TEVBE SÛRESİ 51. AYET
قُلْ لَنْ يُصٖيبَنَا اِلَّا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَنَا هُوَ مَوْلٰینَا وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
OKUNUŞU : Gul ley yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ, huve mevlânâ, ve alallâhi felyetevekkelil mué’minûn.
ZAHİR MANASI: De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.”
BATIN MANASI: İnsan düşünceden ibarettir. Düşünceniz ne ise ameliniz o dur. Bu yüzden zahirde bile bir Müslüman neye inanıyorsa o yönde işler yapar ve o yönde sonuçlar alır. Ehli Tevhid de iyi bilir ki Fena-i Efal Fena-i Sıfat ve Fena-i Zat yapmakla “ölmeden evvel ölmek” ile varlığının kendisinin olmadığını bilir böylece o mazhardan hisseden düşünen ve icra eden Rabbıdır. Böylece Hakta Hakk olmuş ise her zaman cibilliyeti düzgün filler zuhur eder Ahlakı hamidiyesi Hakikati Muhammediye üzere yani hakikaten Muhammed gibi olur. İşte bu hakikate göre de zaten Allah’ın vücut ülkesinde hissetmesi duygusu yada düşünmesi yazdığı şeyler olur, ne yazdıysa da zuhura o gelir insan bu yüzden hem en üstün ve güzel varlık hem de Sırreti Hakk tır. İşte böylece Tecelli Eden Tecelli ve Olunan bir olunca hem yazar hem işler hem seyreder Rabım. Rabbım cümle İhvan-ı Güzine Hakk’ta Hakk olmayı ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 52. AYET
قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَا اِلَّا اِحْدَى الْحُسْنَيَيْنِ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ اَنْ يُصٖيبَكُمُ اللّٰهُ بِعَذَابٍ مِنْ عِنْدِهٖ اَوْ بِاَيْدٖينَا فَتَرَبَّصُوا اِنَّا مَعَكُمْ مُتَرَبِّصُونَ
OKUNUŞU : Gul hel terabbesûne binâ illâ ıhdel husneyeyn, ve nahnu neterabbesu bikum ey yusîbekumullâhu biazâbim min ındihî ev bieydînâ feterabbesû innâ meakum muterabbisûn.
ZAHİR MANASI : De ki: “Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.”
BATIN MANASI: Bir önceki ayeti kerimedeki ölmeden evvel ölenler için zaten varlık sahibi kendisi olduğundan Rabbı o mazharı sıfat olarak tecellisine şahid kılar; şehidlik şahidliktir, şahidlikte ilimle iştigal edenlere zaferdir ilimden şuhuda geçmişleridir, tekrar şehid olurda zevkle bu şuhudlarını pekleştirirler ise ite en büyük mükafata olan Hakkın varlığıyla var olurlar. Rabbım ta bidayetten varlığından başka olmadığının idrak şuhud ve zevkiyle zevkidar olmayı cümle ihvan kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 53. AYET
قُلْ اَنْفِقُوا طَوْعًا اَوْ كَرْهًا لَنْ يُتَقَبَّلَ مِنْكُمْ اِنَّكُمْ كُنْتُمْ قَوْمًا فَاسِقٖينَ
OKUNUŞU : Gul enfigû tav’an ev kerhel ley yutegabbele minkum, innekum kuntum gavmen fâsigîn.
ZAHİR MANASI : Yine de ki: “İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz.”
BATIN MANASI : İnsanoğlu nasıl bulunduğu yerde safını belli ediyor ise gerek namazda müminlerle bir olur iken gerekse toplumda bazı fikirlerin saflarında bulunurlar iken; Rabbımda işte böylece insanları saf saf ve bölük bölük yaratmış yani fırkalara ayırmıştı. Bu da Allah’ın kendisine aşık olup bilinmeyi muradına kendsindeki bu mükemmelliğe Muhammed demesidir. Muahmmed diye ayrı bir varlık henüz halk olmamış iken kemalatındaki bu celal ve cemal tecellilerinin iki saf oluşu ve bunların cinslerince bölük bölük oluşu sıfatlarından ilme tecelli edişiyle esfelden alaya alimliğini sergiler işte halk eden gerek Âlak sûresi 1. Ayet ve devamındaki ayetlerde fiziken nasıl nutfeden halk etmiş ise Ruhende kalem Sûresi 1. ayet ve devamında kemalen halk etmiş, ve diğer ayetlerideki Âdemiyet ruhu olan ruhuda “ölmeden evvel ölmek” ile de Mürşid-i kamil mazharından bahşetmiştir. işte ruh kemalen bir iken kablardaki isnad ve kabiliyetlere göre celal ve cemal yüzleriyle girdiği kaba göre renk alacak ise işte bu onun hangi safta yer alacağıdır. İşte ister gönüllü olsun ister gönülsüz kab ve kabiliyeti ölçüsünde bir tecelliye mazhar olacağından içerideki niyeti gizli olmuş olur işte yüzü gülerken cemal sanmanın nasıl eksik olacağını bilen Rabbım “Resurullah efendimizle mescidin kapısında karşılaşan iblise sorulan soru ile de bunu bildirmektedir. Namaz kılanın namazını bozacak olan iblis uyuyandan korktuğunu söyler” işte namaz kılmak aslında efdal iken uyumanın neye göre daha efdal olduğuna işaretle, bazen celal görünen hayırlıdır, sizin hayır bildiğinizden şer, şer bildiğinizde hayır vardır denmesi, toplumun idrak ve şuhuduyla değil; Ehli Tevhid Hakkel yakin bir Müşid-i Kamilin basiret gözüyle görmesine işeretle irfan bakışını göstermiştir. Gönüllü bir iyilik yapanın fasık oluşunu görebilmek böylece ehlinin işi olduğu görülmektedir. Rabbım bu irfaniyet ve kemalatı olan ölmeden evvel ölme sırrı olan Ehli Tevhidin tahsilinden nasib alanlardan olmayı cümle Ümmeti Muhammede nasib eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 54. AYET
وَمَا مَنَعَهُمْ اَنْ تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَاتُهُمْ اِلَّا اَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَبِرَسُولِهٖ وَلَا يَاْتُونَ الصَّلٰوةَ اِلَّا وَهُمْ كُسَالٰى وَلَا يُنْفِقُونَ اِلَّا وَهُمْ كَارِهُونَ
OKUNUŞU : Ve mâ meneahum en tugbele minhum nefegâtuhum illâ ennehum keferû billâhi ve birasûlihî ve lâ yeé’tûnes salâte illâ vehum kusâlâ ve lâ yunfigûne illâ vehum kârihûn.
ZAHİR MANASI : Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah’ı ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.
BATIN MANASI : İnkâr üşenmek ve gönülsüzlük nedir ki, doğru yapıldığı halde amel ve tüm işlerde sonuç alınamamış ve Allah’ın rızası olmamış olsun; inkâr layıkıyla bir tevhid itikadını bilmemektir, tenzih teşbih ve tevhid üzere olmamak, üşenmek tembel kalmak aşksızlıktır, gönülsüzlük yüzünü Rabbına tam dönmemek ve teslimiyetsizliktir, kişiyi Hakk ve Hakikat yolunda vuslat aldıracak yegane hal doğru bir itikad tam teslimiyet ve aşktır. İtikadı doğru olsa da Aşkı var ama teslim değil bocalar, teslimiyeti var ama aşkı yeterli değil çok ağır ilerler vuslat geç olur, işte Rabbım bu yolda gerçek harcama olan kendine nisbet ettiği Efalini Sıfatını ve Vücudunu aşkla tarif edildiği üzere hiç itirazsız tam bir teslimiyetle bildirilen Mertebe Rabıta ve Şuhudlarca yapması halinde ancaksın makbul yani kabul olunacağıdır. Rabbım cümle İhvan-ı Güzine bu yoldaki vuslatlarında; itikadları tam teslimiyetlerinde sadık; aşklarıyla da aşık olarak vuslat almalarını ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 55. AYET
فَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَلَا اَوْلَادُهُمْ اِنَّمَا يُرٖيدُ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ OKUNUŞU : Felâ tuğcibke emvâluhum ve lâ evlâduhum, innemâ yurîdullâhu liyuazzibehum bihâ fil hayâtid dunyâ ve tezhega enfusuhum ve hum kâfirûn.ZAHİR MANASI : Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor.BATIN MANASI : İşte gönüllü görünse de gerçek niyeti yani kalbindeki fesad ile yaşayan bir insanın vücut ülkesinin mahsülü yani malları sıfatlardan tecellisidir ayrı ayrı gözün gayriyette kulağın gayriyette dilin gayriyette kullanılması olacaktır, ve yine bu vücudun evladı ise bunları kullanır iken zuhura getirdiği fillerdir, yani veledi kalbin zuhurtları işte insanın niyeti süfli ise sıfatları süfliyette filleri de o derece süfli filler olacaktır. O zaman o insan için o vücut ülkesiyle devam ettirilen bir hayat da o derece azap verici olacaktır aynı zamanda kafirin batın manası olan örtücü olacaktır yani Hakk ve Hakikati zaten otomatikmen süfliyetle örtmüş ulviyete vücut ülkesinde yer kalmamış olacaktır. Rabbım gönül verilen bu yolda hem niyeten hem de samimiyetle ulviyetine hizmet edip O’na layık bir kul olmayı cümle Ümmeti Muhammed’e ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 56. AYET
وَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنَّهُمْ لَمِنْكُمْ وَمَا هُمْ مِنْكُمْ وَلٰكِنَّهُمْ قَوْمٌ يَفْرَقُونَ
OKUNUŞU : Ve yahlifûne billâhi innehum leminkum, ve ma hum minkum ve lâkinnehum gavmuy yefragûn.
ZAHİR MANASI : Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur.
BATIN MANASI : Kişi vücut ülkesinde hakikati bildiği halde kendisine yalan söyler ise mutlaka karşılığını beklediği yalanın korkusu içerisinde olacaktır. Yani bu vücudun Hakkın olduğunu bile bile Filleri Sıfatları ve Vücudu kendine nisbet etmek azabın ta kendisidir. Yani beklemeksizin azab yaşanmaktadır. Sizden olmak yada ayrı olan; Varlığını hakkın varlığında yok ederek Rabbının Zatından Sıfatlarına Sıfatından da esma alarak Fillerle zuhura geldiği bir vücut ülkesi olarak görünseler de fillerindeki cibilliyetin bozuk olması ile her zuhurat Hakkın gibi görünse de mazharın kab ve kabiliyetindeki eksik ile ayrılmaktadır. Zira Nisa Sûresi 79. Ayeti Kerime ile de buyrulan “sizden iyi bir şey zuhur edince hakkın kötü bir şey zuhur edince nefsinizdendir” buyrulması her iki fiilullah da hakkın görünse de fiilullahın nefse bakan yüzü ile ruha bakan yüzü arasındaki fark aşikar olacaktır. Rabbım seyrinde tüm fillullahın zuhuru ile tecellisini zevk eder iken kulluğun mesuliyeti ile de eksiği kendimize nisbet etmekten bizleri alı koymasın gafil kılmasın inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 57. AYET
لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَاً اَوْ مَغَارَاتٍ اَوْ مُدَّخَلًا لَوَلَّوْا اِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ
OKUNUŞU : Lev yecidûne melceen ev meğârâtin ev muddehalel levellev ileyhi vehum yecmehûn.
ZAHİR MANASI : Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı, hemen koşarak oraya kaçarlardı.
BATIN MANASI : Bir önceki Ayet-i kerimedeki gibi bütün hakikatleri vücut ülkesinde bulan insanlar kaçacak saklanacak başka bir yer bulamazlar. İnsan sınıf sınıfdır ve hakikatlere karşı isnad ve kabiliyetlerince perdelidirler, her birisine bu hakikatler şerh edilip açılacak olsa ilim yoluyla değil bizzat yaşayıp görecek olsalar idi, alemde her mazhar zahiren de Hakk diye haykırır idi ehline haykırdığı gibi, Fakat Cenab-ı Allah her mertebe her makam ve tecellisini seyirle kendisini bi tamam seyredeceği için bu alem O’nun seyir Alemidir ister çıkar gök yüzüne gönül semasından aleme bakar ister iner yer yüzüne vücuttan tecellisi ile alemden seyreder kendini vücut bir iken semadan tecelli eden de alem olan sıfatlardan seyreden de fillerle zahir olduğu yerde de seyredilende O’dur. Rabbım mülkünde başka olmayan mülkünü vücut ülkesi kıldığı kullardan olmayı cümle İhvan-ı Güzin kardeşlerimize nasib eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 58. AYET
وَمِنْهُمْ مَنْ يَلْمِزُكَ فِى الصَّدَقَاتِ فَاِنْ اُعْطُوا مِنْهَا رَضُوا وَاِنْ لَمْ يُعْطَوْا مِنْهَا اِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ
OKUNUŞU : Ve minhum mey yelmizuke fis sadegât, fein uğtû minhâ radû ve il lem yuğtav minhâ izâ hum yeshatûn.
ZAHİR MANASI : İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.
BATIN MANASI : Vücut ülkesinde her şey kişiye aşikar iken yani kişi nefsini bilir iken ne kendinden nede hakikatlerden saklanabilen değildir; yine de nefsin isteklerini yapabilmek için bir yandan kendisini görmezden gelmek bir nevi kandırmak için sadakanın hakikatinden payidar olduklarının hissine kendine inandırırlar yani en azından bende sadıkım yani hatada yapsam inkar etmiyorum der kendi kendine, yani nefsin kendini inandırdığı bir sadaka kabul eder bu hisleri ama hakikatte sadakat sıfatların zat tecellisini mutmein nefsin zuhuratları ölçüsünde açığa çıkarmasıdır. Eğer efal sıfata sıfat zata bağlı ise bu zuhur eylediğinde Zatından Sıfatlarına sıfatlardan da esma alarak açığa çıkış olur ki işte hakikatte bu sadakattir. Rabbım varlığını kendisine nisbet etmeyip hakkın varlığıyla var olan vücut ülkelerindeki tecelliler gibi tecelliye sadık kull ve mazhar olmayı cümle ihvan kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 59. AYET
وَلَوْ اَنَّهُمْ رَضُوا مَا اٰتٰیهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ سَيُؤْتٖينَا اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖ وَرَسُولُهُ اِنَّا اِلَى اللّٰهِ رَاغِبُونَ
OKUNUŞU : Ve lev ennehum radû mâ âtâhumullâhu ve rasûluhû ve gâlû hasbunallâhu seyué’tînallâhu min fadlihî ve rasûluhû innâ ilallâhi râğıbûn.
ZAHİR MANASI : Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup, “Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (O’nun ihsanını ister)iz” deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu.
BATIN MANASI: Bir tecellinin hayırlı olup olmayışına işaretle; toplumda ehli arifin her tecelliye Hakk der evet doğrudur fakat Hakkıyla tecelli edip etmeyişini fark makamında değerlendirmezler; işte bu yüzden nefislere hoş gelenlere de Hakk böyle tecelli etti der iseniz şeriatten ayrılıp atılmayan şerleri Hakk sayar ve herkese göre bir doğru var kabul edip Hud Sûresi 112. Ayet-i Kerime gereği “emrolunduğu gibi dosdoğru olmak” nedir denmez, işte günümüz ahir zamanına işaretle alemde her tecelli Hakk fakat Hakkıyla ve dosdoğru bir tecelli değildir, çünkü insanlar ve yahut mazharların kab ve kabiliyetleri nasıl ise tecelli o renktedir. Rabbım kab ve kabiliyetlerdeki hakikatı Muhammediye yönünü daha tecellisine mazhar kılsın inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 60. AYET
اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكٖينِ وَالْعَامِلٖينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى الرِّقَابِ وَالْغَارِمٖينَ وَفٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّبٖيلِ فَرٖيضَةً مِنَ اللّٰهِ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ
OKUNUŞU : İnnemes sadegâtu lilfugarâi vel mesâkîni vel âmilîne aleyhâ vel muellefeti gulûbuhum ve fir rigâbi vel ğârimîne ve fî sebîlillâhi vebnis sebîl, ferîdatem minallâh, vallâhu alîmun hakîm.
ZAHİR MANASI : Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
BATIN MANASI : Bir önceki Ayeti Kerime’yi desteklerken; Hakkkıyla tecelliye mazhar olabilenleri bildiren bu ayeti kerime Sadakayla Sadıkları, Fakirler derken varlığını Layıkıyla İfna edenleri, Düşkün derken Aşka düşenleri, Zekat toplayan memur derken Yüce Tecellilerine mazhar olanları, Isındıranlar derken Mürşid-i Kamilleri, Köleler derken layıkıyla Kull olanları, Borçlular derken Hakkın tecellisine mazhar olup onu açığa çıkaranlar, Cihad edenler ise Âlâdan Âlâyül âlâya yolculuk edenleri, Yolda kalmış yolcu derken vuslatı tamamlamasa da İlmel yada Aynel yakin olanları vurgulayarak böyle tarif olunan kullarımdan olanlar Hakkıyla tecellime mazhar olabileceklerdir. Buyrulmaktadır. Çünkü bu gün âdemin alemde zuhuru âlâ’dır vuslat âlâyül aladır. Çünkü her şey âlâ ise neden ehlinde dahi iç huzur tam değildir. Rabbım vuslatına layık olan mazharlarından kılsın cümle ihvan kardeşlerimizi inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 61. AYET
وَمِنْهُمُ الَّذٖينَ يُؤْذُونَ النَّبِىَّ وَيَقُولُونَ هُوَ اُذُنٌ قُلْ اُذُنُ خَيْرٍ لَكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنٖينَ وَرَحْمَةٌ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذٖينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
OKUNUŞU : Ve minhumullezîne yué’zûnen nebiyye ve yegûlûne huve uzun, gul uzunu hayril lekum yué’minu billâhi ve yué’minu lilmué’minîne ve rahmetul lillezîne âmenû minkum, vellezîne yué’zûne rasûlallâhi lehum azâbun elîm.
ZAHİR MANASI : Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. De ki: “O, sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır, mü’minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır.”
BATIN MANASI : Evet Peygamberler bunca Veraset’ül Enbiyalar günümüzdeki Hakkel Yâkin Ehl-i Tevhid Hakkın kulağıdır, çünkü onların varlığı hakkın varlığıdır. Kulağın hayr oluşu her söyleneni zahir manasıyla değil batın manasıyla işittiği içindir. Çünkü yalnız batına inildikçe her kelam hayra yorulur. Çünkü batın hakikatte nüzül tecellidir, yani yakılaştıkça Hakkın maksadı ortaya çıkar bu yüzden de Hakk asla sizin anladığınız gibi ikilik eksiklik günah ve kötü manalarla kelam zuhura getirmez, bu fark aynaya uzaklıktandır. Örneğin siz küffar kelimesine kafir der katledersiniz; O örtücü der irşadla örtüsünü kaldırır. İşte böylece yegane irşad kapısı olan Hakkın bu günkü kulakları yani tecelligâhları bizler için varlıklarıyla en büyük rahmettirler. Rabbım rahmetinden cümle Ümmeti Muhammed’i payidar eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 62. AYET
يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْ وَاللّٰهُ وَرَسُولُهُ اَحَقُّ اَنْ يُرْضُوهُ اِنْ كَانُوا مُؤْمِنٖينَ
OKUNUŞU : Yahlifûne billâhi lekum liyurdûkum, vallâhu ve rasûluhû ehaggu ey yurdûhu in kânû mué’minîn.
ZAHİR MANASI : Sizi razı etmek için, Allah’a yemin ederler. Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki), Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir.
BATIN MANASI : Allah Zat, Resül Sıfat, Siz denen de Efal-i ilahiyedir. Sizin razı oluşunuz fillerin düzelmesidir. Fakat urucen Efal Sıfata, Sıfat Zata bağlıdır. Nüzülen ise Zatından Sıfatlarına oradan da esma alarak Filleriyle açığa çıkar, yani Zatın düzelmesi sıfattan, sıfatın zuhurdaki müsaitliği ise Efal-i İlahiyesiyle görülür. İşte razı olmak bir kişide mutmeinlik ve ihlas ile görülür ise Zatındaki itminanlık ve samimiyyet Sıfatlarında müsaitlik Sıfatlardaki müsaitlik ise vücut ülkesindeki duygu ve fikirlerdeki güzellik olarak görüleceğinden böylece fillerinde de cibilliyeti güzel filler olarak açığa çıkacaktır. Böylece Hakkel Yâkin Ehli Tevhidin rızası ihvan için meratibi ilahiye tahsilindeki idrak şuhud ve zevk kapılarının açılmasıyladır. Rabbım razı olduğu mazharlardan olmayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 63. AYET
اَلَمْ يَعْلَمُوا اَنَّهُ مَنْ يُحَادِدِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاَنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدًا فٖيهَا ذٰلِكَ الْخِزْیُ الْعَظٖيمُ
OKUNUŞU : Elem yağlemû ennehû mey yuhâdidillâhe ve rasûlehû feenne lehû nâra cehenneme hâliden fihâ, zâlikel hızyul azîm.
ZAHİR MANASI : Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir.
BATIN MANASI : Bir önceki ayeti kerimedeki gibi Allah ve Resülüne karşı gelinmesi ise Zatın tecellisine mazhardaki müsaitsizlik nisbetinde cevap bulamamasıdır. Yani Allah kulunda Muhammedi bir kemal şuhud ve zevkle daim bir yaşam zuhurunu seyreylemek ister iken, bunca insanoğlunun %99’unda bu hal farklı görülür. Buda gösteriyor ki kab ve kabiliyetlerin farklı oluşlarından ötürü bunca çeşit ve renkte zuhurat görülmektedir. Kişinin cehennemi; cehaleti şirki nisbiyeti ve her türlü gayriyetidir. Allah ayrı kul ayrı ise bu ayrılık hep ateş olur. Rezillik nasıl ki toplumda nahoş bir durum ise Hakk katında da olması birlik yerine istenenin aksini yaşamaktır rezillik. Vezir olup tecelliye mazhar olmak yerine ayrılığı seçmek ancaksın böylece rezillik olmuş olur. Rabbım cümle kardeşlerimize layıkıyla varlığını ifna edip Hakkın tecellilerine mazhar olmayı nasib eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 64. AYET
يَحْذَرُ الْمُنَافِقُونَ اَنْ تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُمْ بِمَا فٖى قُلُوبِهِمْ قُلِ اسْتَهْزِٶُا اِنَّ اللّٰهَ مُخْرِجٌ مَا تَحْذَرُونَ
OKUNUŞU : Yahzerul munâfigûne en tunezzele aleyhim sûratun tunebbiuhum bimâ fî gulûbihim, gulistehziû, innallâhe muhricum mâ tahzerûn.
ZAHİR MANASI : Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: “Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır.”
BATIN MANASI : Münafıklığın alemeti 3 tür. Söz verince sözünde durmaz, konuşunca yalan söyler, emanete hıyanet eder. Peki bu halleri kalplerinde gizli olanın delili olan sûre hangi sûredir. Bu hal münafıkta gizlidir fakat ehline aşikar. Çünkü varlık sahibi söz verir varlığını hakka vereceğine layıkıyla ifna edemeyince de fillerinden görülür, konuşur kelam eder kelam sıfatı hakkın tecellisine mazhar olacağına sadırdan değil satırlardan kelam eder yani batınen yalan söyler Hakk söylüyor der ama o tecelli taze bir Hakk kelamı değil bayat bir Hakk kelamıdır. Yani aylar yıllar önce akan suyu taze diye içirmeye kalkarlar; emanete ihanet ise gerek Rabbının ruhu olan emaneti kendine nisbet eder gerekse kendinden güzel bir zuhur olunca varlığı yine nisbet ederler çünkü en büyük emanetler Tecelli Zat ile mevcut olan varlık Tecelli Sıfat ile mefsuf olan sıfat ve Tecelli Efal ile meful olan efali ilahiyedir. İşte bunları bizlere zahir eden en büyük Sûre ise canlı kuran olan Mürşid-i kamilin bildirdiği Tevhid akideleri Tevhid sûresidir. Rabbım okuyup idrak edip yaşamayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 65. AYET
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِهٖ وَرَسُولِهٖ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِٶُنَ
OKUNUŞU : Ve lein seeltehum leyegûlunne innemâ kunnâ nehûdu ve nel’ab, gul ebillâhi ve âyâtihî ve rasûlihî kuntum testehziûn.
ZAHİR MANASI : Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
BATIN MANASI : Manasız söz laftır. Mana derinliği olan söz ise kelâmdır. Sıradan insanlar söz ve laf ederken Mürşid’i Kamiller ise Kelam ederler. Alay etmek ve dalga geçmek ise duygu ve düşüncelerinizin Ruhun emrinde olan bir vücut ülkesinden çıkmadığıdır. Vücut nefsin emrinde olur ise akıl melekesi nefse hizmet eder ve yine bu hizmetin karşılığı olan laf söz ve lakırdılar zuhura gelir. Ehli bunların kelam mı ve laf mı olduğunu ilk sedadan, kelimenin nurundan hemen görür ve anlar. Bu hal nefse de bir eğlencedir çünkü nefs o vücut ülkesindeki kab ve kabiliyet hali bundan mutludur, böylece de gerek ayet ve hadisler gerekse her türlü kelam üzerinde rahatlıkla fikir beyan edip saatlerce laf etmek mümkündür. Sırf konuşuyor sansınlar için. Rabbım cümle kardeşlerimizi boş konuşmaktan muhafaza buyursun, kelam sıfatının fiiline mazhar kılarak layıkıyla kelam eylemeyi nasib eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 66. AYET
لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ اٖيمَانِكُمْ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمٖينَ
OKUNUŞU : Lâ tağtezirû gad kefertum bağde îmânikum, in nağfu an tâifetim minkum nuazzib tâifetem biennehum kânû mucrimîn.
ZAHİR MANASI : Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.
BATIN MANASI : Salik Mürşid-i Kâmile gittikten sonra söz verir. Bu söz Mürşid-i Kâmil mazharından Rabbınızadır. Bu sözü kişi kendisindeki Rabba vermiştir, fakat henüz onu tanımadığından Nisa Sûresi 64. Âyet-i Kerimede ki “Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. “ hitaba muhatab olarak tövbe ederler ve söz verirler. İşte söz verip de küfrün batın manası olan örtücü olur iseler yani verdikleri sözü yerine getirmezler ise yada nedamet ve pişmanlık duyup da yeterince Rabbının tecellilerine mazhar olamazlar ise nedametleri ve mazhariyete devamları nisbetinde kendinden kendine Rabbının affına mazhar olurlar, hata ve eksiklerinde ısrar edenler ise azap olan ikilikte kalmanın hicaplarını açamamanın sıkıntısını içerlerinde yaşarlar. Rabbım cümle İhvan-ı Güzini layıkıyla tecellilerine mazhar eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 67. AYET
اَلْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُمْ مِنْ بَعْضٍ يَاْمُرُونَ بِالْمُنْكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ اَيْدِيَهُمْ نَسُوا اللّٰهَ فَنَسِيَهُمْ اِنَّ الْمُنَافِقٖينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
OKUNUŞU : El munâfigûne vel munâfigâtu bağduhum mim bağd, yeé’murûne bil munkeri ve yenhevne anil mağrûfi ve yagbidûne eydiyehum, nesullâhe fenesiyehum, innel munâfigîne humul fâsigûn.
ZAHİR MANASI : Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.
BATIN MANASI : Malumunuz münafıklığın alemeti 3 tür, konuşunca yalan söyleyen. Söz verince tutmayan, emanete hıyanet edendir zahirde. Batında konuşmak Hakk kelamı olmazsa münafık hakk kelamı olursa ona mümin denir, söz vermek zahirde hayalle kişilere olursa münafık batında Rabbına olur ise mümindir, emanete hıyanet ruhun haricindeki her şey için olursa münafık hakka teslim edilen emanet Ruh olur ise ona mümin denir. İşte net olarak mümin olup bu hasletlerle birlikte Enfal Sûresi 4. Ayet-i Kerimeye de “Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler.” Ayetine mazhar olarak emr-i bil maruf, nehy-i anil münker yerine; tam tersi olan kötülüğü emredip iyiliği yasakladıklarından Hakk ve hakikati unutmuşlardır. Böylece kendi varlıkları kendilerinin olmadığı için kendilerindeki Hakkı unutarak ve dolayısıyla da Hakk onlardaki tecellisini Muhammedi kılmadığından mazharın isnad ve kabiliyeti derecesinde tecelli etmesi hasebiyle de Allah onları unutmuş olmaktadır. Rabbım yüzünü Hakka dönüp Mümin kullarından olmayı cümle ihvan kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 68. AYET
وَعَدَ اللّٰهُ الْمُنَافِقٖينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدٖينَ فٖيهَا هِىَ حَسْبُهُمْ وَلَعَنَهُمُ اللّٰهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُقٖيمٌ
OKUNUŞU : Veadallâhul munâfigîne vel munâfigâti vel kuffâra nâra cehenneme hâlidîne fîhâ, hiye hasbuhum, ve leanehumullâh, ve lehum azâbum mugîm.
ZAHİR MANASI: Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.
BATIN MANASI : Malumunuz bir önceki Ayeti Kerime’deki münafıklığın alametlerini süfli nefislerince yaşayanlar yaşadıkça alışkanlık, alıştıkça kalıcılık, kalıcı oldukça da ebediliğe adım atarlar. Fakat burada ebed kelimesinin bir halk yüzü birde Hakk yüzü vardır, halk yüzü daima demektir. Hakk yüzü ise devranen daim olmasıdır, yani irfansız daimlik ile irfaniyetine varılan 50 bin yıllık teşri arasında fark vardır. Ateşte zahiren halk yüzü olarak bildiğimiz yakılan ateştir, Batınen de alamadım, veremedim, aş derdi, iş derdi, hanım derdi, evlat derdi vs. derken daima yanmaktır, bu dünde böyle idi bu günde böyle ise işte O tecellide devranen yanmaktır. Rabbım Selamet gönüllere girip devranen salim olanlarden kılsın cümle Ümmet’i Muhammedi’i inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 69. AYET
كَالَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكُمْ كَانُوا اَشَدَّ مِنْكُمْ قُوَّةً وَاَكْثَرَ اَمْوَالًا وَاَوْلَادًا فَاسْتَمْتَعُوا بِخَلَاقِهِمْ فَاسْتَمْتَعْتُمْ بِخَلَاقِكُمْ كَمَا اسْتَمْتَعَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكُمْ بِخَلَاقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَالَّذٖى خَاضُوا اُولٰئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاُولٰئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
OKUNUŞU : Kellezîne min gablikum kânû eşedde minkum guvvetev ve eksera emvâlev ve evlâdâ, festemteû bihalâgıhim festemtağtum bihalâgıkum kemestemteallezîne min gablikum bihalâgıhim ve hudtum kellezî hâdû, ulâike habitat ağmâluhum fid dunyâ vel âhırah, ve ulâike humul hasirûn.
ZAHİR MANASI : Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
BATIN MANASI : Yani dün, dün ismiyle kaldı diye tecelli değişecek sanılmasın. Bu gün bu gündür diye de hüküm değişmiş diye aldanılmasın. İnsanlar için vakit vardır; Rabbım için ise an vardır. An ne ise dünde bu günde yarında odur. Andığında ne ise her an da hüküm ve devran o dur. Bir önceki ayetteki gibi salim değil de nefs ateşi ile kavrulan gönüllere girenler içinde dün denen an-ı evveldeki ateş ne ise bu gün denen an-ı zuhur yada yarın denilen an-ı ahirde aynı olacaktır. An içinde farklar var diye zaman kavramında devran uzun diye bizlere aldananlardan olmayın nasihatı vardır. Rabbım her an kendisini yakın takibe alıp hemen ekip hemen biçen kullarından olmayı cümle ihvan kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 70. AYET
اَلَمْ يَاْتِهِمْ نَبَاُ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَقَوْمِ اِبْرٰهٖيمَ وَاَصْحَابِ مَدْيَنَ وَالْمُؤْتَفِكَاتِ اَتَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
OKUNUŞU : Elem yeé’tihim nebeullezîne min gablihim gavmi nûhıv ve âdiv ve semûde ve gavmi ibrâhîme ve ashâbi medyene vel mué’tefikât, etethum rusuluhum bil beyyinât, femâ kânallâhu liyazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn.
ZAHİR MANASI : Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.
BATIN MANASI : Bu vücut ülkesi kişinin şehridir, bunun yerle bir olması Fenai Efal, Fenai Sıfat ve Fenai Zatt yapan bir kişide yerle bir olur, görür ki bu benim dediğim varlık hakkın mış. Zatından Sıfatlarına Sıfatlarından da Esma alarak Filleriyle zuhura geliyor. Bu mucize karşısında hala inanmayanlar, Allahın zulmune değil inanmayışlarıyla kendi hazırladıkları idraksızlık fikirsizlik şuhud ve zevksizliklerle kendilerine eziyet ve zulmediyorlar. Yoksa Allah hiç bir kuluna zulmetmez kul kendi azabını böylece kendi hazırlar.
TEVBE SÜRESİ 71. AYET
وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فٖى جَنَّاتِ عَدْنٍ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
OKUNUŞU : Veadallâhul mué’minîne vel mué’minâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâru halidîne fîhâ ve mesâkine tayyibeten fî cennâti adn, ve rıdvânum minallâhi ekber, zâlike huvel fevzul azîm.
ZAHİR MANASI : Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.
BATIN MANASI : Bir salik Fenai Efal, Fenai Sıfat ve Fenai Zatt yapmakla erliğini bulur birliğe erer Ruhun emrine girer, Tecelli Zat Tecelli Sıfat ve Tecelli Efal ile de Sıfatları giyer yani Zata uygun Sıfat Mümin kadın olur ve Seyre girmesiyle de Cennetül Zat Cennetül Sıfat ve Cennetül Efal e erer. Buradaki köşk ve kat kat inşaatlar artık bu makamlar ve şuhudları arasında inip çıkmasıdır, devamlı akan ırmaklar da ilmine ilim şuhuduna şuhud zevkine zevk katmasıdır. Böylece Kulluğa erer ki Allah’ın Rızası da budur. Olmak değil olmamak yani tecelliye mazhar olmak kul olmaktır.
TEVBE SÛRESİ 72. AYET
وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فٖى جَنَّاتِ عَدْنٍ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
OKUNUŞU : Veadallâhul mué’minîne vel mué’minâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâru halidîne fîhâ ve mesâkine tayyibeten fî cennâti adn, ve rıdvânum minallâhi ekber, zâlike huvel fevzul azîm.
ZAHİR MANASI : Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.
BATIN MANASI : Bir salik Fenai Efal, Fenai Sıfat ve Fenai Zatt yapmakla erliğini bulur birliğe erer Ruhun emrine girer, Tecelli Zat Tecelli Sıfat ve Tecelli Efal ile de Sıfatları giyer yani Zata uygun Sıfat Mümin kadın olur ve Seyre girmesiyle de Cennetül Zat Cennetül Sıfat ve Cennetül Efal e erer. Buradaki köşk ve kat kat inşaatlar artık bu makamlar ve şuhudları arasında inip çıkmasıdır, devamlı akan ırmaklar da ilmine ilim şuhuduna şuhud zevkine zevk katmasıdır. Böylece Kulluğa erer ki Allah’ın Rızası da budur. Olmak değil olmamak yani tecelliye mazhar olmak kul olmaktır. Bu kulluk ise Rabbımın Rububiyet’indeki kulluğuna inip kendisini kendisinin zevk etmesidir. Rabbım ümmeti Muhammed’e ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 73. AYET
يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقٖينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ
OKUNUŞU : Yâ eyyuhen nebiyyu câhidil kuffâra vel munâfigîne vağluz aleyhim, ve meé’vâhum cehennem, ve bié’sel masîr.
ZAHİR MANASI : Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!
BATIN MANASI : Peygamber vücut ülkemizde Rabbımızın Rahman ve Rahim olan tüm Kemalat ve yaşamdır, bunu nefsimizin süflü yüzü ya ulvi tecellileri örterek kafirlik yapar yada zıtlarını kabullenmek için münafıklık yapar ne zıtlarına kanmalı ne de Hakikati örtmeliyiz bunun için çetin olmak Rabbımızın güç ve kuvveti olan Tevhid idrak şuhud ve zevkleriyle yaşamaktır, ifna edilen bir varlığı geriye giymek ve benliğe düşmek zaten ölmemiş ve fırsat kollayan nefse münafık ve kafir olma fırsatı verir. Bu fırsatı vermemek için Zikir ve fikirden ayrılmadan bulunduğumuz yere göre Rabıta ve şuhudları da kullanarak Hakikatin örtülmesine izin vermemek en büyük cehttir.
TEVBE SÛRESİ 74. AYET
يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ مَا قَالُوا وَلَقَدْ قَالُوا كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُوا بَعْدَ اِسْلَامِهِمْ وَهَمُّوا بِمَا لَمْ يَنَالُوا وَمَا نَقَمُوا اِلَّا اَنْ اَغْنَٰیهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ مِنْ فَضْلِهٖ فَاِنْ يَتُوبُوا يَكُ خَيْرًا لَهُمْ وَاِنْ يَتَوَلَّوْا يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ عَذَابًا اَلٖيمًا فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمَا لَهُمْ فِى الْاَرْضِ مِنْ وَلِىٍّ وَلَا نَصٖيرٍ
OKUNUŞU : Yahlifûne billâhi mâ gâlû, ve legad gâlû kelimetel kufri ve keferû bağde islâmihim ve hemmû bimâ lem yenâlû, ve mâ negamû illâ en ağnâhumullâhu ve rasûluhû min fadlih, feiy yetûbû yeku hayral lehum, ve iy yetevellev yuazzibhumullâhu azâben elîmen fid dunyâ vel âhırah, ve mâ lehum fil ardı miv veliyyiv ve lâ nasîr.
ZAHİR MANASI : Allah’a, söylemediklerine dair yemin ediyorlar. Andolsun ki, o küfür sözünü söylediler, müslüman olduktan sonra yine kafirlik ettiler ve başaramadıkları cinayeti kurdular. Oysa öç almaya kalkmaları için kendilerini Allah’ın peygamberiyle, ilahı lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep de yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur, şayet yan çizerlerse Allah onları dünyada ve ahirette acı bir azaba uğratır; onların yeryüzünde ne bir kayırıcısı ne de bir yardımcısı bulunur.
BATIN MANASI : Günümüzde ilmi ledün adı altında melami kisvesi ile yada kendilerince Tevhid tahsili yapmadan Ayetlerin manalarını kendilerine göre batın sayanlar, yani evvelinde hem zahiren Müslüman olan pozitif ilim ve zahir mana tahsili yapan bazı cemaat ve tarikatlar, ve hakikatte de teslim olanlar, Tevhid tahsilini ilim ile bitirip yaşama geçmeyenler, yani kelamiler, öç almak isterler, kimden ölmeden evvel onları öldüren Rablarından yani tekrar benliğe girerek Rabbım da biliyor bende diyerek aslında kafir olmakla küfre girmekle kötü söz olan ben demekle aslında ahiretini yaşadıkları dünyada böylece yan çizerek yani başka yol ve yollara Tevhid harici eklemelere girerek Hakk ve Hakikattan uzaklaşarak azaba düşerler.
TEVBE SÛRESİ 75. AYET
وَمِنْهُمْ مَنْ عَاهَدَ اللّٰهَ لَئِنْ اٰتٰینَا مِنْ فَضْلِهٖ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ الصَّالِحٖينَ
OKUNUŞU : Ve minhum men âhedallâhe lein âtânâ min fadlihî lenessaddeganne ve lenekûnenne mines sâlihîn.
ZAHİR MANASI : Yine onlardan kimi de Allaha şöyle ahdetmişlerdi: «eğer bize fadlından ihsan ederse her halde zekâtını veririz ve her halde salihînden oluruz»
BATIN MANASI : Rabbımın ihsanina mazhar olanlar varlığını hakkın varlığında ifna edip tecellisine mazhar olan Mürşidi Kamillerdir, onlar ilminden ihsan olunursa ilminin zekâtını, şuhud ve zevkten ihsan olunur ise onunda zekâtını verirler, bu zekat Evvela vücut ülkesinde Rabbı’nın vermesiyle tecelli eder, sonrada artanından 40 ta bir olmak suretiyle zahir ve batın 5 erden 10 duyguyu 4. mertebenin zevkiyle kulaktan gönüllere yani ruhlara ikram ederler, neden artanından verirler, çünkü tadılan bir balı Mürşidin aldığı zevk ile ihvanın tatması mümkün değildir, irfaniyet ve Kemalat farkı zevk lezzet ve tatma farkları dır bu yüzden, anladığı aldığı tattığı kadardır salikin zevki. Böylece Salihlerden saf ve temizlerden yani o saliklerde ölmeden evvel ölenlerden olurlar. Fenai Efal, Fenai Sıfat ve Fenai Zatt yaparak 4. Mertebeyi 10 duyguyla tatmaya başlayıp 40 in içinden zekatlarına mazhar olurlar.
TEVBE SÛRESİ 76. AYET
فَلَمَّا اٰتٰیهُمْ مِنْ فَضْلِهٖ بَخِلُوا بِهٖ وَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ
OKUNUŞU : Felemmâ âtâhum min fadlihî behılû bihî ve tevellev ve hum muğridûn.
ZAHİR MANASI : Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.
BATIN MANASI : En büyük lütuf ve kerem karşılıksız ve ikram edilen varlığıyla var olunmasıdır. Neden lutuf ve keremdir, Hakikatte ne fena vardır nede beka o zaman zaten Alemdeki Rabbımızın varlığı lütfundan sıfatlardaki tecellisi de keremi olan ikramındandır. Hangi varlık ki bu lutfa ve Kereme mazhar oldu Tevhid üzere Ona verilenden cimrilik edemez, zikir saliki ZİKİR cömertliğinden, Efal saliki Efal, Sıfat saliki sıfattan ve Zat saliki Zatın cömertliğinden bir alttaki ihvanın mürşidi olarak gerek kalle gerekse halle ikram eder. Yüz çevirmek, tecelli yüzüne mazhar olmamaktır. Rabbım Muhammedi tecellisine mazhar kılsın inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 77. AYET
فَاَعْقَبَهُمْ نِفَاقًا فٖى قُلُوبِهِمْ اِلٰى يَوْمِ يَلْقَوْنَهُ بِمَا اَخْلَفُوا اللّٰهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ
OKUNUŞU : Feağgabehum nifâgan fî gulûbihim ilâ yevmi yelgavnehû bimâ ahlefullâhe ma veadûhu ve bimâ kânû yekzibûn.
ZAHİR MANASI : Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söylemeyi adet edindikleri için o da bu yaptıklarının akıbetini kalplerinde kıyamete kadar sürecek bir nifaka çevirdi.
BATIN MANASI : Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söylemeyi adet edindikleri için o da bu yaptıklarının akıbetini kalplerinde kıyamete kadar sürecek bir nifaka çevirdi.
İhvanı Güzin, Mürşidi Kamil ile teveccüh girer, teveccühte Hicr Süresi 29. Ayette Ruhumdan bir ruh üfürdüm. Buyurmakla ZİKİR, EFAL, SIFAT VE ZAT Ruhlarını bizzat ben üfürdüm Demektedir Rabım. Fakat ihvan henüz hicapları açılmadığından mazharı ve kişiyi görür. Fakat ne zaman ki fena tahsilini yapar ve şuhudlarıyla benim ve benden gayri hiç bir varlığın Efali Sıfatı ve vücudu onun değil der, o zaman anlar ki beni Rububiyetinin kulluk yüzünde Efendimi de Rububiyetinin Rablık yüzünde kullanmakta, fena saliklerinin bunları bilmedikleri için inkarlarında hatalarında yalancı değillerdir. Yalancı ve verdiği sözü Allaha verdiğini bilenler ise Meratibini tamamlayıp, kimisi ben Haktan aldım, kimisi de MÜRŞİD ayrı ben ayrı, kimisi de kulluk yerine oldum deyip sultanlığı tercih ederler. İşte bildikleri halde kendilerini kandırmaya yani Rabbı’na yalan söylemeye kalkanlaradır bu hitab. İşte bu nifak fitne ve ikilik onların teslimiyetlerinin kopması ve ihlas ve samimiyetin terk edilmesi ile gönüllerinde kalıcı bir yara bırakacak ve ya kıyamet olan ahir zaman olan belli bir zamana kadar devam edecek ve yaralı geri dönecekler, ya da kan kaybı olan şuhud daralması ile irfaniyet ve ameli terk edip helak olacaklardır. Rabbım muhafaza eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 78. AYET
اَلَمْ يَعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوٰيهُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ
OKUNUŞU : Elem yağlemû ennallâhe yağlemu sirrahum ve necvâhum ve ennallâhe allâmul ğuyûb.
ZAHİR MANASI : Onlar hala Allah’ın, sırlarını da fısıltılarını da bildiğini ve Allah’ın bütün gaipleri çok iyi bilen olduğunu bilmiyorlar mı?
BATIN MANASI : Allah Allah’lığı ile sineğin kanadını kıpırdatmaması, ne sineğin varlık ve bir Sıfatı olarak henüz var olmadığı, hem de sıfata tecelli etmeyince kıpırdatma fiili zuhur etmeyeceği içindir. Yani Allah Allah’lığı ile bilme fiilini sergilemez, Allah Zatından Sıfatına tecelli eder Rahman Kemalât Sıfatı olan Muhammed’den bildirdiği kadarını açığa çıkarır. La teayyün tecelli etmemiş Mutlak Zatı, tecelli Eden Mukayyet Zatı (bizim sıretiniz onun sureti) tecelli (bildirdiği) tecelli olunan (mazharı Sıfatı kulu) Kemalât tecellisi ise Hakikatı Muhammediye, varlıklardaki kabiliyet tecellisi ise nuru Muhammediye, her varlıktaki ilmi kadar zuhuratı ise tavsilatı Muhammediyedir. İşte bu yüzden tecelli etmeyince de gaib’in sahibi, sırada iken de sahibi, sıfata fısıldaması, yani tecelli eden oluşu da bilmesidir. Bu yüzden bilen O dur. Rabbım bildirdiklerini layıkıyla zuhura getiren Kemalât mazharlarından olmayı cümle İhvanı Güzin kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 79. AYET
اَلَّذٖينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعٖينَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ فِى الصَّدَقَاتِ وَالَّذٖينَ لَا يَجِدُونَ اِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ سَخِرَ اللّٰهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
OKUNUŞU : Ellezîne yelmizûnel muttavviîne minel mué’minîne fis sadegâti vellezîne lâ yecidûne illâ cuhdehum feyesharûne minhum, sehırallâhu minhum ve lehum azâbun elîm.
ZAHİR MANASI : Sadakatta bulunanlara bir türlü, ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlara diğer türlü lâf atarak bunlarla eğlenenler, Allah onları maskaraya çevirdikten başka bir de kendileri için elîm bir azab Var.
BATIN MANASI : Bir önceki ayeti Kerime de Rabbımızın gaybı bilmesi kalplerde gizli olanı tecelli eden olarak kalbin müsaitliğince tecelliye mazhariyetinden bilmesidir. Kalpleri sadıklara ve bu teslimiyetlerine nice güzellikler katanlara, bazı laflar atarak nefsani fitneler yaratarak, gerek bağlılıklarını zedelemek, gerekse tarafmış gibi göstermeye kalkarlar, Rabbım onları nasıl maskara ya çevirir. Zahir manası ile değil batında göze çekilen maskara gözü uzaktan güzel göstermek içindir, fakat bu hakikati boyatıp satmak gibidir. Yakına sokulunca halifede olsa palazlanmış ihvan da olsa aynel yakinliği yoksa gözüne maskara ve kalem çekse de hakikat yağmur yağınca boyalar akınca ortaya çıkacaktır. Rabbım kalp ve amelimizi ihlas ve samimiyetle yapıp sadakatten de asla ayrılmayan kullarından eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 80. AYET
اِسْتَغْفِرْ لَهُمْ اَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ اِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعٖينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَهُمْ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الْفَاسِقٖينَ
OKUNUŞU : İstağfir lehum ev lâ testağfir lehum, in testağfir lehum seb’îne merraten feley yağfirallâhu lehum, zâlike biennehum keferû billâhi ve rasûlih, vallâhu lâ yehdil gavmel fâsigîn.
ZAHİR MANASI : İster onlar için af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kere af dilesen de Allah, onları asla bağışlayacak değildir. Bu, onların Allah’ı ve peygamberini tanımamaları yüzündendir. Allah, öyle baştan çıkmış fasıklar topluluğunu doğru yola eriştirmez
BATIN MANASI : Teveccüh te edilen Tevbe Nisa Süresi 64. Ayet’tir. Fakat bu kez nefse zulmedilip de bir pişman oluş değil, hicaplar açıldıktan sonra Rabbını Mürşidi Kamil mazharından tanıyıp kendisini İrşad edenin Rabbı olduğuna şahit olduktan sonraki haldir. Çünkü burada Verasetül Enbiya olan Peygamberlerin varisleri, dolayısıyla da varlığı hakkın olan bu günün Elçileri Nebileri ve Mürselleri vardır. O zaman tanınmayan bilenler için artık suret değil sîrettir, yani Rabbını tanımamış olurlar. 70 kez tevbe si zahir ve batın 10 duygu ile yeniden Tevhidin 7 mertebesine sarılsa, kırılan bardak eskisi gibi olmayacaktır. Rabbım dosdoğru yolu olan Tevhid idrak şuhud ve yaşamından bizleri ayırmasın inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 81. AYET
فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَافَ رَسُولِ اللّٰهِ وَكَرِهُوا اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَقَالُوا لَا تَنْفِرُوا فِى الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ اَشَدُّ حَرًّا لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ
OKUNUŞU : Ferihal muhallefûne bimag’adihim hılâfe rasûlillâhi ve kerihû ey yucâhidû biemvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi ve gâlû lâ tenfirû fil harr, gul nâru cehenneme eşeddu harrâ, lev kânû yefgahûn.
ZAHİR MANASI : Arkada kalıp savaşa gitmeyenler, Allah’ın Resulüne karşı koymak üzere, yerlerinde oturup kalmalarına sevindiler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar ve: «Bu sıcakta sefere çıkmayın!» dediler. De ki: «Cehennem ateşi daha sıcak!» Keşke duysalardı!
BATIN MANASI : Maldan geçemeyen, candan geçemez, candan geçemeyen canana eremez. Canan Resulü olan elçiliğine bu günde devam eden Rabbımın Mürşidi Kamil mazharından, cehd edenlere Ruh emanetiyle Muhammedi kemalâtı nakşeden Rabbındır. Ne Rabbı ne Mazharı ayrıda değildir. Zaten cananına kavuşamayanlar içten içe her gün ve her an yanmaya devam edeceklerdir. Ne mutlu bu yolda bir olup birlikte yürüyenlere. Rabbım ihlaslı ve bildiğinle amil olan kullarından eylesin cümle İhvanı Güzin kardeşlerimizi inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 82. AYET
فَلْيَضْحَكُوا قَلٖيلًا وَلْيَبْكُوا كَثٖيرًا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
OKUNUŞU : Fel yadhakû galîlev vel yebkû kesîrâ, cezâem bimâ kânû yeksibûn.
ZAHİR MANASI : Artık kazandıkları günahın cezası olarak az gülsünler çok ağlasınlar
BATIN MANASI : işte yaptıklarından dolayı ziyanda olanlar Celal tecelliye fazla cemal tecelliye az muhatabı olurlar. Gülmeleri nefislerini besler iken ağlamaları ruhlarının ızdırabıdır. Rabbım muhafaza eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 83. AYET
فَاِنْ رَجَعَكَ اللّٰهُ اِلٰى طَائِفَةٍ مِنْهُمْ فَاسْتَاْذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُلْ لَنْ تَخْرُجُوا مَعِىَ اَبَدًا وَلَنْ تُقَاتِلُوا مَعِىَ عَدُوًّا اِنَّكُمْ رَضٖيتُمْ بِالْقُعُودِ اَوَّلَ مَرَّةٍ فَاقْعُدُوا مَعَ الْخَالِفٖينَ
OKUNUŞU : Feir raceakallâhu ilâ tâifetim minhum festeé’zenûke lilhurûci fegul len tahrucû meıye ebedev ve len tugâtilû meıye aduvvâ, innekum radîtum bil guûdi evvele merratin fag’udû meal hâlifîn.
ZAHİR MANASI : Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: ‘Artık siz benimle birlikte ebediyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)’larla birlikte oturun.
BATIN MANASI : Ruha tabi olan sıfatlar daima ruhun emrinde ve ruhun tecellisine uygun fiiller sergilerler, mürşidi kamil mazharından Rabbına tabi ve Küllü teslim olan ihvanlar Mürşüdün sözünden ve telkinatlarından da asla dışarı çıkmazlar, sefer olan cihad nefse karşı iken bu yolda Mürşüdün sözünden çıkmak geride kalmaktır. Ve erkek olan Ruh olmayınca Kadın ve evlat ruhun sıfatların tecelliye mazhar oluşu olur ki mutmein olmayan nefsin sıfatları da veledi kalp olan evlatlarda süfli mazhariyet olan süfli fiilleri zuhura getirir. Artık bir kez de olsa hataları nasıl ki kırılan bardak aynısı gibi olmuyorsa bir daha da aynı cihada birlikte çıkamazlar. Rabbım teslimiyetini ve kurbiyetini bozmayan kullarından kılsın cümle İhvanı Güzin kardeşlerimizi inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 84. AYET
وَلَا تُصَلِّ عَلٰى اَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ اَبَدًا وَلَا تَقُمْ عَلٰى قَبْرِهٖ اِنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَمَاتُوا وَهُمْ فَاسِقُونَ
OKUNUŞU : Ve lâ tusalli alâ ehadim minhum mâte ebedev ve lâ tegum alâ gabrih, innehum keferû billâhi ve rasûlihî ve mâtû ve hum fâsigûn.
ZAHİR MANASI : Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allahʼı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.
BATIN MANASI : Ölmeden evvel ölmeyenler Ruhlar alemine intikal etmediğinden onlara namaz kılınmaz çünkü görüşme ruh ruha cemal cemaledir. Kişi sevdiği ile birlikteyse oturup konuşur yada görüşürler. Sevmediğinle görüşmene gerek yok. Farkı kullanmaktır. Bu tahsil 3’leme sırlarıyla da sabittir. Kemalen 3 yerde Ene, (Ben) der. Taha Sûresi 14, Kasas Sûresi 30, Neml Sûresi 9 ve 3 yerde OKU der. Alâk Sûresi 1, İsra Sûresi 14 Elhakka Sûresi 19, ve yine 3 yerde de Namaz (GÖRÜŞ) der. Nisa Sûresi 103 Bakara Sûresi 238 Mearic Sûresi 23, ve yine 3 yerde de yaz diyerek Ben demeden okunmayacağını, okumaan görüşülmeyeceğine ve görüştükten sonrada İnsan’ın Sadrınada özetle Şu son 3 Sırrın yazılacağını bildirir. Ce son 3 SIR ile de YAZ der. Kalem Sûresi 1 Maide Sûresi 32 ve (…..) Sûresi (…..) Ayet. İle de Manen. Allah ve Resulünün sevdiklerini sev sevmediklerini sevme. İşte inkâr edenleri de sevmemekte farzdır.
TEVBE SÛRESİ 85. AYET
وَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَاَوْلَادُهُمْ اِنَّمَا يُرٖيدُ اللّٰهُ اَنْ يُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِى الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ
OKUNUŞU : Ve lâ tuğcibke emvâluhum ve evladuhum, innemâ yurîdullâhu ey yuazzibehum bihâ fid dunyâ ve tezhega enfusuhum ve hum kâfirûn.
ZAHİR MANASI : Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor.
BATIN MANASI : Bu vücut ülkesinde Celal yada Cemal tüm tecelliler kemale şuhud ve zevke vesiledir ve imrenilir.
Fakat bu tecelliler vücutta nefis karanlığını arttırıp ruh aydınlığını örtüyorsa yani selameti deği lde felaketi götürüyorsa onlara imrenilmez. Çünkü bazı isnad ve kabiliyet mazharları ömürlerini örtücü yani süfli tecelli mazharı (cehennem için halk edilen) olarak tamamlayacaktır. Rabbım küfrün irfanına değil ruhun irfanına mazhar olan kullarından olmayı cümle ümmeti Muhammed’e ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 86. AYET
وَاِذَا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ اَنْ اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَجَاهِدُوا مَعَ رَسُولِهِ اسْتَاْذَنَكَ اُولُوا الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا ذَرْنَا نَكُنْ مَعَ الْقَاعِدٖينَ
OKUNUŞU : Ve izâ unzilet sûratun en âminû billâhi ve câhidû mea rasûlihisteé’zeneke ulut tavli minhum ve gâlû zernâ nekum meal gâıdîn.
ZAHİR MANASI : “Allah’a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler.
BATIN MANASI : Servet sahibi olmak varlık sahibi olmaktır. Cihada gidebilmek için nefse cihat varlığını ifna olan Fenai Efal, Fenai Sıfat ve Fenai Zatt yapmaktır. Böyle bir emri yani ayeti yani süreyi, yani sözleri duyunca varlık sahibi olanlar benlik sahibleri geride kalıp cihada gitmeyenler gibi oturmak isterler, zaten isterse yola giren ya da meratibini ilimle bitirenler de olsa, devam eden cihad, nefse bir cihad değil cehd’in batın manası olan aşktır. Aşk devam etmez ise yerinde sayılır yani oturma başlar. Bu yüzdende kuyusundan suyunu çıkarmayanlar oturanlar oldular. Rabbım yerinde sayan oturan ve geri dönemlerden olmayı muhafaza eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 87. AYET
وَاِذَا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ اَنْ اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَجَاهِدُوا مَعَ رَسُولِهِ اسْتَاْذَنَكَ اُولُوا الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا ذَرْنَا نَكُنْ مَعَ الْقَاعِدٖينَ
OKUNUŞU : Radû biey yekûnû meal havâlifi ve tubia alâ gulûbihim fehum lâ yefgahûn.
ZAHİR MANASI : Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)’larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
BATIN MANASI : Kalplerin mühürlenmesi tecelliden haberdar olmayışıdır, kalp, sadır, fuat ve gönüldür. Gönül ise kişideki hissi müştereğin aklı küle yansımasıdır. İşte bunun mühürlenmesi idraksızlık ve fikirsizlik olacağından kadın ve çocuklarla kalacak yani sıfat mertebesinde Zatın tecellisinden yoksun, veledi kalbin ulvi tecellilerine mazhar olamayacak ve nefeste mutmein olamayacaktır. Böylece de anlamayan yani farkında olmayan yani farksız Muhammedi Kemal siz yaşayacaklar. Rabbım geride kalmaktan İhvanı Güzin kardeşlerimizi muhafaza buyursun inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 88. AYET
لٰكِنِ الرَّسُولُ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مَعَهُ جَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ وَاُولٰئِكَ لَهُمُ الْخَيْرَاتُ وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
OKUNUŞU : Lâkinir rasûlu vellezîne âmenû meahû câhedû biemvâlihim ve enfusihim, ve ulâike lehumul hayrât, ve ulâike humul muflihûn.
ZAHİR MANASI : Lâkin Peygamber ve maiyyetindeki mü’minler mallariyle, canlariyle cihad ettiler, bunları görüyor musun bütün hayırlar işte onlar için ve işte bunlar murada iren müflihler
BATIN MANASI : Varlık sahipliği ve kadın ve çocuklarla olmak nasıl benlik sahibi ve mutmein olmamış nefsin veledi kalbdeki süfli tecellileriyle oluyorsa, cihada gitmeyen bu vücudun hali. Cihada gidenlerde Peygamberle birlikte maiyetindekiker olur o zaman ölmeden evvel ölüp mutmein olmuş nefsin sıfatlardan zuhurda ruhun emrindeki vücut ülkesi olmuş ol ur ki, o da mahiyetteki mal ve can varlığın gerçek sahibi olan HAKK ve canın gerçek sahibi olan CANAN olur. İşte böylece hayr olan Rabbım’ın bu vücut ülkesinden istediği gibi ZUHURU, şerh olanda bu zuhurun zıttı olur. Murada ermek kadere ermek cümle kandili yakıp Hakkın varlığında yok olup onun varlığıyla var olmaktır. Rabbım kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 89. AYET
اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
OKUNUŞU : Eaddallâhu lehum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, zâlikel fevzul azîm.
ZAHİR MANASI : Allah, onlara altından ırmaklar akan cennetler hazırladı, içlerinde sonsuza dek kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş bu!
BATIN MANASI : Vücut ülkesinin üstü dünya altı ahret, nefis ehline sîret ve sureti hayvan olana içi dışı cennet, Ruh ehline sîret ve sureti insan ise içi de dışında yine cennet. O zaman ölmeden evvel ölenler Mürşüdü Kâmilin gönlüne girer o gönlün olduğu vücut içinde yani altında ırmaklar akan cennet olur. Su ırmağı ile ilim, süt ırmağı ile ilmi ledün şarab ırmağı ile şuhud bal ırmağı ile zevkler vardır. Ve ebedi kalıcı olmak zira artık varlık Hakkın ise Hakk baki sıfata baki olur. Rabbım cümle ihvan kardeşlerimize ihsan buyursun inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 90. AYET
وَجَاءَ الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ الَّذٖينَ كَذَبُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ سَيُصٖيبُ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
OKUNUŞU : Ve câel muazzirûne minel ağrâbi liyué’zene lehum ve gaadellezîne kezebullâhe ve rasûleh, seyusîbullezîne keferû minhum azâbun elîm.
ZAHİR MANASI : Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Muhakkak onların kafir olanlarına acı bir azap değecek.
BATIN MANASI : Bedevi çöl insanıdır, bu vücut ülkesinde çölleşmek Hakk ve Hakikatten uzaklaşıp, Tecelliye bilerek ve görerek mazhar olmamaktır. Yoksa bilsen de bilmesen de, görsen de görmesen de tecelliye tabisin. İşte bilinçsizce tecelliye tabi olanlar, avam olan, yani vücut ülkesinin ve idrakının avam yönü, sessizce der ki bizde de bilinçli şuhudlu ve zevkinle açığa çık. Fakat kabiliyetinde bu aşk olmadığı için oda oturanlar gibi yerinde sayanlar gibi oturur kalırlar. Rabbım aşkından şevkinden ve daim zevkinden ayırmasın inşallah cümle İhvan-i Güzin kardeşlerimizi inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 91. AYET
لَيْسَ عَلَى الضُّعَفَاءِ وَلَا عَلَى الْمَرْضٰى وَلَا عَلَى الَّذٖينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنْفِقُونَ حَرَجٌ اِذَا نَصَحُوا لِلّٰهِ وَرَسُولِهٖ مَا عَلَى الْمُحْسِنٖينَ مِنْ سَبٖيلٍ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
OKUNUŞU : Leyse aled duafâi ve lâ alel merdâ ve lâ alellezîne lâ yecidûne mâ yunfigûne haracun izâ nesahû lillâhi ve rasûlih, mâ alel muhsinîne min sebîl, vallâhu ğafûrur rahîm.
ZAHİR MANASI : Allah ve Resulü için öğüt verdikleri takdirde güçsüzlere, hastalara ve savaş uğrunda harcayacak birşey bulamayanlara bir günah yoktur. İyi davrananları sorumlu tutmanın bir yolu olmadığı gibi. Allah, bağışlayan, merhamet edendir.
BATIN MANASI : Güçsüzler Fiillerini Hakka verenler, hastalar Sıfatlarını Hakka verenler, harcayacak bir şeyi kalmayanlar Vücudu Hakka verenlerdir. Bunlara bir günah neden yoktur. Çünkü günah ikilikte olur. İşte birlikte olanlara sorumluluk yani mesuliyet yani ikiliğe çıkma yoktur. Rabbım birle bir olmayı cümle İhvan-ı Güzine ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 92. AYET
وَلَا عَلَى الَّذٖينَ اِذَا مَا اَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَا اَجِدُ مَا اَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّوْا وَاَعْيُنُهُمْ تَفٖيضُ مِنَ الدَّمْعِ حَزَنًا اَلَّا يَجِدُوا مَا يُنْفِقُونَ
OKUNUŞU : Ve lâ alellezîne izâ mâ etevke litahmilehum gulte lâ ecidu mâ ahmilukum aleyh, tevellev ve ağyunuhum tefîdu mined dem’ı hazenen ellâ yecidû mâ yunfigûn.
ZAHİR MANASI : Bir de kendilerini bindirip savaşa sevketmen için her ne zaman sana geldilerse, «sizi bindirecek bir araç bulamıyorum.» dediğin için bu uğurda harcayacak birşey bulamamaları sebebiyle üzüntülerinden gözleri yaş döke döke dönenlere de bir günah yoktur.
BATIN MANASI : Bu nefs mücadelesinde ve devran eden varlığın ifnası ile Hakta Hakk olma yolunda binilecek en büyük araç Ruh emanetinin Mürşidi Kamiller den sonra Halifelerindeki gönül koltuklarının hazırlanmasıdır. Çünkü asrı saadette Resurullah Efendimize sormuşlar biz ölünce ne olacağız diye, O da kişi sevdiği ile beraberdir, yani beden ölür ceset olur mezara girer, Ruh ölmez vücut kabristanına yerleşir. İşte bu devranda en büyük araç ve vasıta İhvan-ı Güzin’in Mürşidi Kamil eliyle hazırlanmış gönüldür. İfna edilen varlığın sahibi olan Rabbı’nın gönlüne girebilmeyi Rabbım cümle ümmeti Muhammed’e nasib eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 93. AYET
اِنَّمَا السَّبٖيلُ عَلَى الَّذٖينَ يَسْتَاْذِنُونَكَ وَهُمْ اَغْنِيَاءُ رَضُوا بِاَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِ وَطَبَعَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
OKUNUŞU : İnnemes sebîlu alellezîne yesteé’zinûneke ve hum ağniyâé’, radû biey yekûnû meal havâlifi ve tabeallâhu alâ gulûbihim fehum lâ yağlemûn.
ZAHİR MANASI : Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.
BATIN MANASI : Tecelli Zatı Sıfat ve Efali bildiği halde Fenai Sıfat ile ceht etmeyip nefsiyle yaşamak bir savaşta geride kalmaktır. Çünkü bildiği ile amil olmadıkça helâktadır insanoğlu. Rabbım cümle kardeşlerimize bildiğiyle amil olmayı nasib eylesin inşallah. Amin
TEVBE SÛRESİ 94. AYET
يَعْتَذِرُونَ اِلَيْكُمْ اِذَا رَجَعْتُمْ اِلَيْهِمْ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّاَنَا اللّٰهُ مِنْ اَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
OKUNUŞU : Yağtezirûne ileykum izâ racağtum ileyhim, gul lâ tağtezirû len nué’mine lekum gad nebbeenallâhu min ahbârikum, ve seyerallâhu amelekum ve rasûluhû summe turaddûne ilâ âlimil ğaybi veş şehâdeti feyunebbiukum bimâ kuntum tağmelûn.
ZAHİR MANASI : Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resulü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.”
BATIN MANASI : Bu halleri açığa çıktığında pişman olanlar, geri dönüp özür dilemek isteyeceklerdir. Tıpkı söz verilen bir vücut ülkesinde sözünü tutmayanın sıkılması iç huzurunun kaçması gibi pişmanlık ve nedamet halleri gibi, işte bu durum kısmen hatayı telafiyle tekrar tövbe etmiş gibi olsa da, içgüdüsünde artık hatasız değil, Rabbına karşı Teslimiyet ve samimiyetini terk etmiş olacaktır. Bu hal ömür boyu unutamayacağı bir haldir, çünkü süte sinek düşmüş gibi, gönül müftüsünce ona hatırlatılarak ve bazı kapıları ve bazı hicapları açılmayacaktır. Rabbı’nın huzuru olan ebedi huzur ve mutluluktan mahrum eylemesin bizleri inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 95. AYET
سَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ اِذَا انْقَلَبْتُمْ اِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا عَنْهُمْ فَاَعْرِضُوا عَنْهُمْ اِنَّهُمْ رِجْسٌ وَمَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
OKUNUŞU : Seyahlifûne billâhi lekum izengalebtum ileyhim lituğridû anhum, feağridû anhum, innehum ricsuv ve meé’vâhum cehennem, cezâem bimâ kânû yeksibûn.
ZAHİR MANASI : Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir.
BATIN MANASI : Bir şeyin murdar olması eğer yenecek bir besin ise yenmez olması, giyilecek bir elbise ise giyilmez olması, ve yahut hayatını idame ettiren bir canlı ise onun hayatına yazık etmesidir. Tevhid yoluna ömrünü adayıp ilim ile bir tahsil yapıp da kelami kalanlar, ve “elemneşrehke” ‘deki rağbet ten sonra yenisi için tekrar yola koyulmak olan, aşkla devam etmek yerine her geçen gün daha daha yakin olmak yerine geri dönenler işte murdar olanlardır, kendilerine yazık edenlerdir, onlar için tecelli edecek olan artık “kim zikrinden rucu edecek olur ise maaşetinde darlık verileceğidir” işte bu halde onlar için cehennem azabı olacaktır. Rabbım cümle İhvan-ı Güzin Kardeşlerimize aşkından şevkinden ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 96. AYETيَحْلِفُونَ لَكُمْ لِتَرْضَوْا عَنْهُمْ فَاِنْ تَرْضَوْا عَنْهُمْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يَرْضٰى عَنِ الْقَوْمِ الْفَاسِقٖينَ
OKUNUŞU : Yahlifûne lekum literdav anhum, fein terdav anhum feinnallâhe lâ yerdâ anil gavmil fâsigîn.
ZAHİR MANASI : Kendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler; ama siz onlardan razı olsanız bile, muhakkak Allah, fasıklar topluluğundan razı olmaz.
BATIN MANASI : Vücut ülkesinde Ben Zatı, Sen sıfatları, O Efali ilahiyeyi remzeder. Siz dendiğinde ise senin çoğulcu yani tüm sıfatlara hitaben söylenir. Sıfatlar kemalen her tecelli için melekedir yani zat subut ve selbi her sıfat tecelliye mazhardır. Örneğin İlim sıfatının akıl penceresi nefse de ruha da hizmet ettiği gibi. Yani siz denen sıfat razı olsa da, Allah razı olmaz yani Zatın rızasına uygun bir fiil uygun bir zuhurat gerçekleşmez. Fasık ise fitne ve fesad ın razı olunmayan yüzü olan ikiliği istemesidir. İkilikten Zat razı olmaz mutlak zat 1 olmayı Sıfatlar ikiliği ister. Rabbım birliğe erdikten sonra sıfatlara tecelli ile güzel ahlakı zuhur ettiren fiillerle mazhar olmayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 97. AYET
اَلْاَعْرَابُ اَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَاَجْدَرُ اَلَّا يَعْلَمُوا حُدُودَ مَا اَنْزَلَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِهٖ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ
OKUNUŞU : El ağrâbu eşeddu kufrav ve nifâgav ve ecderu ellâ yağlemû hudûde mâ enzelallâhu alâ rasûlih, vallâhu alîmun hakîm.
ZAHİR MANASI : Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allahʼın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
BATIN MANASI : Çöl insanları vücut ülkesinde zikirden fikirden uzaklaşan, Hakkın tecellileri olan yeşermeyi sağlayamayıp, şeriatını yaşamayı bırakarak, yeşerip büyüyemeyen ve meyve veremediğinden hakikat zevklerinden de uzaklaşan ihvanlar. İnkâr eden yani bildiği halde yalanlayan, birlik yerine de nifakı ikiliği seçen yani yalnız batıncılığı yada yalnız şeriatı benimseyerek Tevhidden uzaklaşıp ötekileştirenlerdir. Zira bunlar tevhidin ahkamının dışına çıktıkları için de Allah ve Resülünün bu günkü tecelligahları kılınan Ehli Tevhid Hakkel Yakîn Mürşidi Kamilleri de tanımamaktadırlar. Rabbım Hakkıyla Tevhidi yaşayan kullarından olmayı cümle İhvan-ı Güzine ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 98. AYET
وَمِنَ الْاَعْرَابِ مَنْ يَتَّخِذُ مَا يُنْفِقُ مَغْرَمًا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ الدَّوَائِرَ عَلَيْهِمْ دَائِرَةُ السَّوْءِ وَاللّٰهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ
OKUNUŞU : Ve minel ağrâbi mey yettehızu mâ yunfigu mağramev ve yeterabbesu bikumud devâir, aleyhim dâiratus sevé’, vallâhu semîun alîm.
ZAHİR MANASI : Ve bedevilerden öyleleri vardır ki, infak ettiği şeyi bir ziyan sayar. Ve sizin hakkınızda hadiselerin gelmesine intizarda bulunur. Kötü bir hadise onların üzerlerine olsun. Ve Allah Teâlâ kemaliyle işiticidir ve bilicidir.
BATIN MANASI : Nefis ehline ruhun davranışları eza yani ziyan, Ruh ehline de nefsin filleri ziyandır. Vücut ülkesinde kişinin Kemal derecesi onun Resullüğü’dür gönül müftüsü de onun ruh güneşidir, Nefsin filleri için Kemal derecesine gönül müftüsünce nida da bulunur ki süfli fillerden kurtulmak için, tam zıttı olarak da nefis ehli yalvarma yerine intizar da bulunur intizarlar kötü hadiseleri, dua ve yalvarışlarda iyi hadiseleri çağırır. Rabbım bu vücut ülkesinde ruhun emrinde ve gönül müftüsüyle olmayı cümle kardeşlerimize ihsan eylesin inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 99. AYET
وَمِنَ الْاَعْرَابِ مَنْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنْفِقُ قُرُبَاتٍ عِنْدَ اللّٰهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِ اَلَا اِنَّهَا قُرْبَةٌ لَهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ اللّٰهُ فٖى رَحْمَتِهٖ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
OKUNUŞU : Ve minel ağrâbi mey yué’minu billâhi vel yevmil âhıri ve yettehızu mâ yunfigu gurubâtin ındallâhi ve salevâtir rasûl, elâ innehâ gurbetul lehum, seyudhıluhumullâhu fî rahmetih, innallâhe ğafûrur rahîm.
ZAHİR MANASI : Yine bedevilerden öyleleri vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır; harcadığını Allah katında yakınlarına ve Peygamberin dualarına vesile sayar; gerçekten bu, onlar için bir yakınlıktır. İleride Allah, onları rahmeti içine koyacaktır; çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
BATIN MANASI : Vucüt ülkemizde Rahmete de Rahimiyet de mazhariyet ayrı ayrıdır, ikisi de Rahmettir amma umum ve özel farkı vardır. Vücudumuzun çorak yönleri ilim sahibi olanın şuhuda, şuhud sahibi olanın yaşama, yaşamaya gayret edenlerin daim O’nda O olmaya ihtiyacı vardır. Nasıl ki avam için kurban kesip etiyle karın doyurmak yakınlık ise, Efal Sıfat ve Vucudun ifnasıyla da kurban kesilir, bunlar diyor mutlaka Rahmetsiz kalmayacaktır, peki Rahimiyetine nasıl mazhar olunur bu yaklaşımda Rabbım’ın kuluna yaklaşımıdır, Zatından Sıfatına Sıfatından da esma alarak Filleriyle zuhura gelişi dir. Rabbım yakınlarımız olan fiillere peygamberimiz olan sıfatlarına ve duası olan isteyen dileyen Murad eden olan zatına yakîn kılsın inşallah. Amin.
TEVBE SÛRESİ 100. AYET
وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرٖينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذٖينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖى تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا اَبَدًا ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ
OKUNUŞU : Ves sâbigûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum biıhsânir radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ, zâlikel fevzul azîm.
ZAHİR MANASI : Muhacirlerle Ensardan Sabikun-i evvelin =İslam’da ilk grubu oluşturanlar ve iyi amellerle onların ardınca gidenler, işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah’tan razı oldular ve onlara altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük kurtuluş budur.
BATIN MANASI : Ebedi kurtuluş mutlak ve sonsuz kurtuluştur. Buda fena tahsili ile varlığın ifnası beka zevkleri olan bu vücut ülkesinin altı olan iç alemimiz yani vahdet aleminde ırmaklar olan su süt şarap ve bal zevkleriyle daim yaşamaktır. Rabbım ihsan eylesin inşallah. Amin.
