Pts. Ara 15th, 2025

TEVBE SURESİ (101.-129. AYETLER)

TEVBE SÛRESİ 101. AYET 

وَمِمَّنْ حَوْلَكُمْ مِنَ الْاَعْرَابِ مُنَافِقُونَ وَمِنْ اَهْلِ الْمَدٖينَةِ مَرَدُوا عَلَى النِّفَاقِ لَا تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ سَنُعَذِّبُهُمْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ اِلٰى عَذَابٍ عَظٖيمٍ


   OKUNUŞU      : Ve mimmen havlekum minel ağrâbi munâfigûn, ve min ehlil medîneti meradû alen nifâgı lâ tağlemuhum, nahnu nağlemuhum, senuazzibuhum merrateyni summe yuraddûne ilâ azâbin azîm. 

ZAHİR MANASI : Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.

BATIN MANASI : Bedevi çöl insanıdır, yani çorak, Hakk ve hakikatten bi haberdir. Birde üstüne münafıklık yapılır ise 3 alemeti vardır malum, söz verdimi sözünde durmaz, konuştumu yalan söyler ve emanete hıyanet eder, işte ister bedevi olsun ister medine halkından bedevi cehaletinden bir kat mesul Medineli bildiği halde yaparsa 2 kat mesuldür, yani birisi tevhide vakıf söz verince kime verdiğini teveccühte bilir, konuşunca dilinden söyleyenden haberdardır yalan söylemez, emanete de ruh emanetine de hıyanet etmez. Rabbım layıkıyla emanetine sahib çıkan Hakk ve Hakikatı söyleyen verdiğimiz sözde de duranlardan eylesin inşallah. Amin.   

TEVBE SÛRESİ 102. AYET

 وَاٰخَرُونَ اعْتَرَفُوا بِذُنُوبِهِمْ خَلَطُوا عَمَلًا صَالِحًا وَاٰخَرَ سَيِّئًا عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ  

OKUNUŞU         : Ve âharûnağterafû bizunûbihim haletû amelen sâlihav ve âhara seyyiâ, asallâhu ey yetûbe aleyhim, innallâhe ğafûrur rahîm.

ZAHİR MANASI : Diğer bir kısmı ise suçlarını itiraf ettiler ve iyi bir ameli kötüsüyle karıştırdılar. Umulur ki, Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

BATIN MANASI : Suçun itirafı hakikatte Yunus a.s’ın balığın karnında yaptığıdır. ” LAİLAHE İLLA ENTE SUBHANEKE İNNİ KÜNTÜ MİNEZ Zalimin” Balığın karnı mürşidi kâmilin butunudur. Rab mazharı olarak ona gelmek, hatasını kabul edip bir daha zalimlerden olmak istememesidir. Bir yüzüyle de büyük nedametler duyup Tahrim Sûresi 8. Ayet üzere Nasuh tövbesi edip Nisa süresi 64. Ayet ile Elçisi de onlar için bağışlanma dilediğinde tövbelerinin kabul olup, Furkan süresi 70. Ayet üzere de kötülüklerinin iyiliğe tebdil edileceğidir. Kötülük böylece iyilikle değişmiş ve artıya çıkmış olurlar. Rabbım ehline gidip diz çöküp tevbe etmeyi cümle ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 103. AYET

 خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكّٖيهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْ وَاللّٰهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ  

OKUNUŞU      : Huz min emvâlihim sadegaten tutahhiruhum ve tuzekkîhim bihâ ve salli aleyhim, inne salâteke sekenul lehum, vallâhu semîun alîm.

ZAHİR MANASI : Onların mallarından bir sadaka al, onunla kendilerini temizlemiş, tezkiye etmiş olursun. Ve onlara dua et, şüphe yok ki, senin duan onlar için bir sükûnettir ve Allah Teâlâ kemaliyle işiticidir, bilicidir.

BATIN MANASI : Zira zaten kişi kendini temize çıkaramaz akabinde göğün bir katına da çıkamaz zira bir Mürşid olmadan. İşte nefsine mağlup olup Hakk ve Hakikatten uzaklaşanlar tekrar temize çıkmak isterler ise, tevecvühte sadakatlerini göstermeleri suküt ile ikrarı ve bir daha sözünden çıkmaması ile de sadakat ve teslimiyetini göstermiş olacaktır ve aldıkları dua da Nisa süresi 64. Ayeti kerime deki elçiye gidip bağışlanma dinledikten sonra Resulün’de onlar için Rabbından bağışlama dilemesi duasıdır. Yani birliğe erenin sıfat olarak Zattan isteği zaten Zatın sıfata tecelli edeceğindendir.  İşte bu hal nefsi sakin kılacak yani sükünet tecelli edecektir. Rabbım Rad Süresi 28. Ayet üzere gönlümüzü huzur ve süküna ve bununla da mutmein kılsın inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 104. AYET

 اَلَمْ يَعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهٖ وَيَاْخُذُ الصَّدَقَاتِ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ 

 OKUNUŞU         : Elem yağlemû ennallâhe huve yagbelut tevbete an ıbâdihî ve yeé’huzus sadegâti ve ennallâhe huvet tevvabur rahîm.

ZAHİR MANASI : Bilmediler mi ki, ancak Allah kullarının tevbesini kabul eder ve sadakalarını da alır. Ve gerçekten Allah’tır tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhamet eden.

BATIN MANASI : Allah’ın Tevbeleri kabulu, Fena-i Efal ve Fena-i Sıfat yapmasıyla kişi günah işleyemez çünkü vücut kütük gibi ortada kalır. Fakat varlık günahına da tevbe için Fena-i Zat da yapılmalıdır. Merhamet edişi ise Tecelli Zat Tecelli Sıfat ve Tecelli Efal ile Zatından Sıfatlarına Sıfatlarından da Esma alarak Filleriyle zuhura gelişidir. Bunu ilim ile bilmek ilmel yakînlik, şuhuduna varmak aynel yakînlik, bu doğrultuda bu vücuttan Rabbı’nın zuhuru ise Hakkel yakînliktir. Rabbım bu doğrultuda vuslatını yakîn edenlerden eylesin cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimizi inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 105. AYET

 وَقُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَ وَسَتُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ  

OKUNUŞU         : Ve guliğmelû feseyerallâhu amelekum ve rasûluhû vel mué’minûn, ve seturaddûne ilâ âlimil ğaybi veş şehâdeti feyunebbiukum bimâ kuntum tağmelûn.

ZAHİR MANASI : Ve de ki: «Çalışın! Çünkü yaptıklarınızı hem Allah görecek, hem Resulü, hem de mü’minler; ve hepiniz mutlaka o gizli ve açığı bilen Allah’ın huzuruna götürüleceksiniz; o zaman O, size neler yaptığınızı haber verecek.»

BATIN MANASI : Vücut ülkenizde Allah’ın 3 tecellisi vardır, bunlar Zat tecellisi olan ayette ki Allah, sıfat tecellisi olan Resullük yani Muhammed ve Efal tecellisi olan müminin aynalığı olan kulluk, Fena ve baka tahsili ile varlığını Hakkın varlığında ifna edince, eşyanın Hakikati olan Eserin Efale, Efalin Esmaya, Esmanın Sıfata, Sıfatın Zata bağlı olduğu Hakikati idrak şuhud ve zevkin dönüp dolaşıp vardığının bunların yekûnu olan ALLAH’IN  huzuru yani mevcudiyetinden başka olmadığıdır. Rabbım cümle ihvan kardeşlerimize daima huzurda olmayı ihsan eylesin inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 106. AYET

 وَاٰخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِاَمْرِ اللّٰهِ اِمَّا يُعَذِّبُهُمْ وَاِمَّا يَتُوبُ عَلَيْهِمْ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ  

OKUNUŞU         : Ve âharûne murcevne liemrillâhi immâ yuazzibuhum ve immâ yetûbu aleyhim, vallâhu alîmun hakîm.

ZAHİR MANASI : Başka bir takımları da var ki Allâh’ın emrine bırakılmışlardır. (Allâh) ya onlara azâbeder, ya da onları affeder. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

BATIN MANASI : Rabbım tecelli zengini olması hasebi ile nasıl yer ve göğün 7 kat oluşuyla 14 çeşit halk oluş ve bunları seyir ve Kemal mazharı ile de 15 çeşit ademiyet halkiyet var ve bu güne değin bunların da renkleri adedince 7 milyar ve fazlası insanca mevcut ise, iman eden etmeyen ve arada kalanlarda çeşit çeşittir, tövbe edip yolunda olan tövbe edip yolunda olmayan, tövbe etmeyip yolunda olmayan tövbe etmeyip yakîn olanlar olduğu gibi birde arada kalanlar vardır. Muallak ta olanlar gibi, işte hüküm ve hikmet sahibi oluşu arada kalanların isnad ve kabiliyetlerince veyahut isnad ve kabiliyetlerini seyyiaattan hasenata, yada hasenattan seyyiaata tebdil ile yine hükmünü verecek ve kendi zenginliğini ve kudretini seyredecektir. Rabbım kemaliyle seyreylediği Muhammedi mazharlarından olmayı cümle İhvanı Güzin kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 107. AYET

 وَالَّذٖينَ اتَّخَذُوا مَسْجِدًا ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْرٖيقًا بَيْنَ الْمُؤْمِنٖينَ وَاِرْصَادًا لِمَنْ حَارَبَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ مِنْ قَبْلُ وَلَيَحْلِفُنَّ اِنْ اَرَدْنَا اِلَّا الْحُسْنٰى وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ  

OKUNUŞU         : Vellezînettehazû mesciden dırârav ve kufrav ve tefrîgam beynel mué’minîne ve irsâdel limen hâraballâhe ve rasûlehû min gabl, ve leyahlifunne in eradnâ illel husnâ, vallâhu yeşhedu innehum lekâzibûn.

ZAHİR MANASI : Bir de inadına zarar vermek, kafirlik etmek, mü’minlerin arasına tefrika sokmak ve daha önce Allah ve peygamberine karşı savaş açan bir herife pusu, gözcülük yapıvermek için tuttular bir mescit yaptılar. Bununla beraber, «İyi niyetten başka bir maksadımız yoktur!» diye yemin edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah şahittir.

BATIN MANASI : İşte Nasıl ki Tin Süresi 4. Ayeti Kerime de en üstün yaradılan insandır buyrulup ta esfeli safiline reddedilmiş ise en aşağıdan da fiil sergileyecek varlıkta insandır. İyiliğinden en yücesini insandan, kötülüğünde en alasını insandan sergileyecekler, yapılan mescitler ise canlı insanların kalpleridir, bunların içinde saklarlar zülüm duygularını, uzağı ise idrak kuleleriyle görür ve örgütlenirler, işte günümüzde % 90 galip gibi görünen Celal tecelli mazharlarında ki kabiliyet ve iyi örgütlenme iledir, cemal yüzündeki ruh ve ruhun emrindeki mazharlarda örgütlenip birlik ve beraberlikten ayrılmazlar ise nasıl ki vücut ülkesinde ruh zamanla nefse galip geliyorsa, âdemde ki bu halde alemde devam edildikçe kendini gösterecektir. Rabbim kulları olarak cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize Ruhun emrinde kullansın inşallah. Amin.   

TEVBE SÛRESİ 108. AYET

لَا تَقُمْ فٖيهِ اَبَدًا لَمَسْجِدٌ اُسِّسَ عَلَى التَّقْوٰى مِنْ اَوَّلِ يَوْمٍ اَحَقُّ اَنْ تَقُومَ فٖيهِ فٖيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ اَنْ يَتَطَهَّرُوا وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّرٖينَ  

OKUNUŞU         : Lâ tegum fîhi ebedâ, lemescidun ussise alet tagvâ min evveli yevmin ehaggu en tegûme fîh, fîhi ricâluy yuhıbbûne ey yetetahherû, vallâhu yuhıbbul muttahhirîn. 

ZAHİR MANASI : Onun için kesinlikle orada namaza durma! Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Onun içerisinde tertemiz olmayı seven kimseler vardır. Allah da çokça temizlenenleri sever.

BATIN MANASI : İşte vücut ülkesi olan mescidin kalbi Fuat ve sadrı yani kişideki en üstün idrak şuhud ve zevki kıblesi olmuş ise Rabbı’nın kâbesine Rabbını kıble edinmiş ve ilk günden bu güne yani teveccüh ten verdiği sözden temeli takvaya ulaşan yani Tevhid idrakıyla Fenai Efal, Fenai Sıfat ve Fenai Zatt yapınca varlığını ifna edip, tecellilere mazhar olunca, artık tecelli eden yücelik ve güzellikleri kendine nisbet etmekten korkan Hakikatteki Takvayı yaşayan vücut ülkesinde Namaz kılmak makbuldür, çünkü orda Hakk Hakk ile görüşür ve sevişir, Ene der Ruhu tecelli eder Ente Der Sıfatlarında Kemal bulur Allah der zuhur eder Hu der seyir eder, ister iner yer yüzüne İlla Allah der ister çıkar gökyüzüne illa hu der. Rabbım cümle kardeşlerimizi Tevhid idrak şuhud ve zevklerinden ayırmasın inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 109. AYET 

اَفَمَنْ اَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلٰى تَقْوٰى مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٍ خَيْرٌ اَمْ مَنْ اَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلٰى شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَانْهَارَ بِهٖ فٖى نَارِ جَهَنَّمَ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الظَّالِمٖينَ  

OKUNUŞU       : Efemen essese bunyânehû alâ tagvâ minallâhi ve rıdvânin hayrun em men essese bunyânehû alâ şefâcurufin hârin fenhâra bîhi fî nâri cehennem, vallâhu lâ yehdil gavmez zâlimîn.

ZAHİR MANASI : O halde binasını Allah korkusu ve Allah rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır, yoksa binasını seyl bıçığında sarkan bir yarın kenarına kurup da onunla beraber cehenneme yuvarlanan mı? Allah zalimler güruhunu hidayete erdirmez

BATIN MANASI : Bu vücut binası Takva üzerine inşaa edilirse, Allah’ın tecelli zenginliği içerisindeki tüm yücelik ve güzellikleri, bütün sır ve esrarı, kişi kendine nisbet etmediği sürece daha nicelerine mazhar olacaktır, böyle bir zevk ve zevklerin tadıldığı bir vücut ülkesi ile kişinin elinden kayıp giden bir hayat gibi nefsin emrinde esfele yuvarlanan bir vücut ülkesi arasındaki fark ancak bu kadar güzel anlatılır. Rabbım Takva üzere olan bir vücutta daim bir ömür geçirmeyi cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 110. AYET

 لَا يَزَالُ بُنْيَانُهُمُ الَّذٖى بَنَوْا رٖيبَةً فٖى قُلُوبِهِمْ اِلَّا اَنْ تَقَطَّعَ قُلُوبُهُمْ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ 

 OKUNUŞU         : Lâ yezâlu bunyânuhumullezi benev rîbeten fî gulûbihim illâ en tegattaa gulûbuhum, vallâhu alîmun hakîm. 

ZAHİR MANASI : Onların kurmuş oldukları yapıları, kalpleri parçalanıncaya kadar, kalplerinde bir nifak düğümü olup kalacaktır. Allah, bilendir, hikmet sahibidir.

BATIN MANASI : İnfak Allah yolunda harcama Yani tecellisine mazhar olmaktır. Nifak ise nefsi uğruna yaşama ve nefsin tecellilerine mazhar olmaktır. İnsanoğlu vücut ülkesinde yaptığı inşaat onun idrak şuhud ve kabullenişleriyle kurduğu inanç ve yaşamdır, ikilik idrakıyla kurulan bir kabulleniş zira zaten zıttı ile de çelişecektir. Gerektiğinde cemali cemal kabul edecek nefsine göre fetva verecek kalbi, gerektiğinde celali Celal, yada akıbetlerini zıtları kabul edecek, yani Celal görse sonu cemal diyecek, cemal görse belki Celal diyecek… Yani tecelliyi 1 yapıp ta Hakkın vechini seyredemeyeceğinden böyle dönüp duracak bu bir düğüm gibi gün geçtikçe irfaniyet yerine karanlık ve cehalete dönüşecektir. Rabbım her mevcutta tecellisini rengi ne olursa olsun bir görenlerden eylesin cümle kardeşlerimizi inşallah. Amin. 

TEVBE SÛRESİ 111. AYET 

اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِى التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْجٖيلِ وَالْقُرْاٰنِ وَمَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِهٖ مِنَ اللّٰهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذٖى بَايَعْتُمْ بِهٖ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ  

OKUNUŞU       : İnnallâheşterâ minel mué’minîne enfusehum ve emvâlehum bienne lehumul cenneh, yugâtilûne fî sebîlillâhi feyagtulûne ve yugtelûne vağden aleyhi haggan fit tevrâti vel incîli vel gur’ân, ve men evfâ biahdihî minallâhi festebşirû bibey’ıkumullezî bâyağtum bih, ve zâlike huvel fevzul azîm.

ZAHİR MANASI : Allah mü’minlerden canlarını ve mallarını, cennet kesinlikle kendilerinin olması pahasına satınaldı. Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu Tevrat’ta da, İncil’de de, Kur’an’da da Allah’ın söz verdiği bir vaaddir. Allah’tan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız bu alışverişten dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.

BATIN MANASI : Mümin Enfal Süresi 2. Ayette tarif edilerek, mümin şol kimselerdir ki Allah adı anıldığında yürekleri titreyen, ayetleri okununca da imanları artanlardır. Bu ayetler hangi ayetlerdir ki okundukça imanlarımız artsın. Efal ayeti Mürşid mazharından okununca kulaktan gönüle, idrakıyla Efalin Tevhidini bilir Fenasını anlar ve Tecellisini görerek Cennetine girer, bu Sıfat ve Zat ayetleri içinde böyledir, işte o zaman ancaksın müminler ölmeden ölür canlarını verirler ve mallarda artık o mazhardan tecellisiyle Rabbı’nın zuhuru olur, ebedi cennet ebedi mutluluk budur. Bu devran Rububiyetinin Rab’lık ve kulluk yüzünün zuhuruyla, MÜRŞİD mazharından öldüren olarak canları almakla, ihvan mazharından da canını vermekle devam edecektir. Rabbım canımızı verir iken musallada yıkanan mevta gibi olmayı Küllü teslim olmayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 112. AYET 

اَلتَّائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الْاٰمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّٰهِ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنٖينَ 

OKUNUŞU         : Ettâibûnel âbidûnel hâmidûnes sâihûner râkiûnes sâcidûnel âmirûne bil mağrûfi vennâhûne anil munkeri vel hâfizûne lihudûdillâh, ve beşşiril mué’minîn.

ZAHİR MANASI : O tevbe edenler, o ibadet edenler, o hamdedenler, o oruç tutanlar, o rukua varanlar, o secdeye kapananlar, o iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırı koruyanlar… Müjdele o mü’minleri!

BATIN MANASI : Bir salik nerde tevbe eder, nerde ibadettedir, nerde hamd eder, nerde rukû ve nerde secde eder, Bir salik Nisa süresi 64. Ayet üzere Mürşidi Kamil’in dizinin dibinde tevbe eder, ölü iken zikir ruhu alır Rabbıyla Rabbını zikretmekle  ibadete başlar, zikrin fikri ve daimliğine yakınlaştıkça hamd eder, Efali ilahiye ile rûcu eder oruç tutar fiillerin failini Hakka verir, Rukû ise ifnasından sonra  azametiyle sıfatların seyirdir Sıfat mertebesine vakıf olurlar, sonunda da Fenai Zat yaparak tecelliye mazhar olmakla da secde etmiş olurlar. Beka bir tahsil yeri değildir, zevk yeridir, böylece Cem yapanlar Hz cem zevkiyle de farkı yaşarlar, iyiliğe iyilik kötülüğe mesafe ve farkıyla yaklaşarak farkı yaşarlar. Ve böylece sevincin habercisi olan müjde onların mutluluğu ve daim bir yaşamı halini alır, gerektiğinde Cem gerektiğinde Hz Cemi Cemülcemde yaşarlar. Rabbım cümle kardeşlerimize böyle bir yaşam ihsan eylesin inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 113. AYET 

مَا كَانَ لِلنَّبِىِّ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا اَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِكٖينَ وَلَوْ كَانُوا اُولٖى قُرْبٰى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُمْ اَصْحَابُ الْجَحٖيمِ 

OKUNUŞU         : Mâ kâne linnebiyyi vellezîne âmenû ey yestağfirû lilmuşrikîne velev kânû ulî gurbâ mim bağdi mâ tebeyyene lehum ennehum ashâbul cahîm. 

ZAHİR MANASI : Ne peygambere, ne iman edenlere, akraba bile olsalar, cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşrikler için af dilemek olmaz.

BATIN MANASI : Müşrikler, şerik olanlar, şirk yani ortak, yani ikilikte olanlardır, bu kişiler ister Peygamber ailesi yani bu günkü mana ile Mürşidi Kamilin ailesinden de olsa, iman edenler yani dünkü sahabe, bu günde Tevhidi sahiplenen, yani günümüzdeki salik kardeşlerimizin aile ve akrabalarından da olsalar, cehennemlik yani ikilik şirk içinde yanıp durdukları gözleriniz önünde besbelli olsa dahi, her şey yerinde doğru olduğundan nasıl ki 3 defadan sonra eşinde olsa İslami bir kaide için uyardığın halde uymuyorsa senden onun sorumluluğu sakıt oluyorsa, iyice belli olanlar aşırıya gidenler gibidir, yerinde doğrudan öte birde karşı çıkarlar Hakk ve Hakikate işte onlar için fazla uğramamak yani bağışlasın diye her gün her gün kendimizi yıpratmamak lazımdır. Rabbım farkı layıkıyla anlayıp yaşayan kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin. 

 TEVBE SÛRESİ 114. AYET 

وَمَا كَانَ اسْتِغْفَارُ اِبْرٰهٖيمَ لِاَبٖيهِ اِلَّا عَنْ مَوْعِدَةٍ وَعَدَهَا اِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُ اَنَّهُ عَدُوٌّ لِلّٰهِ تَبَرَّاَ مِنْهُ اِنَّ اِبْرٰهٖيمَ لَاَوَّاهٌ حَلٖيمٌ 

OKUNUŞU         : Ve mâ kânestiğfâru ibrâhîme liebîhi illâ am mev’ıdetiv ve adehâ iyyâh, felemmâ tebeyyene lehû ennehû aduvvul lillâhi teberrae minh, inne ibrâhîme leevvâhun halîm. 

ZAHİR MANASI : İbrahim’in babası hakkındaki af dilemesi de sadece ona vermiş olduğu bir sözden dolayı idi. Böyle iken onun bir Allah düşmanı olduğu ona belli olunca, ondan ilgisini kesti. Gerçekten İbrahim, çok bağrı yanık, çok halim idi.

BATIN MANASI : Bir ibrahim babası dahi olsa Ancaksın evlat olduğu için babasıdır, Cenab-ı Allah Nuh a.s’a soyundan gelen değil yolundan gelen senin evladındır hitabı, beden akrabalığı başka Ruh akrabalığının başka olduğunu gösterir, ki defalarca Efendimiz de bu kıssayı böyle işlemiştir, bir salik te bir gün babası ile Efendisini sohbet eder iken dinliyordu bir mevzuda ihtilafa düşünce babası ve Efendisi, baktı ki birisi babam, birisi Efendim, bir süre kaldı, sonrada konuyu Tevhid terazi ile yeniden tartınca gönlünün de söylediği doğru çıktı ve gönlünde bir kez daha gördü ki basası hep ikinci yada üçüncü sırada kalmaya devam edecek. İşte bağrı yanık İbrahim’ler bu günkü aşkla dolu ihvanlardır, gerektiğinde eşini, gerektiğinde evladını ikinci ve üçüncü sıraya alır Efendisi için, Rabbım halim selimliğimizi koruyarak ihlas tan ayrılmadan, gönül sıramızı da hiç bozmadan daha layık kull olmayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 115. AYET 

وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُضِلَّ قَوْمًا بَعْدَ اِذْ هَدٰیهُمْ حَتّٰى يُبَيِّنَ لَهُمْ مَا يَتَّقُونَ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمٌ 

OKUNUŞU         : Ve mâ kânallâhu liyudılle gavmem bağde iz hedâhum hattâ yubeyyine lehum mâ yettegûn, innallâhe bikulli şey’in alîm. 

ZAHİR MANASI : Doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe, Allah bir toplumu saptıracak değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

BATIN MANASI : Allah hiç bir kuluna azab etmez kul kendi azabını kendi hazırlar. İşte insanoğlunun yanıldığını nokta budur. Nisa süresi 78. Ayeti Kerime’yi okuyup da hayır ve şer Allahʼtandır diyor, ve toplumun taklidi iman sahipleri anadan babadan dededen nineden ve hocadan komşudan ondan yada bundan duyarak bu ayeti bilir gibi günümüzde dahi fetvalar bile verilerek, eksikliği de haşa Allah’a nisbet edenlerle toplum dopdolu, hadi avam taklit ve kulaktan dolma bilgi ile öğrendi… Peki bir insan hafız olsun da Nisa Süresi 78. Ayeti Kerime’yi okusun ezberlersin ama Nisa Süresi 79. Ayeti Kerime’sini yani hemen bir sonrakini bilmesin bu olur şey değildir, amma olmaktadır. Nisa süresi 79. Ayeti kerime de ise Rabbım “sizden iyi bir şey zuhur eder ise Haktan kötü bir şey zuhura gelir ise nefsiniz denir” buyurmakla, eksikliği Rabbınıza Hakka yada Allah’a nisbet etmememiz gerektiğini gözümüze sokarcasına gösteriyor. İşte apaçık bildirildiği halde Saffat Süresi 96. Ayeti Kerime ile bizlerin ve tüm fiillerin halk edicisi olması… Cibilliyeti ne olursa olsun o fiili Halk etmesidir, o fiili işlemesi değildir istemek kuldan halk etmek Allahʼtandır, ve işlemek akıl sahipleri dediği kullarının tercihindedir. İster hissine düşsün ister duygusuna isterse fikrine gelsin iyi yada kötü dediğin bir tecelliyi düşünmeden karar vermeden yapıyorsan zaten akıl sahibi değilsin, akıl sahibi isen fikrini kullanıp bana ve başkalarına faydalı mı? Yoksa zararlı mı? taratıp sonra davranışa, yani fiile dönüşür. İşte insan yani kab ve kabiliyet mazharları kendilerinin fikirsizlikkerini, düşüncesizliklerini hemen Hakka isnad ediyorlar. Rabbım Cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimizi hakikatini bildiği Tevhid doğrularından ve Efendilerimizin çizgilerinden ayırmasın inşallah. Amin.


TEVBE SÛRESİ 116. AYET 

اِنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ يُحْيٖ وَيُمٖيتُ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِىٍّ وَلَا نَصٖيرٍ 

 OKUNUŞU         : İnnallâhe lehû mulkus semâvâti vel ard, yuhyî ve yumît, ve mâ lekum min dûnillâhi miv veliyyiv ve lâ nasîr.

ZAHİR MANASI : Muhakkak ki, göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Diriltir de öldürür de. Size O’ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.

BATIN MANASI : Yer katları 7 gök katlarında 7 dir, ister nefs mertebelerinin tecellileri görünsün ister Ruh makamlarının. Bu mülk sahipliğidir. Bakara süresi 28 ayet ve devamında Âdemin yaradılması hususunda Allah’ın nasıl dirilten ve öldüren olduğunu ve bu ölme ve dirilmelerle Rabbına döndürüldüğümüz gibi vuslat… Yada döndürülmeden geriye dönmenin de nefis mertebelerine doğruda bir seyir de mümkündür. İşte böylece mülk onun olur. Çünkü buyuruyor ki Rabbım siz ölü idiniz (ZİKİR ve FİKİR den) diriltildiniz (ZİKİR aldınız) tekrar öldürülecek (zikrin fikri olan 3 defa Rabbım’ın Allah Allah Allah demesiyle) fiilerim sıfatlar ve vücüdun benim olmayışıyla öldürüldüm. Ve tekrar diriltilecek (tecelli zat tecelli sıfat ve tecelli efal ile) Rabbıma döndürüldüm. İşte bu vuslatın olabildiği gibi Hakkın varlığıyla var olmadan da geriye tekrar nefis mertebelerine doğru da esfel yolu açıktır. Bu yüzden esfel ve ala arasında yani yer ve gök denilen bütün Kemal tecellilerin sahibi olarak mülk dediği varlığı ve Kemal tecellinin de sahibidir Rabbım. Rabbım bu idrak fikir ve şuhudlar la seyrini yaptığı mazharlarından olmayı cümle İhvanı Güzin’e ihsan eylesin inşallah. Amin. 


TEVBE SÛRESİ 117. AYET

 لَقَدْ تَابَ اللّٰهُ عَلَى النَّبِىِّ وَالْمُهَاجِرٖينَ وَالْاَنْصَارِ الَّذٖينَ اتَّبَعُوهُ فٖى سَاعَةِ الْعُسْرَةِ مِنْ بَعْدِ مَا كَادَ يَزٖيغُ قُلُوبُ فَرٖيقٍ مِنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ اِنَّهُ بِهِمْ رَؤُفٌ رَحٖيمٌ  

OKUNUŞU      : Legad tâballâhu alen nebiyyi vel muhâcirîne vel ensârillezînettebeûhu fî sâatil usrati mim bağdi mâ kâde yezîğu gulûbu ferîgım minhum summe tâbe aleyhim, innehû bihim raûfur rahîm.

ZAHİR MANASI : Andolsun ki, Allah yine peygambere ve o güçlük anında ona uyan muhacirlerle Ensara; içlerinden bir kısmının kalpleri az kalsın eğilecek gibi olmuşken sonra kendilerine tevbelerinin kabulüyle iltifat buyurdu. Gerçekten O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.BATIN MANASI : Peygamber vücut ülkesinde Hakkel Yakîn Ehli Tevhid MELAMİ Mürşüdündeki Tecellisidir. Derecesi ise hissi müşterek olan Rabbının tecellisine mazhariyeti nisbetinde ki idrak şuhud ve zevkleriyle kişideki kemalâttır Muhammed yani peygamber. Ensar cemal muhacir Celal tecellilerdir. Bunlar idrak ta kucaklaşır. Az kalsın geri dönmek ya da eğilmek, nefse az meyletmektir. Fakat yine Muhammed onları kurtarır ki oda nefse meyledince gördüğü Süflü Kemaldir, ve böylece vaz geçer. Bu tevbe etmesi olan geri dönmesidir, affı da iltifat buyrulmasıdır, Rabbım iltifat buyurduğu kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin’e ihsan eylesin inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 118. AYET

 وَعَلَى الثَّلٰثَةِ الَّذٖينَ خُلِّفُوا حَتّٰى اِذَا ضَاقَتْ عَلَيْهِمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ وَضَاقَتْ عَلَيْهِمْ اَنْفُسُهُمْ وَظَنُّوا اَنْ لَا مَلْجَاَ مِنَ اللّٰهِ اِلَّا اِلَيْهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ  

OKUNUŞU         : Ve ales selâsetillezîne hullifû, hattâ izâ dâgat aleyhimul ardu bimâ rahubet ve dâgat aleyhim enfusuhum ve zannû el lâ melcee minallâhi illâ ileyh, summe tâbe aleyhim liyetûbû, innallâhe huvet tevvâbur rahîm.

ZAHİR MANASI : Geri bırakılmış o üç kişiye de…; nihayet o derece bunalmışlardı ki, yeryüzü bütün genişliğiyle başlarına dar geldi, vicdanları da kendilerini sıktı ve Allah’tan yine Allah’a sığınmaktan başka çare olmadığını anladılar. Evet tam o zaman tevbelerinin kabulü ile tekrar iltifat buyurdu ki, o tevbekarlar arasına girsinler. Şüphesiz ki Allah, ancak O, tevbeleri çokça kabul eder, çok merhamet eder

.BATIN MANASI : Bir önceki ayette germi dönmek üzere olan bir hali vücuttaki Kemalât ve irfaniyetle nasıl düzeltmişler se, bu kez de Efendimizin buyurduğu gibi emniyete alınmadan ateşlenen silah gibi fiilin işlendiği bir durumda ise artık geri dönmek değil düşünce ve duyguda meyletmek değil, bizzat fiilen nefsin isteğini işlemek gerçekleşmiştir, dolayısıyla bunların 3 kişi oluşları, Fiillerin Sıfata Sıfatın da Zata bağlı olmasıdır, çünkü bir fiil tek başına değil 3 tecelli ile zuhur bulur, Zatından Sıfatlarına oradan da Esma alarak Filleriyle zuhura gelir. Örneğin, Bu fiil Tevhid tahsilinden sonra yine varlık sahibinin yücelik ve güzelliklerini kendine nisbet etmek olan Takva dan ayrılmak olmuş olsa, günah işlenmiş, yani ikiliğe çıkılmış olur. Tövbesi de tekrar Allah’tan Allah’a sığınmak olan fenafillah ile bekabillahı idrak edip tekrar o şuhudla yaşama dönmektir. İşte bu halin dahi tövbesi mümkündür, fakat kırılan bardak eskisi gibi olmayacağından bozulmayan bir teslimiyet en güzelidir. Rabbım cümle kardeşlerimizi Takva üzere daim bir yaşam sürmeyi nasib eylesin inşallah. Amin.   

TEVBE SÛRESİ 119. AYET

 يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقٖينَ  

OKUNUŞU         : Yâ eyyuhellezîne âmenuttegullâhe ve kûnû meas sâdigîn. 

ZAHİR MANASI : Ey o bütün iyman edenler! Allahtan korkun ve sadıklarla beraber olun

BATIN MANASI : Taklitten, istiklale, istiklalden, Tevhid tahsil ve zevkleriyle şeriatımızı zevkle yaşayarak, Fena tahsiliyle varlığın hakikatine vakıf olarak Tahkiki yani tecellileriyle de şuhudlanarak, bilerek imandan görerek imana tenzih ve teşbihi vücut ülkesinde cem ederek Tevhidi bir imanla ehli iman eder, hakikatteki manası ile de Allah’ın olan yücelik ve güzellikleri kendisine nisbet etmekten korkarak Takva ehli olarak, bu halinde de sadakat yani sıdk ile devamlılık göstererek Rabbı’na layık birer kull olurlar. Rabbım layıkıyla kulluk yapmayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin. 

 

TEVBE SÛRESİ 120. AYET

 مَا كَانَ لِاَهْلِ الْمَدٖينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُمْ مِنَ الْاَعْرَابِ اَنْ يَتَخَلَّفُوا عَنْ رَسُولِ اللّٰهِ وَلَا يَرْغَبُوا بِاَنْفُسِهِمْ عَنْ نَفْسِهٖ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ لَا يُصٖيبُهُمْ ظَمَاٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَلَا يَطَؤُنَ مَوْطِئًا يَغٖيظُ الْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَيْلًا اِلَّا كُتِبَ لَهُمْ بِهٖ عَمَلٌ صَالِحٌ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُضٖيعُ اَجْرَ الْمُحْسِنٖينَ  

OKUNUŞU         : Mâ kâne liehlil medîneti ve men havlehum minel ağrâbi ey yetehallefû ar rasûlillâhi ve lâ yerğabû bienfusihim an nefsih, zâlike biennehum lâ yusîbuhum zameuv ve lâ nesabuv ve lâ mahmesatun fî sebîlillâhi ve lâ yetaûne mevtıey yağîzul kuffâra ve lâ yenâlûne min aduvvin neylen illâ kutibe lehum bihî amelun sâlıh, innallâhe lâ yudîu ecral muhsinîn.  

ZAHİR MANASI : Ne Medine halkının ne de etrafındaki bedevilerin Resulullah’tan geride kalmaları ve kendilerini tercih edip ondan yüz çevirmeleri yakışmaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir açlık ve kafirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşman karşısında elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine güzel bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah iyilerin mükafatını zayi etmez.

BATIN MANASI : Bu Vücut ülkesinde Ruh seması Medine, nefis arzı mekkedir, gerek Ruh seması olan Tevhid tahsil talim ve zevkleriyle yaşayan vücut ülkeleri olsun gerekse nefse meyyal iken yüzünü Hakka dönüp muallaktan şeriat tarikat ve hakikat yolunu bulduranı bulana değin vuslatları olsun, nefis terbiyesiyle yolunun yarısını kat eder, Ruh tahsili ile de Muhabbetullah ve aşk yolları olan bu yollar ile de vuslat alır, hangi yol yürünürse yürüsün, elde edilen vuslat mutluluk ve aşk daim amel güzelliği ile karşılıksız kalmamış olur. İşte zayi olunmayan iyilikler vuslat ile bu vücutta tadılır. Rabbım layıkıyla vuslat yapan kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin’e ihsan eylesin inşallah. Amin.


 TEVBE SÛRESİ 121. AYET

 وَلَا يُنْفِقُونَ نَفَقَةً صَغٖيرَةً وَلَا كَبٖيرَةً وَلَا يَقْطَعُونَ وَادِیًا اِلَّا كُتِبَ لَهُمْ لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ  

OKUNUŞU         : Ve lâ yunfigûne nefegaten sağîratev ve lâ kebîratev ve lâ yagtaûne vâdiyen illâ kutibe lehum liyecziyehumullâhu ahsene mâ kânû yağmelûn.

ZAHİR MANASI : Onlar, -küçük olsun, büyük olsun- bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi aşmazlar ki, Allah kendilerini işlediklerinden daha güzeliyle mükafatlandırmak için onların hesaplarına yazmış olmasın!

BATIN MANASI : İnsanoğlunun aşacağı vadisi benlik ve varlık vadisidir, ufak yada büyük harcamaları ya Tevhidin fena mertebelerinde ki şuhudları parça parça ilimle idrak ederek ilmel yakîn bir ifna ile nisbet ettikleri varlıklarından fena ederek ufak ufak varlıklarını harcarlar, yada mertebenin Rabıta ya yada şuhudu olan tecellilerini görmekle aynel yakîn zevkiyle yaşamakla da büyük harcamayı gerçekleştirmiş artık tecelliye mazhar olmuş Hakkın varlığı ile var olarak harcayacağı bir varlığı kalmamayarak büyük harcamayı yapmış olur. Böylece fana ettiği varlığın mükafatı da daha güzeli olan Hakkın varlığı ile var olmak olarak mükafata mazhar olunur. Rabbım mükafatı olan varlığıyla var olmayı cümle İhvan-ı Güzin kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin. 


TEVBE SÛRESİ 122. AYET

 وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِيَنْفِرُوا كاٰفَّةً فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِى الدّٖينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُوا اِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ  

OKUNUŞU         : Ve mâ kânel mué’minûne liyenfirû kâffeh, felev lâ nefera min kulli firgatim minhum tâifetul liyetefeggahû fid dîni ve liyunzirû gavmehum izâ raceû ileyhim leallehum yahzerûn.

ZAHİR MANASI : Bununla beraber müminlerin hepsi birden toplanıp seferber olacak değillerdir. Fakat her kabileden bir grup toplansa da dinde derinleşseler ve döndüklerinde toplumlarını uyarsalar, ola ki aykırı davranışta bulunmaktan kaçınırlar.

BATIN MANASI : Rabbım tecellisinde yönelme ve tebdilatının kemalâtını seyreyler iken, gerektiğinde Cemal gerektiğinde ise Celal seyreden, bazen asrı saadet olur, bazen asrı cehalet, bu gün %90 Celal tecelli görünse de vakti saati geldikçe %70 cemal de seyreder. Esas olan Kemal seyirdir ki oranları değişse de bu devranda her iki tecellinin TEVHİD’dir Kemal. Rabbım kemalâtıyla tecelli eylediği Rahman kemalât mazharlarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin. 

 

TEVBE SÛRESİ 123. AYET

 يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قَاتِلُوا الَّذٖينَ يَلُونَكُمْ مِنَ الْكُفَّارِ وَلْيَجِدُوا فٖيكُمْ غِلْظَةً وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّقٖينَ  

OKUNUŞU         : Yâ eyyuhellezîne âmenû gâtilullezîne yelûnekum minel kuffâri vel yecidû fîkum ğılzah, vağlemû ennallâhe meal muttegîn

ZAHİR MANASI : Ey o bütün iyman edenler! Kâfirlerin size yakın olanlarıyle çarpışın, hem onlar sizde kalın bir kuvvet görsünler ve bilin ki Allah korunanlarla beraberdir

BATIN MANASI : İnsanoğlunun vücut ülkesinde  “yehulü beyne kalbii ve merii” Allah kişinin kalbi ile vücudu arasında hulül eder, bu hulül girme yada çıkma değil, aynı vücut içerisinde her zerreden devamlı bir tecelli halinde olmasıdır. Bu hulül vücutta bir fiil zuhura getireceği zaman sadır bölgesine geldiğinde his ile tecelli eder, kalp bölgesinde duyguya karşı memenin altında o duygunun zıttına dönüşür yani mutluluk duygusu ya da zıttına, bu duygularda düşüncelere dönüşür ya güzel düşünceler yada zıtları ile böylece vücutta tecelli eder. İşte his iken ehlinin bildiği, duyguda ihvanın kendini takip edenlerinin cinsine vakıf olduğu yakın takipte olanlarında kendi fikirlerini yakinen gördükleri gibidir bu hal, bu düşüncelerin negatif olumsuz ve cinsi bozuk bir fiil tecelli ettirenlerine kâfir, güzel olup cinsi ahlakı hamidiyeyi gösteren fiiller olarak zuhur edenlerine de Müslüman denir. İşte kâfir ile mücadele düşünceyi düşüncede iken fark edip zuhura çıkarmamak onun ile çarpışmaktır, bu irade güçlü bir tepki kalıcı bir alışkanlık ve bozulmayan bir güzel ahlakın her zaman zemini olacaktır. Böylece Allah’ın koruduğu yani muhafaza edilen yani Muhammedi bir hafıza olan bu hafızaya kazanılan alışkanlık ve güzel fikirler ile otomatik korunmuş bize bizden yakîn olan Rabbımızın güzel ahlakını da zuhura getirmiş oluruz. Rabbım kendisini yakîn takibe alıp henüz his duygu ve FİKİR iken zuhurun da zarar göreceğimiz fiilleri işlemekten tüm İhvan-ı Güzin Kardeşlerimizi muhafaza buyursun inşallah. Amin.   

TEVBE SÛRESİ 124. AYET

 وَاِذَا مَا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ فَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ اَيُّكُمْ زَادَتْهُ هٰذِهٖ اٖيمَانًا فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا فَزَادَتْهُمْ اٖيمَانًا وَهُمْ يَسْتَبْشِرُونَ  

OKUNUŞU         : Ve izâ mâ unzilet sûratun feminhum mey yegûlu eyyukum zâdethu hâzihî îmânâ, feemmellezîne âmenû fezâdethum îmânev vehum yestebşirûn.

ZAHİR MANASI : Bir sure indirildiğinde, içlerinden biri çıkar: «Bu hanginizin imanını artırdı bakalım?» der. Evet imanı olanların imanını artırmıştır ve onlar müjdelenip duruyorlar.

BATIN MANASI : Enfal suresi 2. Ayeti kerimesinde Rabbım iman eden müminlerden bahsederken Allah adı anıldığında kalpleri titreyen ayetler okununca da imanları artanlardır der. Peki bunca ehli şeriat kuranı kerimi elinden düşürmeyen insanoğlu neden bu kadar imanı arttığı halde dünyada İslamiyet ve Müslümanlar bu halde. Ya imanlarını arttıramıyorlar ya da ne okuyacaklarını bilmiyorlar. İşte imanlarını arttıran ayetler Efal Ayetleri Sıfat Ayetleri ve Zat Ayetleridir. Fillerin Faili Hakk olmadan, Sıfatların Mefsufu Hakk olmadan Vücudun Mevcudu Hakk olmadan ve bunların şuhuduna ermeden bilerek hayal ve zandaki tenzihi bir imandan, Görerek iman olan Teşbihi bir imana ve bu vücut ülkesinde de onu tatmadan Tevhidi bir iman sahibi olunmaz. Rabbim müjdelediği Ehli Tevhid Hakkel Yakîn Mürşidi Kamillerimizin imanları olan Tevhidi imana ermeyi cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.  


TEVBE SÛRESİ 125. AYET

 وَاَمَّا الَّذٖينَ فٖى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَتْهُمْ رِجْسًا اِلٰى رِجْسِهِمْ وَمَاتُوا وَهُمْ كَافِرُونَ  

OKUNUŞU         : Ve emmellezîne fî gulûbihim meradun fezâdethum ricsen ilâ ricsihim ve mâtû ve hum kâfirûn.

ZAHİR MANASI : Kalblerinde bir maraz olanlara gelince: onların da küfürlerine küfür katmıştır ve kâfir olarak ölüb gitmişlerdir

BATIN MANASI : Maraz, bir hastalıktır, marazlılık 1 olanı 2 görmektir. Allah var bende varım deme hastalığı marazdır. Küfür ise kâfirlik, kâfirlik ise örtücülüktür. Hakkı örtüp ben varım dedikçe ve bu hal devam ettikçe bu hal üzere ölüp giderler, kâfirler küfürle devran eder, müminlerde mümin olarak devran eder gönüllerde. Rabbım cümle kardeşlerimizi imandan kurandan ve bunların Hakikati olan mülkünde Rabbından başka olmadığı gerçeğine olan imandan ayırmasın inşallah. Amin.  

TEVBE SÛRESİ 126. AYET

 اَوَلَا يَرَوْنَ اَنَّهُمْ يُفْتَنُونَ فٖى كُلِّ عَامٍ مَرَّةً اَوْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمْ يَذَّكَّرُونَ

 OKUNUŞU         : E ve lâ yeravne ennehum yuftenûne fî kulli âmim merraten ev merrateyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn.

ZAHİR MANASI : Görmüyorlar mı her yıl bir veya iki kez fitneye tutulduklarını? Yine de tevbe etmiyor, ibret almıyorlar.

BATIN MANASI : Yıl 12 aydır, 12 ay 12 burca tekamül eder, 12 burcun 7 si baştaki deliklere 3 ü göğüste 2 si alttadır. Burçtan maksat hisseden gören ve ortak idrakın payeleri olan noktalardır, oralardan alınan mesajlar gönül laboratuvarında tahlil edilip gönül doktoruna yorumlatılır ise o yıl ki, yani o an ki tecelli bilinmiş olur, işte an diliminde her an ya ikilik olan kesretin fitnesine ya da ümmetine verilen fitne ile örneklendirilen ayetle de sabit olan 1 olan vahdettin fitnesine işaret vardır. İbret, ibre ile işaret edilen T ile de Tevhide yönelmektir. Tevhid İbre-si yani işaret edilen yolun, birlerin ibrahimlerin yoluna girmektir. Rabbım cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.  


TEVBE SÛRESİ 127. AYET 

وَاِذَا مَا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ نَظَرَ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ هَلْ يَرٰیكُمْ مِنْ اَحَدٍ ثُمَّ انْصَرَفُوا صَرَفَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ  

OKUNUŞU         : Ve izâ mâ unzilet sûratun nazara bağduhum ila bağd, hel yerâkum min ehadin summensarafû, sarafallâhu gulûbehum biennehum gavmul lâ yefgahûn.

ZAHİR MANASI : Bir sure indirilince «Sizi birisi görüyor mu?» diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışır giderler. Allah kalplerini burkmuştur. Çünkü bunlar anlamak istemez kimselerdir.

BATIN MANASI : Bu gün hutbelerden siz Allah’ı görmüyorsanız da O sizi görüyormuş gibi ibadet edin buyrulmaktadır, fıkıhta bir kaide vardır, şüpheli abdest ile namaz kılınmaz, peki şüpheli itikada ile iman olur mu… Görüyon mu? görmüyon mu? demek şüphedir, ya görüyorsunuz ya görmüyor ortası olmaz. İşte toplumun sıvışıp da cami ve tekkelerden çıkıp gidenleri aynel yakîne ayak basmayanları hatta Hakikatin kelamileri bile sıvışıp gidenlerdendir. İşte anlamak istemeyene anlatmakta zor olduğundan, burkulan demiri doğrultmak nasıl zor ise, doğrulsa da eskisi gibi düzelmeyecek ise, işte kalpleri de böyledir… Kopan teslimiyetler de hakikatte kopan ip gibidir eklense de bellidir koptuğu yer. Rabbım ne kopan ne burkulan nede şüpheli itikadla iman eden kullarından eylemesin asla İhvan-ı Güzin Kardeşlerimizi inşallah. Amin.  


TEVBE SÛRESİ 128. AYET 

لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَزٖيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرٖيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنٖينَ رَؤُفٌ رَحٖيمٌ 

OKUNUŞU         : Legad câekum rasûlum min enfusikum aziz, aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mué’minîne raûfur rahîm.

ZAHİR MANASI : Andolsun ki, size kendinizden gayet izzetli bir peygamber geldi; zorlanmanız ona ağır geliyor, üstünüze çokça titriyor; mü’minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

BATIN MANASI : Peygamber kelimesi Farsçadır bu yüzden manen kast edilen anlamı tam karşılamaz. Elçi, Nebi ve Mürsel vardır. Mürsel görevi alemlere rahmet “vema erselnake illa rahmetellil alemin” görevidir. Buda gösteriyor ki hem esfeli safilin de olanlara göre hem de ala da elçi ve Nebi dahi olsa onlardan da daha fazla izzet ve ikrama sahip olandan bahsediliyor, peki izzet ve ikram nedir ki en yücesi Allah’ın bu günkü elçisinde olsun. İzzeti Allah’ın Rahman Kemalât Sıfatı olmasıdır, Rahman oluşu umuma Rahmet olan mürselliği, Kemalât sahipliği ise Tevhid tahsil ve teslimini 7 mertebede ilim ile 7 mertebede şuhud ile 7 mertebede ise zevk ile  yaşadıktan sonra 28 basamağı son 7 si olan meratibin inerek ve çıkarak hu olan Rabbını her varlıkta esfelden alaya 7 mertebede bu alemde ve ademde seyretmesidir. Bu hali salikkere ve İhvan-ı Güzine sunması ise ikramıdır. Ona ağır gelen bir şey olmayacak iken nedir ki ona ağır gelen. İnsanoğlunun kabiliyetsizliği yüzünden çok ağır yol alması böyle büyük bir aşk ve merhamet karşısında tüm alemin selameti için atan bir kalp karşısında kab ve kabiliyetlerin zorlanması, ona zor gelir zorlar ve üzer, yani çok daha hızlı ve yüce bir asrı saadet daha seyretmek ister Rabbı o gönülden. İşte bu şefkat ve merhametin sahibi “ERHAMEREAHİMİN” olan Allah’tır, Allah bu aşk ve merhametini seyreylemek için dün ete kemiğe bürünüp yunus oldu seyreyledi, bu gün de o kab ve kabiliyete uygun bir kab daha varlığından var eyleyip Ahmet diye yine seyreylemekte… Rabbım nice esmalar ile kendini seyreylediği   güzel ve yüce kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin. 



TEVBE SÛRESİ 129. AYET

 فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ  

OKUNUŞU         : Fein tevellev fegul hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

ZAHİR MANASI : Eğer aldırmazlarsa deki: bana Allah yetişir ondan başka ilâh yoktur, ben ona dayanmaktayım ve o, o büyük Arşın Sahibidir.

BATIN MANASI : La, ilahe illallah olan Kelime-i Tevhid, la yok ilahe ilâh yok illallah, illa Allah var yani O’ndan başka yok. Mülkünde başka yok ise o zaman zat Sıfata yetişir yani Zatından Sıfatına tecelli eder. Sıfatta Zata dayanır yani tecelliye tabidir. İşte bu vücut ülkesinde Zat ve Sıfatın sahibi Efali ilhiyesiyle Zuhura gelen O dur, çünkü O ne yalnız Zatt ne yalnız Sıfat nede yalnız Efal’dir. Yekünü dur O. Rabbım bu arşı istiva ettim der iken bu vücud arşını kast ederek urucuna arz, nüzülüna arş tevhidine ortası olan ayaklarını salladığı yani seyri cemal mertebesidir. Rabbım cemalini seyreylediği kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzin ihsan eylesin inşallah. Amin.

Verified by MonsterInsights