ENFÂL SÛRESİ 51. AYET
ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْدٖيكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلّٰامٍ لِلْعَبٖيدِ
OKUNUŞU : Zâlike bimâ gaddemet eydîkum ve ennallâhe leyse bizallâmil lil abîd.
ZAHİR MANASI : (Ey kâfirler!) Bu, sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir.
BATIN MANASI : İnsanoğlunun vücut ülkesinde yaptığı işleri ağırlıklı olarak elleriyle işlediğinden elleri fiilullahı remzeder yani işlediği fillerin yaptığı işlerin elinle işlediğin manasıyla işlediklerini bildirmektedir. Yani kendi elinizle yaptıklarınız derken bizzat işlediğiniz filler denmektedir. O zaman kendi işledikleri yüzünden eziyet görmesi zaten Allah’ın verdiği azap değil kendi hazırladığıdır. Zira zaten Rabbım hiç azap etmez kul kendi azabını kendisi hazırlar ve aynı zamanda miskal nisbetinde de olsa hayrınızın da şerrinizin de karşılığını mutlaka alacak olan insanoğlu hiçbir eksikliği Rabbına vermesin o istedi demesin. Allah Allah’lığı ile sineğin kanadını bile kıpırdatmaz çünkü Zat halinde iken ve yalnız Allah mevcut iken Rububiyetine tecelli etmediğinden sıfatına, sıfatlarına tecellisi de söz konusu değildir ve henüz hiçbir mevcudun varlığı da söz konusu olamaz. Yalnız o var iken sinek dahi yok idi böylece Allah Allah’lığı ile sineğin kanadını dahi kıpırdatmadığı mutlak zatında iken nasıl eziyet etsin ceza versin ve nasıl henüz sen dahi var olasın hiç bir şey yok iken ki halidir Allah’lığı. O demede kurallarını koymuş her şeyi ilmine bağlamıştır; kim ne ekerse onu biçecektir kuralı bütün kullarına sıfatlarına ve tüm varlıkları için geçerli olandır. Böylece kendi yapıp kendisi biçenlerin eksikliği Rabbına vermeleri cehaletleridir. Suphanallah Allah subhandır eksiksizdir. Cehaletleri kafirlikleri olan Hakk ve Hakikati örtenler böylece bu cehaletlerinin de eksikliklerinin de nefislerinin emriyle hareket edişlerinin de yangını işlediği bu hallerdeki eksiklilerinden kaynaklanan sıkıntıları da çekecektir. Rabbım cümle Ümmeti Muhammedi ehline gidip Ehli Tevhid üzere tahsil ve talim görerek fillerimizden zahir olan Rabbımızı bilmeden cibilliyetlerine göre bütün fillere vakıf olmadan ellerimizle işlediklerinden onları mesül kılmasın inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 52. AYET
كَدَاْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَ وَالَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْ اِنَّ اللّٰهَ قَوِىٌّ شَدٖيدُ الْعِقَابِ
OKUNUŞU : Kedeé’bi âli fir’avne vellezîne min gablihim, keferû biâyâtillâhi feehazehumullâhu bizunûbihim, innallâhe gaviyyun şedîdul ıgâb.
ZAHİR MANASI : Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr etmişler, Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, azabı çetin olandır.
BATIN MANASI : Allah’ın ayetleri Kuran’ı Kerimdeki Nas’ları ile sabit mana itibariyle de 3 cinstir. Ya bunlar Efal ayetleri olup fiil ve icraatları, ya Sıfat ayetleri olup Selbi Sübut ve Zat sıfatlardan bahsetmekte ya da Zat ayetleri olup Zat’ı anlatmaktadırlar yani Efal Sıfat ve Zat ayetleri oluşları gaye itibariyle Allah’ın 3 tecellisini bildirmektedir. Bunun da asıl gayesi 1 olan Allah’ı bilmek için mutlaka 3 özelliğini 3 tecellisini bilmek gerekmektedir. Çünkü henüz ismini yeni duyduğunuz bir varlığı sözle duymakla bilemez yazı ile de okusanız asla bilemezsiniz çünkü birisi yazıdır diğeri ise kelimedir. Peki bilmek için gereken nedir. Mutlaka özelliklerinden haberdar olmaktır. Aynı ismi taşıyan 3 insan arasından nasıl ki hangisini kast ediyorsanız onu iyice belirtmek için belirgin özelliklerini bildiriyorsanız bu durumda aynıdır. İsimleri Ahmet olan 3 kişiden hangisini işaret ettiğinizi bildirmek için mutlaka bir özelliğini daha bildirmeniz gerekmektedir. İsimleri Ahmet meslekleri öğretmen derseniz bir mesleği farklı olan daha dışarda kalır, bu kez yine iyice belirgin olması için ya boy pos yada yaş yada memleket gibi özellikler gerekir ismi Ahmet mesleği öğretmen yaşı da 40 derseniz o zaman 3 özelliğiyle hangisini kast ettiğiniz belli olur netleşir. İşte Allah dediğiniz zaman bir ismi ile netleşmesi mümkün olmayanı anlatmaya çalışırsınız, oysa 3 tecellisinden haberdar ederseniz insanları o zaman 3’ü bilen 1’i bilebilir. Zat tecellisi Sıfat tecellisi ve Efal tecellileriyle bütün varlıklarda aynı nizam üzere olan Rabbım özde de 3 tecellinin cemine sözde de her varlıkta aynı nizam üzere oluşu ile Tenzihen Teşbihen ve Tevhiden filleriyle zahir olan Rabbımı her varlıkta bilmiş görmüş ve O’nda O olarak yaşamış olursunuz. Bunun aksini yaşamak ise işte asıl Allah’ın ayetlerini inkar budur, ayet delil demektir deliller ise ana gayeyi bildirenlerdir. Yoksa zahiren ayetler açık olduğu halde nicesi bu ayetleri inkar etmektedir, bu inkar Alah’ı örtmemekte asıl örtücülük cehalet ile bilemek ve şerh edildiği halde bu 3 tecellisiyle zahir olduğu halde bunlara kulak tıkayıp göz kapatıp gerek Tevhid ilmi gerekse ilmi ledün tahsillerini yapmamakla asıl örtücülerin dışarıda değil inandığı halde taklidi imanını istiklal ile araştırıcılığa tahkik olan haliyle de hakikate erdirilemediğindendir. Rabbım en kısa zamanda cümle İslam-ı Mübine bu hakikatleri idrak edip Efal Sıfat ve Zat ayetleriyle amil olmayı vücut ülkesinde bu ayetleri okuyarak İsra Sûresi 14. Ayeti Kerime gereği nefis kitabını okumayı nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 53. AYET
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِعْمَةً اَنْعَمَهَا عَلٰى قَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْ وَاَنَّ اللّٰهَ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ
OKUNUŞU : Zâlike biennallâhe lem yeku muğayyiran niğmeten en’amehâ alâ gavmin hattâ yuğayyirû mâ bienfusihim ve ennallâhe semîun alîm.
ZAHİR MANASI: Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
BATIN MANASI : İşte Efal Sıfat ve Zat ayetlerinin inkarları ne ise bu ayetlerin sonucunda fillerle zahir olan haliniz vardır ki işte o da sizlerdeki zuhura gelen filleridir. Yani davranışlardır. İşte fillerinizin cibilliyeti ne ise siz o sunuz zatınız o dur. Sizden iyi bir şey zuhur ederse Rabbınıza eksik bir şey zuhur edince nasıl ki nefsinize veriyor iseniz; işte iyi davranışların devamı Rabbınızın, siz denilen mazharından sıfatından kulundan tecelli etmeye devam edişidir. Bu da Allah’ın en büyük nimetidir. Rabbım en güzel biçimde kulum dediği mazhardan Muhammedi kemalatıyla ahlak ve hamidiyesinin zuhuruna devam etmesi en büyük lütfu ilahisidir. Eğer ki siz fillerinizin cibilliyetlerini değişir iseniz o zaman, Allah nimetini kısmış olmaz, kul nasıl ki kendi azabını kendisi hazırlıyor ise bu da nimetini kendisi kesmiş olmasıdır. Rabbım Zatından Sıfatlarına Sıfatlarından da esma alarak Filleriyle zuhura gelişiyle cibilliyeti güzel fillerine uygun bir mazhar bulması halinde layıkıyla zuhura geliyor ise bu Allah’ın kuluna en güzel nimetidir, en güzel kulu mazharı sıfatı olmak en güzel lütfuna mazhar olmaktır. Rabbım en kısa zamanda cümle Ümmeti Muhammed’e Zatına en layık Sıfat mazhar kull olmayı nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 54. AYET
كَدَاْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَ وَالَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَغْرَقْنَا اٰلَ فِرْعَوْنَ وَكُلٌّ كَانُوا ظَالِمٖينَ
OKUNUŞU : Kedeé’bi âli fir’avne vellezîne min gablihim, kezzebû biâyâti rabbihim, feehleknâhum bizunûbihim ve ağragnâ âle fir’avn, ve kullun kânû zâlimîn.
ZAHİR MANASI : Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helâk etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.
BATIN MANASI : Bu delilleri yalanlamak yani Hakk ve Hakikate değil de nefsin isteklerine yada kabiliyetinizi kemalat sahibi dahi olsanız bu kemalatınızı nefsin emrinde başkalarına fayda vermek yerine zarar vermede kullanır iseniz ve vücut ülkeniz buna hizmete devam eder ise zat ve sıfatlarınız firavun ailesi esma ve efaliniz ise bu ailenin yaşantısını gösterecektir. Bu halde kişiyi icraatlarının süfliyetleri yüzünden helak edecektir. Yani manen ruhu beslenemeyecek ve helak olacaktır, nefsinin mutlu ve dünyada selamette olması onu kurtarmayacak; aksine bu hal onun akıbetinde selamet değil helak getirecektir. Çünkü Rabbına yaklaşanlar nefsinden uzaklaşır; nefsine meyledenler ise de Rabbından uzaklaşırlar. Böylece de gerek yalnız pozetif ilimlerle beslenmek olsun gerekse zahir ve batın ilimleri süfli nefse hizmet ettirmek olsun bunların hepsi manen su olan ilmin fazlalığı sebebiyle derin sularda boğulmak olacaktır. Rabbım gerektiğince su gerektiğince sütünden istifade etmeyi ve bu ilim ve kabiliyetini ruhun emrinde kullanmayı cümle Ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 55. AYET
اِنَّ شَرَّ الدَّوَابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الَّذٖينَ كَفَرُوا فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
OKUNUŞU : İnne şerrad devâbbi ındallâhillezîne keferû fehum lâ yué’minûn.
ZAHİR MANASI : Şüphesiz Allah katında, yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü, inkâr edenlerdir. Artık onlar iman etmezler.
BATIN MANASI : Yeryüzü insanın nefis arzıdır, gök yüzü de ruh semasıdır, ruh katlarında inkar görülmez ikrar tasdik iman ve selamet ve zevkle seyir görülür, nefis katlarında ise ancaksın inkar ve örtücülükler görülür; İnsanoğlu kendisine yapabileceği en büyük kötülüğü hem yaşarken ruhla beden bir arada iken bu dünyanın kesret manasıyla kendisine yapar hem de yine bu alemde ruh bedenden ayrıdığın da ruhuna yapar çünkü ayrıldığındaki ruhun kemalatı ne ise tecellisine layık bir mazhardan yine zuhuratını göstereceğinden dünyada ama ahrette de ama olmuş olacaktır; yalanlamak ayrıdır inkar ayrıdır, insanoğlu bilmediğini inkar edemez inkar etmesi için mutlaka onu biliyor olması gerekmektedir, bu hal vücut ülkesinde doğruları bildiği halde kabul etmemektir ki buda nefsin ağır basması ve işine gelmeme halidir; bu vücut ülkesi zira nefsin emrinde olmakla zaten nefsin mutluluklarını yaşarken ruhun ona vereceği ebedi selameti elinin tersiyle itmektedir. Yani fillerindeki güzel ahlakın zuhuru yerine cibilliyeti bozuk fillere mazhariyet ile kötü ahlak sahibi olarak kötü insan ifadesiyle irşaddaki süfli tecelliye mazhar olarak toplumda bedenen ve ruhen yaşamaya devam ederler. Rabbım da böylece kab ve kabiliyetlerine uygun olarak o mazharlarını kullanarak ruh sahiberini ve gelecek nesilleri irşadına böylece devam etmektedir. Rabbım cümle Ümmeti Muhammedi inkarcı olmaktan muhafaza buyursun inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 56. AYET
اَلَّذٖينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ فٖى كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ
OKUNUŞU : Ellezîne âhedte minhum summe yengudûne ahdehum fî kulli merrativ ve hum lâ yettegûn.
ZAHİR MANASI : Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.
BATIN MANASI : Vücut ülkesinde nefis ruh ile sürekli mücadele halindedir; Hakk ve hakikat olan doğrularla bunların zıtlarına birer elbise yapılmış ve giydirilmiştir. İnsanoğlu da iç aleminde bu tecellilere gerek hisleriyle gerek duygularıyla gerekse fikirlerindeki karşılıklı fikirler olarak rastlar ve bunlar arasındaki görüşmede bu demde yaşanır vücutta birisinin “A” dediğine diğeri “B” der böylece o mazharda aslı hakikatinde irşad olur iken bunu anlamaz eğer nefse meyyal bir hali var ise o güne dek gerek geçmiş yaşantısından gerekse son hali itibariyle vücutta nefsin sözü geçiyor ise o zaman ruhun sözlerini dinler bilir ama inkar eder; vücuttaki bu durum bu hakikat de Muhammedin ağzına bant çekilmiş bir vücutta nefsin cirit atması at oynatmasıdır; her defasında der isen vücut içerisinde karşılaşılan her olay her mevzu her durum itibariyle yine vücut karar alacağı zaman mutlaka iki seda karşılıklı konuşur bazen ruh hakikatleri nefse ıspatlar ve bunu böyle yapman doğrudur der, yani kişi iman etmese bile aklıyla kıyas yaptığında eğri ile doğruyu görür bu evet doğrudur demesi onun aslında bir manada söz vermesidir yani tamam böyle olursa güzel olur demesidir. Fakat aklıyla verilen karar gönlün rızasına ve bütün aza ve cevahirin rızasıyla alınamadığından; yani kişideki nefse meyyal olan o demedeki vücudun hali bir zaman sonra kişinin doğru bulduğu kararlara karşı fikirler üreterek yine bildiğini yaptıracaktır. Bu hal vücut içerisinde nefse meyyal olduğu sürece ömür boyu da olsa böyle devam edecektir. Ne zaman ki bu halden memnun olmayışı ile pişmanlık nedamet ve karşılaşılan durumların etkenliği ve Rabbının da ona kulum demesi ile yüzünü artık nefisten ruha dönmeye başlayacaktır; böylece en kısa zamanda vesileler arayarak Ehline giderek İnsan-ı Asliyesini bulmak için talebe olacak ve taleb edecektir. Böylece vücut ülkesinde Rabbımın emri olan Zikir ruhu ile tanışınca nefsin kuvveti bazen aklıda yanına alarak 2 kuvvet oluştururken ruhun emrine giren akıl zikri de yanın alarak 3 kuvvet oluşturmasıyla vücutta inkılap başlayacaktır. Bu kişinin 2 adım geri gitse de 3 adım ileri gitmesiyle sürekli artık vücutta Ruhun sözü geçer hale gelmesine dek sürecektir. Rabbım vücut ülkemizde her ne kadar dün verdiğimiz sözleri nefsin tahakkümün da olduğu için bozar halde isek de en kısa zamanda Hakk ve Hakikat ile tanışarak Ehli Tevhid Hakkel yakin bir Mürşid-i Kamilden İnsan-ı Asliyemizi bulmayı cümle Ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 57. AYET
فَاِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِى الْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِمْ مَنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
OKUNUŞU : Feimmâ tesgafennehum fil harbi feşerrid bihim men halfehum leallehum yezzekkerûn.
ZAHİR MANASI : Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.
BATIN MANASI : Vücut ülkesinde Ruh galib gelince nefse verilecek ceza artık zuhura geleceği nefsin sıfatlarını bulamadığından nefis ölmez fakat artık tamamen hapsedilmiştir. Muhammed hapisten kurtulur ise selamet gelir vücut ülkesine ve nefsi onun yerine hapsolur. Eğer bir gün kemalat ve irfaniyetniz ile yaşamaktan vaz geçerde eski halinize meyleder iseniz o zaman zaman içerisindeki bu hal nefsi ruha galib getireceğinden vücut yine mahkemesini kurar ve hükmünü verir bu kez de nefs hapisten çıkar ve yine Muhammedin ağzına bant çekilir Hakk ve Hakikati dillendirecek bir mutmein olmuş nefsin sıfatlarını bulmanız mümkün olmayacaktır. Eğer öyle bir kalıcı hal zuhuru ile bilmek yönü ile kemalat ve irfaniyetinizi şuhud yönü ile zevke taşır da varlığınızın layıkıyla ifnasında Rabbınızı daim bulur iseniz o zaman inşallah O’nda O olarak artık Rabbınız Zatından Sıfatlarına tecelli eder ve Filleriyle zuhura gelir ki artık siz yoksunuz O var siz dediğiniz onun zuhur mahalli mazharı kulu sıfatı olmuş olur ki inşallah tekrar öldürülüp Rabbına benzeyen döndürülenler ise artık ebedi baki ve ebedi güzel ahlaka mazhar olurlar işte bunların ardından gelen ardları olan içlerinden yanı nefsin derinden gelen sedaları da olsa yine zuhur mahalli vücutta Sıfatları emrinde bulamayacağından ardından gelenlere de hapis baki olmuş olur; Rabbım en kısa zamanda cümle İhvan-ı Güzine ve İslam-ı Mübine Muhammedi hapisten kurtararak nefsi hapsetmeyi ve sözü sahibine ehline bırakmayı nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 58. AYET
وَاِمَّا تَخَافَنَّ مِنْ قَوْمٍ خِيَانَةً فَانْبِذْ اِلَيْهِمْ عَلٰى سَوَاءٍ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْخَائِنٖينَ
OKUNUŞU : Ve immâ tehâfenne min gavmin hıyâneten fembiz ileyhim alâ sevâé’, innallâhe lâ yuhıbbul hâinîn.
ZAHİR MANASI: (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.
BATIN MANASI: Bu gün en büyük antlaşma evveliyle bezm-i elest demi olan Mürşid-i Kamilin dizinin dibinde yanı evvelde Resurullah Efendimizin mazharından teslim olur iken Alemlerin Rabbına söz verilmesidir. Bu günde bu hal aynıdır, Nisa Sûresi 64. Ayeti Kerime gereği “Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.” Yani günahlarının affı için ve verdikleri sözleri tutmaları için ilk sözleşme Mürşid-i Kamilin dizinin dibinde yapılır, ve Mürşid-i Kamilde sözü bana değil benim mazharımdan Rabbına veriyorsun sözünde duramayacak isen verme der, yani sözleşme sükütun ikrarı ile verilmiş olur. Bu evveldeki sözleşmedir. Bunun birde sonuncusu vardır, bütün bir tahsilini yapar ve icazatını alır ve alemlerin Rabbına verdiği söz gereği artık irşadla görevlidir bu yolda da düstur gereği sohbetler açarak bu yolda ceht ederek Rabbımızın mazharlarından layıkıyla zuhuru ve ahlakı hamidiyenin şerhi için ihtiyaç sahiblerine fi sebilillah yani karşılıksız sırf Rabbına layık bir mazhar kul ve sıfat olmak için sözünü tutmaya devam eder; hal böyle iken gerek ilk verdiği sözde durmayıp ne her nefes zikre sarılması nede diğer derslerinde sadakatle devamlılık nede son sözü olan bu yolda hiçbir karşılık beklemek sizin Allah rızasıyla irşada mazhar olmayı bırakıp da karşılık bekleyerek menfaat güderek insanlara öğrendiklerinin haricinde şeriatsızlık ve şeriattan uzak kaideler getirerek; örneğin namaza ne gerek var yada sen sabah namazını geceden kıl yat diyerek verdikleri sözlere riayet etmeyenlere de Rabbım gerektiğinde İcazatını Mürşid-i Kamil mazharından yine geriye ister gerekse diğer mertebelerdeki talebelere sözünde durmadıklarından gereken ihtimamı yani özeni göstermemesi de karşılıklı verilen sözlerden feragat olmuş olur; Rabbım mutlaka verdiği sözde sadakat göstermesini kulundan bekler teslimiyet ve kurbiyet ile verilen sözlere sadakat üzerine devam edenlere sonsuz lütüflar ihsan eden Rabbım sözlerinden dönen ve yola ihanet edenlere de maalesef ne ihsanından söz verdiği gibi lütufta bulunur nede affeder; çünkü hata yapmak ayrıdır ihanet ayrıdır, birisinde kasıt vardır diğerinde ise kabiliyetsizliktendir. Rabbım kabiliyetsizliklere mühlet verir affeder ama kasıtlı olanları ise asla affetmez. Rabbım bu vücut ülkesinde nefsin tahakkümünda kalarak bile bile ihanet etmeyi asla ve asla hiçbir Ümmeti Muhammed’e nasib etmesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 59. AYET
وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا سَبَقُوا اِنَّهُمْ لَا يُعْجِزُونَ
OKUNUŞU : Ve lâ yahsebennellezîne keferû sebegû, innehum lâ yuğcizûn.
ZAHİR MANASI : İnkâr edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) âciz bırakamazlar.
BATIN MANASI : Hakikati vücut ülkesinde bilip de inkar etmek bilinen hakikatlerden kurtulmak asla değildir. Bu vücut sizin değildir, Fillerim Benim Değil, Sıfatlar Benim Değil, Vücudum Benim Değil dedikten sonra bunu inkar etmek artık bu hakikatten kaçmak olmayacaktır, gerek Hakikatlerin Hakikatı olan Malikül Mülk olan Rabbımın Zatından Sıfatlarına Sıfatlarından da esma alarak Fillerle açığa çıkışının hakikati olsun Gerekse diğer bütün Ayetler ve bunların aşaması olsun bunların bilinip de inkar edilmeleri bunları yok etmeyecek aksine zaman içerisinde kişiye irşad için kaçamayacağı bir çember yaratacaktır, yolunda gitmeyişlerin hep bir yanım eksik deyişlerin ve ruhun huzuru olan iç huzurumu oluşturamadım deyişlerin karşılığı olacaktır. Çünkü kaçmak kurtulmak değildir bir fikri inkar o fikri yok saymaz yaşamamış olmanızı anlatır, o zaman bildiğinizle, nefsin emirleriyle yaşadığınız bir vücut ülkeniz var ise mevcut kabullenişlerinizle inkar ettiğiniz fikirleri dışarda bırakarak yaşayışınızla neden selamete çıkamadığınızı iç huzurunuzun neden oluşmadığını sorguladıkça işte zıtları dediğiniz dışarda bırakılan dediğiniz inkar ettiğiniz olan bütün fikir duygu hissiyat ve ruhun tüm tecellileri artık sizin için denenecek birer yol olurlar, böylece kişi vücudunu artık nefsin emrinden Ruha dönmeye başlamış ve inkar ettiklerinin selamet vesilesi olduğu bir vücut ülkesi haline gelmiş olduğu görülecektir. Rabbım dün inkar ettiğimiz hakikatlere kulak kabartarak göz açarak tekrar hatırlayarak ve yaşamakta gayret ederek selamete çıkmayı cümle İnsanoğluna nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 60. AYET
وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهٖ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَرٖينَ مِنْ دُونِهِمْ لَا تَعْلَمُونَهُمْ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَیْءٍ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ
OKUNUŞU : Ve eıddû lehum mestetağtum min guvvetiv ve mir ribâtıl hayli turhibûne bihî aduvvallâhi ve aduvvekum ve âharîne min dûnihim, lâ tağlemûnehum, allâhu yağlemuhum, ve mâ tunfigû min şey’in fî sebîlillâhi yuveffe ileykum ve entum lâ tuzlemûn.
ZAHİR MANASI : Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.
BATIN MANASI : Allah’ın düşmanı, Sizin düşmanınız ve bilmediğiniz düşmanlarla savaşmanın vücut ülkesindeki durumları nasıldır; Allah’ın düşmanı ikiliktir, Allah ayrı kul ayrı, Allah ayrı varlıklar ayrı diye kabullenmekle savaşmaktır. Bu idrakı değiştirmektir. Bu cehaletle savaşmak Allah’ın düşmanlarıyla savaşmaktır yani Tevhid yolunda irşad için ceht etmektir. Sizin düşmanınız nefsinizdir yani sizdeki bu ayrı bilişler ile de savaşın nefsinizin sizin vücudunuzdaki hileleriyle de savaşın, yani size hangi eksikliklerinizi kullanarak zarar veriyor, bilmediğiniz düşmanlar ise enfusta gerek sizden gayri diğer insanlardaki bu ayrı bilişlerin düzelmesi gerekse nefsinizde çeşitli eksiklikleri olduğu gibi afakta da nefisler vardır kişilerdeki süfli haller ve nefisleri gibi, evvela velayet sahibi olarak kendi nefsinize arif olduğunuz gibi sonrada nübüvvet sahibi olarak diğer vücut ülkelerine de vakıf olursunuz ki işte bu enfüs ve afaktaki tüm tecellilere vakıfiyettir ki bu hal velayetten üstün bir nübüvvet halidir. Bu hallerin tamamı dün Resulu Ekrem Efendimizin vücut ülkesinde de mevcut olduğu gibi bu gün Mürşid-i Kamillerde de mevcuttur ve bütün insanoğlunda da mevcuttur ortak düşman Allah’ın düşmanı olan ikiliktir ortak düşmanla mücadele evvela kendi nefsinle başlar sonrada afaktaki nefisler için devam eder böylece kendinden sonra başkaları içinde mücadele etmen Allah’ın bildirmek istediği Mülkünde kendinden başka olmadığı ben dediğinizin onun birer sıfatı mazharı kulu olduğu şuhud ve zevkidir; bu bütün bir alemde cereyan edene değin bu yolda savaşmak enfüs ve afaktaki cehtin tamamı Allah’ın düşmanıyla savaşıdır; halbuki mülkünde kendisinden başkası yok ise düşmanlık nedir; bilinmeyi muradı için zıtlarının varlığının ihtiyacı ile kemalatının zuhurudur bunun seyri içinde cihadı seyre düşman yani ikilik gerekir bu cilveyi ilahiyesi de nefis arzından ruh semasına değin sürecek bir seyirdir. Rabbım bu seyirde Ruhun safında olmayı ön safta olanların yakinen seyri gibi olmayı ve bir an önce nefisten ruha miraç yapmayı cümle Ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 61. AYET
وَاِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ
OKUNUŞU : Ve in cenahû lisselmi fecnah lehâ ve tevekkel alallâh, innehû huves semîul alîm.
ZAHİR MANASI : Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
BATIN MANASI : Hakkıyla işitmek ve Hakkıyla bilmek olmadıkça olmaz; bu söylem bizlere şunu anlatmalıdır; bir Ayeti Kerimeyi okursanız herkes o Ayeti Kerime’nin bir zahir manasını ve bir de anladığı kadarıyla Rabbım bana şu mesajı veriyor diye çıkarılacak bir nasihat vardır herkese göre farklı farklı; işte bu herkese göre olan farklar herkesteki isnad ve kabiliyetlerdir. Bu kabiliyetler her kişinin Hakkı kadar kabiliyeti neyse o kadardır; oysa Hakkıyla işitmek ve Hakkıyla bilmek için Hakk mertebesinde Rahman kemalât mazharı olabilmek ve o mazhardan Rabbımın Hakkıyla işitmesi ve Hakkıyla bilmesidir. Yani bildirdiğini seyridir. Bu hal Tevhid ehlinde ve vücut ülkesinde şöyle yaşanmaktadır, Fena mertebelerinde Fena-i Efal Fena-i Sıfat ve Fena-i Zat yapınca Kulun kendine nisbet ettiği varlığı kalmaz, varlık Hakkın olur, Beka şuhud ve zevklerinde ise bu vücut Vücudullah’ın Sıfatlar onun ve Filleriyle zuhura gelende O, Fail bir iken fiil’in çok olması fillere dikkat edilmesidir. Halk edici olarak bütün filleri halk ederken işleyen olarak cibilliyeti güzel olanları hem halk etmekte hem işlemektedir. Cibilliyeti bozuk olanlar ise yine halk edicisi bir ama mazharın kabiliyetince o mazharlardan görülmektedir. Hal böyle olunca dikkat edilecek yer filler alemidir. Fiilleriyle zahir olan Rabbım her mazhardaki kabiliyetçe Hakkını verişi vardır böylece kişi vücut ülkesinde fillerine dönüp baktığında sabahtan akşama kadar cibilliyeti güzel filler mi? zuhura gelmektedir yoksa cibilliyeti bozuk fiiller mi? işte o kişi filleri ne ise kendiside o dur. Kişi böylece nefsini bilir ise o zaman yüzünü Rabbına döner ve der Hakkımı biraz daha ver yani nefisten Ruha esfelden Âlâya ikilikten Birliğe çıkar beni Rabbım der; Rabbım en kısa zamanda bu vücut ülkesinin barışına yanaşanlardan olmayı cümle ümmeti Muhammed’e ihsan eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 62. AYET
وَاِنْ يُرٖيدُوا اَنْ يَخْدَعُوكَ فَاِنَّ حَسْبَكَ اللّٰهُ هُوَ الَّذٖى اَيَّدَكَ بِنَصْرِهٖ وَبِالْمُؤْمِنٖينَ
OKUNUŞU : Ve iy yurîdû ey yahdeûke feinne hasbekallâh, huvellezî eyyedeke binasrıhî ve bil mué’minîn.
ZAHİR MANASI: Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
BATIN MANASI: Hakikat kesin bilgi kesin şuhud ve kesin yaşamdır. Tevhidi ilmi ile hakikat ayan beyan olmaktadır. Fakat insanoğlu İbrahim a.s’dan bu yana tevhid üzere olduğunu sözle söylemektedir ama şuhudunda değildir. Bir insanın aldanması zahiren çok çeşit ve nevidir, ama hakikatte aldanmak, bir olduğu halde ayrı, başkası olmadığı halde mülkünde başka görmektir. Kişiye nasıl olurda bilmediği bir Allah bu ayrılıklarına ikiliklerine ve her türlü aldatılmasına yetsin; diyeceklerdir ki, Allah’ın kudretinden şüphen mi? var Allah’ın iradesi buna yetmez mi? Allah’ın ilmi bunları bildirmiyor mu? Evet; bunlar doğru sözlerdir amma sıfatlarıyla bilinen bir Allah’ın her türlü aldatmaktan uzaklaştırması beklenmektedir, bu hal halen bir ikilik halidir çünkü halen Allah ayrı kul ayrıdır; onun bilmesi ayrı kulun bilmesi ayrıdır, Allah’ın görmesi ayrı kulun ayrıdır, Allah’ın şahidliği ayrı kulun ayrıdır; hayalde zanda bir Allah gökte bir tahttan ya da her yerde denen amma nasıl her yerdeki tecellisiyle Zatından Sıfatlarına Sıfatlarından da esma alarak Filleriyle zuhura geldiği bilinip görünmemiş olan bir Allah’ın yardımından bahsedilmektedir. Allah mutlak zat yönüyle henüz bilinmeyi murad etmemiş haliyle ilk mevcut; üstünde ve altında boşluk olmayan haliyle hu; uluhiyetinde celal ve cemal esmalarını aldığı yerde ise Allah ismini alır, oradan Sıfatlarına tecelli edip Rububiyetinde bütün mevcudatın varlığının zuhuru ile açığa çıkmasıyla mutlak zatından mutlak sıfatlarına ve mutlak filiyle mevcudata tecelli etmiştir. Sonra mutlak olanın mukayyetten görüntüsü zuhur etmiştir. Yani Allah mevcuttan görünendir. Dün nasıl Resrurullah Efendimiz mazharından nasıl sahabeyi güzini esirgeyip korumakta ise bu günde her kavmi her toplumu her aileyi o kurumun başındaki onları koruyup kollamakla yükümlü dediğiniz Efendiler Mürşid-i Kamiller İmamlar Liderler ve Önderler vasıtasıyla korumaktadır. Çünkü o kişilerin kendilerine has birer varlıkları yoktur, çünkü onların vücutları ve filleri Rabbımındır, “Saffat Sûresi 96. Ayeti Kerime üzere “sizleri ve sizlerin fillerini ben yarattım” buyrulmaktadır. Böylece mevcut vücutlar ve fillerde kişilerin kendilerinin değildir. Çünkü Anne yada baba evladım olsun diye bir araya gelmezler onların hayatı değildir devam eden; hayat Allah’ın hayatıdır çoğalma devam ettikçe zuhura gelen… bilinmeyi murad edendir de o yüzden… Bakın murad etmek yani irade göstermek Allah’ın ise bunca istek bu muradın hasıl olmasının gayesi ancaksın onların farklı birer görüntü mahalleri olmasıdır. Yani mütahit binayı yapmayı murad etmiş ise burada demirci demir bağlamayı istedi demek, kalıpçı kalıp yapmayı istedi demek, duvarcı duvar dizmek istedi demek vesair bütün bina bitene değin her bir ustanın işini yapmayı istemesi denmesi eksiklik olur siz asıl isteğin asıl muradın sahibini ve bu inşaasını neye göre yapmak istediğini göremiyorsunuz demektir. Bilinmeyi murad eden Rabbımdır. “ben gizli bir hazine idim bilinmeyi murad ettim” işte bütün bir halk oluş ve yaşam murad edenin dileği doğrultusunda ve o nizama göre devam etmektedir. Böylece gerek adaletince gerekse ayetle sabit olan miskal nisbetindeki her karşılıkla Hakk nasıl yerini buluyorsa her varlığın sahibi ve mevcudun sahibi olan Rabbım da tecellisini tecellisine cevab olarak halk eylemiş ve Hakkı daim zuhura getirmiştir. Esirgeyen ve bağışlayan olması ya kabiliyetteki eksiklerin hemen giderilemeyeceği için mühlet vermesi olan halimliğinin bir zuhurudur ya da aldatmak isteyenlere cevaben hilecilerin hilecisi oluşudur; yada en büyük hakikat olan aldatılmayışın mülkünde kendisinden başka olmayışı ve Zatından Sıfatlarına ve ordan da esma alarak Filleriyle zuhura gelenin kendisinden başka olmayışıdır. Mülkünde kendinden başka kalmayan bir alemde kim kimi aldatır herkes kendisine sorsun; işte ancaksın kişi kendisini aldatmış olur. Rabbım cümle Ümmeti Muhammed’e ve tüm kullarına idraklı ve şuurlu ve şuhud ve zevkli olmayı nasib eylesin inşallah, böylece de kendisinin idrak şuhud ve zevkli halinin âdemde olduğu gibi alemde de görünmesi demindeki tecellisini de an’dan zaman dilimine çıkartıp seyreylemiş olsun inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 63. AYET
وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِى الْاَرْضِ جَمٖيعًا مَا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْ اِنَّهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ
OKUNUŞU : Ve ellefe beyne gulûbihim, lev enfagte mâ fil ardı cemîam mâ ellefte beyne gulûbihim ve lâkinnallâhe ellefe beynehum, innehû azîzun hakîm.
ZAHİR MANASI : ve onların gönüllerine sevgi verib birleşdirendir. Sen yer yüzünde olan (her) şey’i topdan harcamış olsan yine onların gönüllerini (böyle) birleşdiremezdin. Fakat Allah onların aralarını bulub kaynaşdırdı. Çünkü O, mutlak gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.
BATIN MANASI : İşte mülkünde başka olmayan Rabbım tecelli Zat olarak sıfatlarında ne tecelli ettirir ise; yani celal tecelli ederse celale cemal tecelli ederse cemale dönecek olan gönül tecelliye sadece mazhardır; Sıfat Zatın isteğini açığa çıkarma mahallidir. Bütün Sıfatlar kendilerindeki kab ve kabiliyetleri ortaya koysalar yalnız kendilerindeki kabiliyetler kadar bir tecelliyi açığa çıkarırlar; bu çeşitlilik ile Tafsilatı Muhammediye kadar bir kemalat zuhura getirir, insanlar arasında ise bu zuhur Nuru Muhammediye kadar bir zuhur meydana getirir. Hakikatte ise mazharı mutlak Rahman ve kemalat mazharı olan Muhammed mazharında ise Hakikati Muhammediyesi ile zuhura gelen Rabbım o mazhardan dilemesi ile Tecelli Zat olarak kalpleri nasıl islama yönelme meyili ile süslemeye başlamış ve yine Muhammedi mazharlarından bu yönelimine devam ediyor ise işte Bir olan Allah Tek oluşundaki 3 tecellisi ile zuhura gelmekle Zatın isteği ile gerek kab ve kabiliyetlerde gerekse fillerle zuhura gelişteki cibilliyelerin güzelliğiyle Muhammedi bir zuhura geliş; bütün bir tecellisinin yerinde doğru ve güzel oluşuyla da cemalinin şerhine ve seyrine devam etmektedir. İşte bir mazhar sıfat ve kull olarak insanoğlunun dilemesiyle bir istek olarak urucen bir oluş değil; bilinmeyi muradı ile nuzulen bir zuhur söz konusudur. Rabbım zuhuruna uygun Muhammediyetinde kullanacağı mazharlarından olmayı cümle İhvan-ı Güzine ve İslam-ı Mübine ihsan eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 64. AYET
يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ حَسْبُكَ اللّٰهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ
OKUNUŞU : Yâ eyyuhen nebiyyu hasbukallâhu ve menittebeake minel mué’minîn.
ZAHİR MANASI : Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter.
BATIN MANASI : Gerek tecelli zatın Rahman kemalat sıfatı olan Resurullah Efendimize gerekse Rahman kemalat mazharından Alemlerin Rabbına teslim olanlara Tevhid ilmi üzere varlığını ifna edip Efal’in Sıfat’ın ve Vücud’un kendisinin olmadığını öğrenenlere ki zaten yok idi; işte bu hayal ve zandan kurtulanlara zaten Tecelli Zat ile Allah’ın Zatı tecelli Sıfat ile Sıfatları olan bütün varlıklara tecellisi ve bu varlıklardan da isnad ve kabiliyet ve kullanıldıkları yerlere göre esmalar alarak Filleriye zuhura gelen Rabbımız her varlığa böylece yeter; ki her varlık onun Mutlak zatının mukayyet Sıfatlardan zuhura gelişidir. İşte bu günde kim ki Bir Mürşid-i Kamile giderde bu tahsili görür ise görecektir ki hayal ve zandaki Rabbı ne gökte imiş ne her yerde kendisinin varlığının sahibi o imiş. Nasıl buyurmuş ise kuluna şah damarından yakin oluşunu, mülkünde O’ndan başkasının olmayışını İlla Allah deyişle İlle O’nun Zatından sıfatlarına Sıfatlarından da esma alarak Fillerle açığa çıkışını ve bu açığa çıkış ile Hadid Sûresi 3. Ayetteki Zahirim dediğini Fillerle zahir oluşuna Tenzihen bilerek iman edişinin üzerine şimdi de Teşbihen görerek iman etme ile bu vücutta da bunu Tevhid ederek Tevhidi bir iman ile iman etmeyi cümle Ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 65. AYET
يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنٖينَ عَلَى الْقِتَالِ اِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ يَغْلِبُوا اَلْفًا مِنَ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ
OKUNUŞU : Ya eyyuhen nebiyyu harridıl mué’minîne alel gıtâl, iy yekum minkum ışrûne sâbirûne yağlibû mieteyn, ve iy yekum minkum mietuy yağlibû elfem minellezîne keferû biennehum gavmul lâ yefgahûn.
ZAHİR MANASI : Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.
BATIN MANASI : Burada galip gelmenin 10 kat oluşuna işaret vardır Ruhun nefse galibiyeti Zevkin ilme galibiyetidir. Vücut ülkesi nasıl 20 kişinin 2 yüz kişiye galip geldiği ile yüz kişinin bin kişiye galibiyetinden bahsedebiliriz. 20 kişi zahirde insan olarak 20 tanedir batında ise 20 zahir 5 duygunun batında da 5 duygu ile birleşip 10 duyguyu hissi müştereğinizle gerek 1 yüzüyle vahdette; vahdetteki tecelliler için kullanır gerekse kesretteki tecelliler için kullanır Rabbım vahdet ve kesrete cevap olduklarından 5+5*2 = 20 çeşit tecelli olmaları hasebiyle 20 kişi olurlar; vücudun dış yüzüne kesret iç yüzüne vahdet denir bu vücuttada 2 yüz var ise bu 2 yüze de tecellinin yani 20 çeşidin yansıyışları 2 yüzden zuhuratları bu 2 yüzleri istila eder kuşatır ki buda 2 yüze galibiyetidir müşterek hissin; örneğin vücuttaki içerdeki bir halin yüzüne yansıması içerinin yüzden görünmesidir. Moralsiz ise asık suratlı olması mutlu ise yanaktaki tebessüm bu 20 hissiyatın bir çeşidinin 100 e yansımasıdır. Yani hissin tecelliye galibiyetliğidir. 100 kişinin ise 1000 kişiye galibiyeti ise ilimlerden ilmi ledün olan zahir manaların batın zevkleriyle bilinip yaşandığı bu hal farz değildir ama zevktir, bilmenin ötesinde görme ve zevk etme kapılarıdır, yani 100 deyince zahirde sayıyla 100 iken şuhud ve zevkte bu yanak manasında cehre manasında tecelli 100’ü manasında ve birçok manada kullanıldığı gibi bu ayeti kerimeden nasihat almanın ve her kişiye ayrı ayrı hitab edebileceğinin ve sonsuz bir zevk ile zuhura geldiğinin isbatı ve sonsuza dek irşad etmeye devam edeceğinin de delilidir. Aynı zamanda “Her ayetin bir zahiri ve birde batını vardır batınında 7 batına kadar batını vardır” H.Ş’nin de açılımıdır. Kuran’ı kerimi bu 100’üyle okumak Muhammed’e hitab ettiği yönüdür. İşte 100 kişinin de 1000 kişiye galibiyeti zahirde sayıyla yine en az 10 katı bir kuvveti anlatır iken batında da zahir ve batın 10 duygunun Ruh yüzü ile yaşandığı vücut ülkelerindeki ilim şuhud ve zevk kuvvetlerinin de çok üstün olacağıdır; 100 kişi derken bu tecellilere vakıf olanları bildirerek tecelli 100’üne mazhar olanların zevk yüzüyle müşeref olanların 1000 kişiye yani ilk sıfırın “0” Fena-i Efal varlığındaki filleri ifna etmesi sıfırlaması yani kendine nisbet etmemesi ikinci sıfır ile “0” Fena-i Sıfat yapması ile de varlığındaki sıfatları kendine nisbet etmemesi ifna etmesi sıfırlaması üçüncü sıfır ile de “0” Fena-i Zat yaparak zatının yani varlığının ifnası ile de bu vücut benim değildir demesidir. İşte o zaman “1” Bir’i idrak etmiş olur yani bütün varlıklar Rabbımındır, bu bir bilmedir ilimdir henüz tecelli Sıfata ve Tecelli Efal’e mazhar olmadığından bunu ahadiyet zevkiyle tatmadığından ilim sahasında kalması onun ilim 1000’inde kalması olduğundan zevk 100’ü ilim 1000’in e galiptir. Çünkü ilimin içinde şuhud yoktur, şuhudun içinde ilim ve şuhud vardır amma zevk yoktur; ama zevkin içinde hem ilim hem de şuhud vardır. Rabbım en kısa zamanda cümle Ümmeti Muhammed’e Tevhid zevki ile zevkidar olarak Kuran-ı kerimi canli bir Muhammedii olarak zevke geçtikten sonra yani Tevhid tahsillerinden sonra tekrar okuyarak zevk ile tatmayi ve amil olmayı nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 66. AYET
اَلْپٰنَ خَفَّفَ اللّٰهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ فٖيكُمْ ضَعْفًا فَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ يَغْلِبُوا اَلْفَيْنِ بِاِذْنِ اللّٰهِ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِرٖينَ
OKUNUŞU : El âne haffefallâhu ankum ve alime enne fîkum dağfâ, feiy yekum minkum mietun sâbiratuy yağlibû mieteyn, ve iy yekum minkum elfuy yağlibû elfeyni biiznillâh, vallâhu meas sâbirîn.
ZAHİR MANASI : Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.
BATIN MANASI : Burada ise bir oran gibi yine görünenin öyle olmadığına zevkle izah buyurulan tevhid şuhudlarından bunların vücuttaki hallerinden bahsetmektedir. Zira insanoğlu zaten yalnız zahir manasını alacak olur ise her ayet kişiye 1 nasihat eder; batın manalarına bakacak olur ise her ayet herkese farklı farklı nasihatler eder yani sonsuz nasihatlerle dopdolu olduğu görülür işte bu zenginlikte nasihat ehline nasihat ilim ehline ilim şuhud ehline şuhud zevk ehline zevktir. Allah o kadar zengindir ki tecellisi ve ilmi sonsuzdur, hal böyle iken insanoğlu kendisine demelidir ki neden 1 ayetten 1 nasihat almalıyım başka ne gibi hikmet ve ibretlerle dopdolu olan Kuran-ı Kerimden her bir ayetinden sonsuz hikmet ve ibretler alsak daha faydalı olmaz mı? bunları vücut ülkemize getirsek ve her ayetin bize bizi anlattığını görsek ve daha üstün bir zevk ile varlığımızda bizim değil ise bu insan denilen varlığın Allah’ın hüviyet ve eniyetini cem ederek kemâlatını açığa çıkarıp kendisini kendisinde seyrettiği en yüce bir varlık olduğu ortaya çıkmaz mı; işte bu yüzden Resurullah Efendimiz buyurmuşlardır ki “Her ayetin bir zahiri bir de batını vardır, batınında 7 batına kadar batını vardır” bu H.ş’e göre bütün ayetlerde zahir manalarının ötesinde Tevhid ışığında mutlaka alınacak çok daha nimetlerin hikmet ve ibretlerin olduğu görülmektedir. İşte yüz kişi denilenin tecelli yüzü olduğu ve tecelli dediğinizde Ahadiyet zevki ile “O” demenin idrakının 2 yüz denen bu bir tecellinin yani ahadiyet zevkinin cemmülcem de yada Hu “O” dediğimiz Allah’ın Uluhiyetinde Celal ve Cemal yüzleriyle tecellisini gösterdiği görülür, yani 2 yüz’ü olan Celal ve Cemal yüzünün zuhuruna 200 yalnızca 100 olanında 2 çeşit değil de bir tecellidir deyişin Tecelli yüzünün yani 100’ün 200 yüz’e galip geldiği görülmektedir. Çünkü Uluhiyeti zevk etmekle Celal ve Cemal tecelliler diye bütün tecellileri gruplandırmak yada seyri bile O denen Hu denen bir tecelli denen zevk’e diğeri eksiktir. İşte 100 yani Hu 200’e Celal ve Cemal diye ayırmaya üstündür. İşte böylece görülen odur ki Ahadiyet zevki Uluhiyet zevkine göre üstündür. Ve yine sabırlı 1000 kişinin 2000 kişiye üstünlüğü ise buyurulan gibi 000 üç sıfır 3 ifnadır sizin Efaliniz Sıfatınız ve Zatınız sizin değildir. Sizin olmadığı için bu varlık 1 olan Zatındır Allah’ındır. Bu hal herkese göre böyledir o zaman 1000 kişi ile 2 bin kişi kimdir diyecek olur iseniz bu vücut ülkesinde sabırla bu işi kemalle sonuçlandıranlar varlığına sabredip ifna edenler; 1’liğe erenler bilenler 1.bin kişidir. Bunu bilmese de varlık hakkın olan yani ikilikte kalanlar ise 2.bin kişidir. Yine varlık onu değildir amma idrakında değildir; Rabbım cümle Ümmeti Muhammed’i 2’likten kurtarıp 1’liğer ermeyi ve Celal ve Cemal tecellilerini 1 yüzden görmeyi nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 67. AYET
مَا كَانَ لِنَبِىٍّ اَنْ يَكُونَ لَهُ اَسْرٰى حَتّٰى يُثْخِنَ فِى الْاَرْضِ تُرٖيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَا وَاللّٰهُ يُرٖيدُ الْاٰخِرَةَ وَاللّٰهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ
OKUNUŞU : Mâ kâne linebiyyin ey yekûne lehû esrâ hattâ yushıne fil ard, turîdûne aradad dunyâ, vallâhu yurîdul âhırah, vallâhu azîzun hakîm.
ZAHİR MANASI : Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hâkim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, hâlbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
BATIN MANASI : Bir gönül vücut ülkesinde mutmein olmadıkça nefis teslim olmaz vücut ruhun emrine girmez; bunun için irşad ve terbiye mazharları karşılarına çıkan talipkârlarını Rabbımın Tevhid ilmi ile ve kendilerindeki Rabbının varlığı ve kemalat zuhur ile karşı tarafı mutmein etmeden yani fikirlerini beslemeden duygularına yön vermeden kendilerinin hicaplarını açacak cümleleri kullanmadan onların gözlerini açmadan gönüllerini asla besleyemezler evvelinde sevmek ile başlayan Salik Mürşid ilişkisi aşkla devam edip irşadla beslendikçe teslimiyet artmakta ve salik ve toplumdaki insanlarda Mürşid-i Kamil mazharından yani dünkü gibi Peygamberimiz mazharından Allah’a tabi olurlar çünkü dün nasıl Muhammed’e tabi olan Allah’a tabi ise bu günde bu günkü mazharının adı Mürşidi-i Kamil olan mazharından Allah’a tabi olunur. Çünkü eğer Resurullah Efendimiz ölmüş ise ki evet bedenen olmuş ama Ruhen yaşamaktadır. O zaman bir daha Allah’a nasıl tabi olunur, asrı saadetteki kulların imkanı vardı bu günkü kullarına bu imkan verilmemiş olur, o zaman buda Allah adaletsiz midir diye düşünmemize sebep olmaz mı? İşte bu günde kim ki Muhammediliğini buldu o mazhardan teslim alan alemlerin Rabbı olan Allah’tır. İşte bu esir almak toplumun zahir manasını bildiği mahkumiyet esirliği değil; Ruhunun Rabbının emrine verilmesine vesile olmaktır. Rabbım cümle İnsanlığın Kendisine nasıl esir olduğu kul olduğu kendisindeki Rabbının hayat ve enerjisi olan Ruhuyla beraber iken ayrı oluşlarının sıkıntılarını atlatmalarını en kısa zamanda Ehlinden irşad olarak bu Hakk ve Hakikate kavuşmayı İnsan-ı Asliyelerini bulmayı her varlığa nasib eylesin ki bilmeseler de öyledir. Rabbım bu yaşantının bilerek olmasını ihsan eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 68. AYET
لَوْلَا كِتَابٌ مِنَ اللّٰهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ فٖيمَا اَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظٖيمٌ
OKUNUŞU : Lev lâ kitâbum minallâhi sebega lemessekum fîmâ ehaztum azâbun azîm.
ZAHİR MANASI: Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı, aldığınız şey (fidye)den dolayı size büyük bir azap dokunurdu.
BATIN MANASI: Vücut ülkesinde esir alınan nefis yani özümüz olan Efalimiz Sıfatımız ve Vücudumuz esirdir yani bizim olmadığını öğrendik; Rabbımızınmış şimdi ise vücut ruhun emrine girdi, elde edilen ganimet mal artık bu vücuttur Zatınız Sıfatlar ve Efal artık helal mallar oldu kendinize nisbet ederken aslında bu size haram idi öğrenince sizin olmadığını böylece helal oldu işte Rabbım bu helal olan ganimetten istifade eder; İsra sûresi 14. Ayeti Kerime gereğince okunması gereken kitabın nefis kitabı olduğunu ve bu kitabında sizdeki Rabbımın vücut ülkesindeki tecellileri olduğunu görmekteyiz kişi böylece kendi nefis kitabını okumadıkça Allah’ın hükümlerini bilemez bunları bilmek için mutlaka ehline gitmeli, ki ehline gitmek farzdır. “siz zikri bilmiyorsanız ehline gidin” buyrulmaktadır. Böylece hem zikir olsun hem her branj olsun mutlaka ehline gidilmelidir. İşte Allah’ında vermiş olduğu hükümleri bilmek için Tevhid ehline gitmeli ve herkes için değişmez olan hükmünün şu olduğu görülmelidir. Tevhid ilmi üzere Evvela 1. Hüküm Filleriniz sizin değildir “saffat Sûresi 96” 2. Hüküm Sıfatlar sizin değildir. “Hayat” ayetel kürsü, ilim Allah’ın alim oluşu İrade, Murad eden Allah oluşu bilinmekliği muradı yegane iradesidir. Semi Basar işiten ve gören olması, Kelam kelamullah oluşu, Tekvin ise halk ediciliği bütün bu Subut Sıfatların ayetlerle sabit oluşları 2. Hükmünü ıspatlarıyla ortaya koymaktadır. 3. Hükmü ise Vücud sizin değildir. Gerek Saffat 96. Da sizi denmesi, gerekse Malik-ül Mülk oluşu Mülkünde başka olmayışı; gerekse Bakara Sûresi 115. Ayet gereği nereye dönerseniz dönün Rabbınızın veçhinden başka olmayışı ve bütün bunlara delil birçok ayeti kerime ile ıspatları bu nasihatlerinin delillerindendir. Bu 3 nasihatı bu 3 Hükmü ne ise bütün hükümlerde bu hükümler çerçevesinde verilmiştir. Her türlü ayrılık ve ikilik ve o haldeki fillere günah; her türlü birlik ve yakinlik ve bu hallerin fillerine sevab denmiştir. Bu haldeki ikilikle bir nefs ehlinin yaşantısına ve sonuna cehennem Birlik ve ruhun emrinde uyulan bir yaşantıya ise ve sonuna cennet denmiştir. Böylece de zıttıyla her delilini ıspatlamıştır. Kısa ve öz olarak Hakikat bellidir ıspatlıdır. Allah nasıl genel ve özel hükümlerini belirtmiş ise ganimetten istifadeyi de böylece şarta bağlamıştır. Bu vücut Rabbımızın olunca onun emrinde olunca güzel bir kull ve ahlakı hamidiyenin zuhuruna layık bir mazhar olursunuz, aksi halde olunması halinde ise malum ciblliyeti bozuk filler ve bunların zuhuru ile sıkıntılı bir hayat ve akıbetinde layık olmayan bir son bulursunuz. Rabbım Kuran-ı Kerimi gerek asra hitab eden yüzüyle gerekse vücut ülkesinde ayetlerin hakikatleriyle bulup şuhud edip tatmayı bu doğrultuda bir amiliyet ile Muhammedii bir mazhardan Allah’ın kemalatına ve zuhuruna layık bir kull olmayı cümle Ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 69. AYET
فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَالًا طَيِّبًا وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
OKUNUŞU : Fekulû mimmâ ğanimtum halâlen tayyibev vettegullâh, innallâhe ğafûrur rahîm.
ZAHİR MANASI : Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olarak yiyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
BATIN MANASI : İşte en büyük ganimet olan bu vücut ülkesi gerek Tin Süresi 4. Ayeti Kerimeyle en üstün yaratılanın İNSAN olduğu yani vücutlar arasında İnsan vücudunun ne kadar değerli oluşu insan vücutları arasında da kemale gelmiş Rahman kemalât sıfatı olan Resulu Ekrem Efendimizdeki gibi Âdemiyet Ruhuna sahib Allah’ın hüviyet ve eniyetini cem eden; yeryüzünde Halifesi olan En lâyıkıyla Zatını Sıfatından Muhammed Esmasıyla ismiyle müsemma oluşundaki 3 mime mazhriyetle ahlâkı hamidiyesinde dostu olan ilmi Tevhidin remzettiği İbrahimlikten öte sevgilim dediği şuhudi ve zevki tevhid üzere olan bir vücut ülkesinden bahsederek işte size bu benim kemale gelmiş halimdir siz buna benimdir dedikçe size haram olmaz; Rabbımındır dedikçe zaten helaldir yeyin için yani bu vücut ülkesindeki tüm tecellilerime dün nasıl Vahy denmiş ise sonra nasıl ilham denmiş ise bu günde siz; vahyin cinsindendir diyerek tecelindi ya Rab diyerek beni vücut ülkenizde bulacaksınız yani Tevhid ilmi üzere Fillerim benim değil, Sıfatlar benim değil, Vücudum benim değildir tahsilinde bulununca siz ben dediğiniz bu vücudun sizin olmadığını anlayınca yani hayal ve zanlarınız kaybolunca zaten sizin olmayan mülkünde kendisinden başka olmayan bu alemde ilk özden çoğalarak bu günkü haline ve devranı ve tebdili ile daha nice mazharlardan nice şanlardan zuhuruna vasıta olan bu vücutların da gerek sırreten gerek sureten gerekse tevhidi olan Sıretin suretten zuhuru ile fillerle icraatlarla zahir olan Rabbımındır. Bu mülk kimindir hitabına kendisinden başka kalmayan yerde kendi cevabı ile ispati olan “vahidül kahhar olan Allah’ındır.” Hitabı gereği bütün bu vahdaniyetteki birliği kahharlığı ile tebdiline devam eylediği kendisinin kendisinde olan seyrine devamı için bu devran tebdil olup durmaktadır, yani vücutlar toprağa topraktan vücuda devran eden bu zahir tebdilat manasındaki batın kemalat ve şuhud ve zevklerini seyre devamı için devran etmekte oldu ve olacaktır da. Allah bakidir tebdilde olsa her şey de bakidir. Bir insan fosil olsa tek zerreye dönse zerre yok olamayacağından hem zerrede bakidir hem manada bakidir. İlk çekirdeği ile nasıl bir incir baki ise bu gün gördüğünüz son çekirdekte de hem bu günkü haliyle bakiliği vardır hem de yarın ki haliyle de bu günkü deminde bakidir. Hal böyle iken dünde yarında bu günün içindedir, Evvel Ahir Zahir ve Batın bu demde ise an bu an dem bu demdir. Böyle bir ganimetin içinde daha ne arar ki insanoğlu! Rabbım kendisini ganimet eylemiş ganiliğiyle bunu hakikati Muhammediyesiyle Muhammed’de sergilemiş, Nuru Muhammediyesiyle Muhammed’de ki kemalâtını varlıkları arasında en güzeli olan insanda sergilemiş, Nuru Muhammediyesinin kemalâtını sakladığı insandaki halini de dağıtarak Tafsilatı Muhammediyesi ile de tüm varlıklarda sergilemiştir, bu kemalat bir anda dürülü oluşuyla Muhammed’de mevcut ise, bütün varlıklar insana; insanlar da Muhammed’e muhtaçtır. Rabbım kendisine muhtaçlığımızı Muhammediliğini bulan mazharlara olan yakinlik ve dostluğumuz nisbetinde bizlere ikram eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 70. AYET
يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ لِمَنْ فٖى اَيْدٖيكُمْ مِنَ الْاَسْرٰى اِنْ يَعْلَمِ اللّٰهُ فٖى قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِمَّا اُخِذَ مِنْكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
OKUNUŞU : Yâ eyyuhen nebiyyu gul limen fî eydîkum minel esrâ iy yağlemillâhu fî gulûbikum hayray yué’tikum hayram mimmâ uhıze minkum ve yağfir lekum, vallâhu ğafûrur rahîm.
ZAHİR MANASI : Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlâs, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
BATIN MANASI : Kulundan alınan fidye kendine nisbet ettiği varlığıdır, bu vücuttur bunun tecelli mahalli oluşu zatından sıfatlara tecellisi ile zuhur başlar sıfatlardan esma alarak fillerle de zuhura gelir, mutmein olmuş nefsin sıfatlardan zuhuru ise cibilliyeti güzel fillerle görülür, Allah Zat ise bütün varlıklar sıfattır, vücudunuz zat ise sübut sıfatlar sıfattır, kendinize nisbet ettiğiniz bu vücut zat ise selbi sıfatlar olan aza ve cevahir sıfattır, fakat kendinize nisbet etmiyor iseniz yani fidye verilmiş yani idrak edilmiş ise varlık benim değil Rabbımındır, o zaman Zatından ben dediğiniz sıfata tecelli eder sıfatından sübut sıfatlarıyla esmalar alarak göz esmasıyla gözden görmek fiilini sergiler, bu göz hakkı görür ise bakan bakmak ve bakılan hakktır, hayır halkı görür ise bakan hakk idrakında olunmasa da bakmak ve bakılan halktır, işte bütün aza ve cevahiri de hadisi şerif üzere Sahibine verir isseniz, yani “kulum bana nevafille yaklaştığı zaman gözünden gören olurum” h.ş ile “Cem makamı zevki ile yani Tecelli zat ile; “kulum bana nevafille yaklaştığı zaman görmesine göz olurun” h.ş ile Hz. Cem zevki yani tecelli sıfat ile tevhid edilerek gözümden görende o ise gözümde onun ise bu göz nasıl olurda O’nu görmez, işte bu vücut Rabbımın ise bu vücuttan icraatı yapanda O dur bu vücudun aza ve cevahiri de onundur ve filleriyle zuhura gelende O’dur. İşte mevcut fidyeden daha hayırlısı da sizin benim gözüm derken sizin olup da idraksız bakan göz ile Rabbımın olunca Hakkı nasıl gördüğü idrakıdır, işte siz varlığınızı fidye olarak verir iseniz size bu varlığı daha güzel olarak veren O’dur. O zaman siz diye ayrı bir varlık olmamış O’nun kulu olmuş olursunuz. Rabbım en güzel kulu en güzel mazharı en layık tecelligahı olmayı cümle Ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 71. AYET
وَاِنْ يُرٖيدُوا خِيَانَتَكَ فَقَدْ خَانُوا اللّٰهَ مِنْ قَبْلُ فَاَمْكَنَ مِنْهُمْ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ OKUNUŞU : Ve iy yurîdû hıyâneteke fegad hânullâhe min gablu feemkene minhum, vallâhu alîmun hakîm.ZAHİR MANASI: Eğer sana hainlik etmek isterlerse, (bil ki) onlar daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkân vermişti. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.BATIN MANASI: Vücut ülkesinin sahibi Tevhid ilmi tahsili üzere Fena-i Efal Fena-i sıfat ve Fena-i zat yapanlar iyi bilirler ki bu vücut sîreten ve sureten ve sîret ve suretin tevhidi ile tecelli yüzü olmasıyla sahibinin olduğu güç kuvvet sahibi olan Rabbının mazharıdır, mazhara yapılacak olan hainlik bu vücutta evvela layıkıyla Zata sıfat, mazhar kull olamamaktır, zahirende bütün hainlikler bu mazhara gibi görünse de mazharın sahibi olan Rabbımızadır özde bir olunduğu içinde hainlik yapanın kendisine yapmasıdır. Allah’ın bu hainliklere karşı zahiren verdiği imkan zaten bilen olması hasebiyle farka inerek farkıyla muamele yapmasıdır, batınen de verilen imkan kişinin nefsini bilmesiyle bilinmeyen eksikliklerinde peyderpey zamanla Rabbıyla arasındaki yakinlik kurbiyet nisbetinde varlığını layıkıyla kurban etmesi ifna etmesi vesilesi ile giderilecektir. Bu Zatın Sıffatta halimliği olan mühlet vericiliğiyle tecelli etmesi ve zamanla da giderilen nakısıyetlerle daha layık o mazharlardan zuhura gelmesidir. Rabbım her vücut ülkesinde Zatından Sıfatlarına Sıfatlarından da esmalar alarak Filleriyle zuhura gelmektedir. Rabbım layıkıyla Zatına Sıfat mazhar kull olmayı cümle Ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 72. AYET
اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالَّذٖينَ اٰوَوْا وَنَصَرُوا اُولٰئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَیْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُوا وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِى الدّٖينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مٖيثَاقٌ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ OKUNUŞU : İnnelezîne âmenû ve hâcerû ve câhedû biemvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi vellezîne âvev ve nasarû ulâike bağduhum evliyâu bağd, vellezîne âmenû ve lem yuhâcirû mâ lekum miv velâyetihim min şey’in hattâ yuhâcirû, ve inistensarûkum fid dîni fealeykumun nasru illâ alâ gavmim beynekum ve beynehum mîsâg, vallâhu bimâ tağmelûne basîr. ZAHİR MANASI : İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.BATIN MANASI : Hicret nefisten ruha ruhtan da sıfatlara tecellisidir. Allah’a hicret avamın kulluk idrak ve görüntüsüyle başlar, Ehline gitmekle nefsini bilir ise nefsini bilen Rabbını bilir, Rabbını bilince şuhud ve zevke geçer ise Rabbını Rabbıyla bilmeye devam eder ve her varlıkta Zatından Sıfatlarına Sıfatlarından da esmalar alarak Fillerle zuhura gelen Rabbını görürler böylece Sıfat Zata hicretini tamamlamış yani urucen hicret edilmiş olur ve görüntüsü de Tecelli eden Zatın yani ensarın hicret edenleri kucaklayanın yani layıkıyla ifnanın tecelliye mazhariyeti olan artık varlık sahibinin varlığıyla var olunur artık O’nun sureti sizin siretiniz olmuştur, daha da yakin olunca Suret de sırette O’nun olur ve tevhidiyle Sıretin suretten görüntüsü olan fillerle zuhura gelen Rabbım Sıretinde de Suretinde de zuhurunda da Hakk; ve zahirdedir. Veli demek dost demektir evliya ise dostlar yani dostun çoğuludur, kim ki varlığını hakkın varlığında ifana etti o zahirinde dostun manasıyla ifade edilen yakinlik gibi daha da yakin olan varlığını dostuna feda etmiştir. Dostu da o varlıkta tecelli edince evliya yani Allah’a dost yani Allah’ı layıkıyla açığa çıkaran mazhar olmuştur. Herkim ki yakine erdi o dostudur Rabbının. Henüz bu hicretini tamamlamayanların velayetleri yani onlara anne baba olmak Layıkıyla Zat ve Sıfatı bildirmek farziyet değildir, intisab etmedikçe, bu hal; bilene bilmeyenin yükü var demek değildir. Ne zamanki taleb eder o zaman bilen bilmeyene bildiğiyle amil olmayı bildirmesi artık onun farziyeti olur, çünkü Allah bilinmeyi murad etmiştir, bu bilinmesini istediği mazharlarından bilinmesi ve hatta bilinip bildirilmesiyle açığa çıkması içindir, bilinmeyi murad etmediği mazharlarından da henüz müsaitlik olmadığı içinde taleb etmemektedir. Evliyanın vücut ülkesindeki yakinliğinin idrak şuhud ve zevkleriyle zuhurattaki ve nizam hakkında sorularıyla bir merakları olur ise onlara istikamet bildirmekte farza yakin yani sünnet dahilindedir. Çünkü hem emanetin ehline verilmesi vardır hem de çekemeyeceğine Allah Muhammed mazharından çekemeyeceği yükü vermemenin şuhudunda ve icraatındadır. Rabbım ehli olan mazharlarından varlıklarından Zatından tecelli eylediği layık Sıfatlarından Fillerle zuhurunu bu aleminde seyreylediği gibi bu aciz mazharlarından da seyreylemeyi bizlere ve taleb edenlere ihsan eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 73. AYET
وَالَّذٖينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِيَاءُ بَعْضٍ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِى الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَبٖيرٌ OKUNUŞU : Vellezîne keferû bağduhum evliyâu bağd, illâ tef’alûhu tekun fitnetun fil ardı ve fesâdun kebîr.ZAHİR MANASI : İnkâr edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur.BATIN MANASI : Velilik dostluktur kim kime dost ise o onu sevenlerdendir. Resurullah efendimize sormuşlar; biz ölünce ne olacak diye sahabeyi güzine dönerek; “Kişi sevdiği ile beraberdir” buyurmuşlardır. İşte kim kimi seviyorsa onun dostudur, daha öldükten sonra ne olacak diye merak etmeye gerek yoktur, dostunu Allah yapanlar Allah ile idrakındaki dostluğunu Hakk yapanlar Hakk ile dostluğunu Rabbı yapanlar Rabbı ile dostluğunu Mevla yapanlar Mevlası ile dostluğunu Veli yani Evliya yapanlar Evliyaların gönlünde bu günde kimki dostunu Mürşid-i Kamil yaptı onun gönlünde olacaktır. Bedeni toprağa Ruhu ise gönüle yani Gönül kabristanına defnedilecektir. Şimdi kişi görmüyor mu? sarhoşu sarhoşun gönlünde yine ahretini yaşadığını o bedenin sonuna dek o bedende ahirdir ruhu, şimdi herkes kendisine ve olduğu yere bakmaz mı işte olduğu yer gideceği yerdir. Rabbım bulunduğumuz yerde bizleri birakmasın daha dost daha yakin daha kab ve kabiliyetli mazharlarından kılsın inşallah. İşte diğerlerine gelince de onlarla mücadele esastır. Bunu onların bedenlerini öldürmekle değil his duygu ve fikirlerini değiştirmekle yapmak onlara da ölmeden evvel ölmenin lezzetinden sunmaktır. Rabbım farkıyla bunu yaşarken esfeldeki tecellilerini alaya taşımakta; kab ve kabiliyetlerde imkan yarattığı mazharlarına ışık tuttuğu vücut ülkelerinden olmayı cümle ihvan İhvan-ı Güzine ve İslam-ı Mübine ihsan eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 74. AYET
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالَّذٖينَ اٰوَوْا وَنَصَرُوا اُولٰئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ OKUNUŞU : Vellezîne âmenû ve hâcerû ve câhedû fî sebîlillâhi vellezîne âvev ve nesarû ulâike humul mué’minûne haggâ, lehum mağfiratuv ve rizgun kerîm. ZAHİR MANASI : İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü’minlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.BATIN MANASI : Gerçek müminlerden bahseder iken Enfal Sûresinde onlar şol kimselerdir ki Allah adı anıldığında kalpleri titreyen ayetleri okunduğunda imanları artanlardır buyurlmaktadır. Allah adının anılması ile kalpler evet titrer, fakat bu ilim ehlinde başka, şuhud sahiblerinde başka, zevk sahiblerinde ise başka derecede başka halde başka zevkte olur… Ayetler okunduğunda imanlar artar evet ilim sahiblerinde bu başka olur, şuhud sahiblerinde başka, zevk ehillerinde başka olur, ilim sahibleri Lafzı Kuran ile satırlardan ilim tahsil eder ve ayetlerin yalnız zahir manaları üzere tenzihi bir iman ile vuslat alırlar, şuhud sahibleri ise ayetlerin Süvari Kitab olan sıfatlar aleminde seyri ile teşbihi bir iman ile şuhdu zevkiyle bir vuslat alır, fakat zevk ehilleri ise bizzat Canlı Kuran olan Ümmül Kitabı okur ki işte o İsra Sûresi 14. Ayeti Kerimede bahsedilen nefis kitabıdır ki işte asıl okunabilmesi gereken… dikkat edin okunabilmesi gereken diyoruz; diğer kitablar Kurnan-ı Kerim ve sıfatlar alemi okunmasın demiyoruz; onlar sayesinde basamak basamak kişi aslını okuyabilmelidir. Çünkü Cenab-ı Allah insanda gizlemiştir kendini; Kendisine sır değil bilmeyendir sır. Nefsini bilen nasıl Rabbını biliyor ise, Rabbını bilende bu sıfatlardan nasıl zuhura geldiğine şahid olan olacaktır işte böylece Tenzih ev Teşbihi cem eden zevk ehli gerektiğinde Tenzihen gerektiğinde Teşbihen şuhud eder fakat bizzat vücut ülkesinde bulduğu asliyesinin zevkiyle de bizzat Canlı Kuran-ı okuyup durmakta olur. İşte idraklı bir mümin olan gerçek bir müminin hicret edenlere kucak açması muhacir olması nefsine cihad edenleri selamete çıkarmasıdır. Gerçek müminler Ehli Tevhid Hakkel yakin Mürşid-i Kamillerdir işte onlar nefse cihad edene kucak açar çünkü nefsinde 7 katına Ruhunda 7 katına vakıftırlar, Arz ve Arşı üstüva edip üzerinde otururlar yani her ikisinin layıkıyla idrak şuhud ve zevkindedirler, hepsini varlığının sahibi olan; sahibnin vücut ülkesi olan; bedeninde bunları tatmaktadırlar. İşte Rabbım böyle bir muhacir olup bütün hicret edenlere derecelerine bakmaksızın kucak açan hicret etmeyenlere de hicretin güzelliklerini sabırla bildirebilen kullarından olmayı cümle Ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 75. AYET
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَاُولٰئِكَ مِنْكُمْ وَاُولُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ فٖى كِتَابِ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمٌ
OKUNUŞU : Vellezîne âmenû mim bağdu ve hâcerû ve câhedû meakum feulâike minkum, ve ulul erhâmi bağduhum evlâ bibağdın fî kitâbillâh, innallâhe bikulli şey’in alîm.
ZAHİR MANASI : Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah’ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
BATIN MANASI : Dün varisler kimler idi bu gün kimlerdir, kan akrabası nedir ki bu günde bunu vücut ülkesinde bulalım inşallah. Daha sonra iman edilmesi geciken bir iman değil tenzihi imandan teşbihi imana teşbihi imandan tevhidi bir imana mesafe almaktır; dün de bu idrakları hicap ve perdeleriyle kaldırıp da iman eden gerçek müminler kimler ise bu günde o müminlerin varisleri onlar gibi iman edenlerdir. Varisi türdendir cinsten değil varisi Hak’tan dır, para değil. Bu miras bir para cinsinden varisi olana yada zahiren babadan oğula değildir. Bu kan akrabalığı şehadet olan yani şahidlikten gelen şuhud edenler görerek iman edenlerin varisliğidir. Bu hal vücut ülkemizde bir tamam yaşanmaktadır. Kimki bu yolda Ceht eylemiş vuslat için Rabbına, ve ölmeden ölmek olan Tevhid tahsili ile Fena-i efali, Fena-i Sıfatı ve Fena-i Zatı şuhud ve Rabıtalarıyla idrak eylemiş bunların seyir ve zevkleri olan bekanın zevkiylede zevkidar olmuş ve kulluğunu idrak etmiş işte Layıkıyla Kull olanlar layıkıyla Kull olanların servetine Rabbına vuslat edenlerin servetine mirasçıdırlar; bundan büyüktee bir servet yoktur. Rabbım dünde bu günde ve bundan sonrada layıkıyla mirasına payidar olmayı evvela İhvan-ı Güzine sonra İslam-ı Mübine sonrada tüm İnsanlığa nasib eylesin inşallah. Amin.
ENFÂL SÛRESİ 76. AYET
