءَ اَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَاْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
OKUNUŞU : Gul lâ emliku linefsî darrav ve lâ nef’an illâ mâşâallâh, likulli ummetin ecel, izâ câe eceluhum felâ yesteé’hırûne sâatev ve lâ yestagdimûn.
ZAHİR MANASI : De ki: “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”
BATIN MANASI : Ecel bir vücut ülkesinde ölümün iki yüzüdür ya ızdırari ya ihtiyaridir. İhtiyari olanda 3 bölüm çok çeşittir, fillerimizin eceli kendimize nisbet etmemekle vadesini doldurur ve bizde ve bizden gayri durgun ve hareketli çok çeşitlidir, sıfatların eceli ise Ya zat sıfat çeşitlerinde Ya sübut sıfat çeşitlerinde yada selbi sıfatlarcadır, bir de zatın eceli vardır o da zahirden görünen bu vücudunun kişiye ait olmadığı batınen de ruhum dediği hayat ve enerjinin mevcutla kayıtlanmadığıdır. İşte Hayat ve enerjinin sahibi olan Rabbım cümle mevcutta dilediği kudret ve kuvvetinde tecelli eder, bu ölçü ise vücutta sıfatın 3 boyutunu da kullanarak fiillerle zuhura gelir, fiillerdeki bu çeşitlilikte tecelli DERECESİNDE gizlidir çeşitliliğinin yanında müdahalesi ve tüm Tebdilata kapı açan bu derecelerdir, tıpkı depremde hafif sarsıntılarda yıkımlar olmaz iken büyük depremlerin yıkıma yol açtığı gibi. İşte bu aşık olunan kudret derecesinin de sahibi olan Rabbım an üzere tecellisiyle bunu ikram eder, dilerse devranını Cemal’den celale doğru sevk eder, dilerse de celalden Cemal’e doğru sevk eder, ademde de alemde de bu devran böylece devam eder. Rabbım böylece diledi mi? kabiliyetlere göre tecelli ettiği gibi, dereceler değişince kabiliyetlerde de tebdilatını gösterebilir. Bu yüzden kull kuldur sultan sultandır cümle kardeşlerimizi Muhammed’i bir yaşamda seyranına mazhar olan kulları olarak kullansın inşallah. Amin.
YÛNUS SÛRESİ 50. AYET
قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتًا اَوْ نَهَارًا مَاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ الْمُجْرِمُونَ
OKUNUŞU : Gul eraeytum in etâkum azâbuhû beyâten ev nehâram mâzâ yestağcilu minhul mucrimûn.
ZAHİR MANASI : De ki: “Söyleyin bakalım, O’nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.)
BATIN MANASI : Vücut ülkesinin gecesi Vahdet ve sır yönüyle mazharsız tecellisi, gündüzü ise yine vahdette Rab mazharı olan mürşüd mazharından yapılan batın terbiyelerdir. Öyle ki bir önceki ayeti kerimedeki derecenin şiddetini mazharlı yada mazharsız gönül aleminde yaşamak, yaşarken cehennemin en şiddetlisidir. Suçlu olanlar kabiliyetsizliğinden ve çaresizliğinden yanan eksikleri için nedamet duyan daha layık bir kul olma isteğiyle yana yana kül olmanın bir lütuf olduğunu yandıkça anlayanlardır. Rabbım zahirinde istenmeyen bu azabın lütuf olduğu anlayıp zevk eden kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin kardeşlerimize İhsan eylesin inşallah. Amin.
